Data Loading...

FEN PERFORMANS ÖDEVİ ECE ELLİALTIOĞLU &DERİN YAYIMLI-dönüştürüldü Flipbook PDF

FEN PERFORMANS ÖDEVİ ECE ELLİALTIOĞLU &DERİN YAYIMLI-dönüştürüldü


165 Views
43 Downloads
FLIP PDF 1.12MB

DOWNLOAD FLIP

REPORT DMCA

Kanser Nedir? Kanser, vücudun herhangi organ ya da dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Kanser oluştuğu dokuya göre adlandırılır. 200'den fazla tipi tespit edilmiştir. En sık görülen ve ölüme yol açan kanser türleri akciğer, mide, karaciğer, kolon ve meme kanseridir. Kanser oluştuğu bölgeden başka organ ve dokulara yayılırsa, buna metastaz denir.

Kanser neden oluşur? Kanser oluşumunda ana etken genetik yapının yani DNA'nın doğuştan ya da edinsel etkenlerle bozulmasıdır. Ailenizde kanserli bireyler varsa kansere yakalanma riskiniz fazladır. Ancak yaşamınız boyunca maruz kaldığınız radyasyon, toksik maddeler, bazı virüsler ve sahip olduğunuz kanser dışı hastalıklar kansere yol açabilirler. Genel olarak kanser oluşumuna yol açan faktörler: 1. Yaş 2. Kansere neden olan maddeler (Aflatoksin, arsenik, asbest, benzen, berilyum, kadmiyum, kömür katranı, solunabilir silika, formaldehit, krom, kömür dumanı soluma, nikel, radon, pasif sigara dumanı, kurum, sülfürik asit) 3. Kronik iltihap 4. Kötü beslenme 5. Hormonlar 6. Bağışıklık sisteminin zayıf olması 7. Şişmanlık 8. Radyasyon 9. Tütün

Kanser nasıl oluşur? Yukarıda kanser nedenleri olarak saydığımız faktörler her insanda kanser oluşturmaz. Bunun nedeni kanser gelişimine genetik yatkınlıktır. Doğuştan veya edinsel faktörler DNA hasarı yaparak doku ve organlarda anormal hücre çoğalmasına neden olurlar. Hücreler kansere neden olabilen etkenlerle uzun süre karşılaşınca, hücrelerde bazı mutasyonlar gelişebilir. Bu kronik maruziyetler bir dizi mutasyonlarla hücrelerde kanseröz değişiklikleri meydana getirebilir. Bu tip anormal hücreler herkeste gelişebilir, ancak yeterli bir immün sistem bu hücreleri tanır ve ortadan kaldırır veya tamir eder. Organizmanın immün sisteminde de bir zafiyet olması sonucu, yapısı bozulan hücrelerde kontrolsüz çoğalma artar ve kanser kitleleri oluşur. Yine biyolojik yapısında başka değişikliklerin de gelişmesi ile metastaz özelliği kazanır ve uzak organlara yayılmaya başlar.

Kanser Oluşumunda Genetik Faktörü Vücudumuzda dokuların, organların en küçük birimi olan hücrelerin büyümesi ve fonksiyonları, bir program gibi yol gösteren, hücre çekirdeğinde bulunan kromozom denilen yapılarda bulunan genlerle, kontrol edilir. Genlerin yapı taşı olan DNA molekülünde, mutasyon dediğimiz değişiklikler, kanser ve bir çok metabolik hastalıklara yol açar. İnsanlarda ortaya çıkan kanserlerin %10’u kalıtımsaldır. Yani, o organa özel bazı genlerdeki değişikliklerin bir nesilden diğerine geçmesi anlamına gelir. Kişi anormal genlerden birini taşırsa, hayatının bir evresinde kansere yakalanma olasılığı normal insanlardan çok daha yüksektir ve aynı riski kendi çocuklarına da aktarabilir.

Genler birçok kanser türüne zemin hazırlayabiliyor Meme kanserlerinin çoğunluğu, bilinmeyen bir sebeple, ani olarak ortaya çıkar. Ayrıca, %10’luk bir oranla kalıtımsal olarak anne ve babadan çocuğa geçen mutasyona uğramış anormal genler sebep olabilir. Bu genlerden en önemlileri, DNA’nın normal durumunu kontrol altına alarak, kontrolsüz hücre büyümesini önleyen BRCA (meme kanseri geni) genleridir. Mutasyonal değişiklikler, genlerin fonksiyonunu gerçekleştirmesine engel olarak, kalıtımsal meme, yumurtalık, rahim ağzı (serviks), rahim (uterus), mide, pankreas, safra kesesi ve kalın barsak kanseri gelişme eğilimini artırır.

Kanserde Çevresel Faktörler Kanser ve Çevre Kanser, ciddi bir hastalık. Oluşumunda çevresel faktörler, doğrudan etken olmasa bile önemli bir rol oynamaktadır. Çevre, canlıların gelişmesini sağlayan ve onları sürekli olarak etkileri altında bulunduran fiziksel, kimyasal , biyolojik ve toplumsal faktörlerin bütünüdür. Kanser ise insan vücudundaki hücrelerin tetikleyici bir faktörle anormal bir şekilde hızla bölünmeye başlamasıdır. Kimi kişilerin genetik şifresi, kanser oluşmasına müsait bir alt yapı sağlar. İşte bu kansere eğilimli genetik şifre, ister doğuştan kalıtımla isterse sonradan kazanılsın, kimyasal, fiziksel ve mikrobik bir takım etkilerle birleşince vücutta normal hücreler çoğalma kontrollerini kaybedip hızla kanser hücrelerine dönüşürler. Günümüzde, kanseri tetikleyen bu kimyasal ve fiziksel maddeler, yazık ki yaygın olarak kullanılmaktadır. Kanserle ilişkisi gösterilmiş kimyasal, fiziksel ve biyolojik etkenler nelerdir? BESLENME VE KANSER İLİŞKİSİ En sık görülen kanserler beslenme tarzına bağlı olarak ortaya çıkanlarıdır. Daha çok sindirim sisteminde görülürler. Özellikle Batı, Uzak Doğu, Türkiye’de de Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde bu kanser türleri yaygındır. • • •

• •



Aşırı sıcak yiyecek ve içecek tüketme alışkanlığı sindirim yollarında tahribata yol açabilir. Bu da yemek borusu kanserlerine sebep olabilir. Nitrat ve nitrozamin gibi kanseri tetikleyici kimyasal maddeler, salam, sosis, konserve et ve balık gibi besinlerde koruyucu katkı maddesi olarak kullanılır. Mangal vs. gibi kömür ateşinde tütsülemek suretiyle pişirilen yemekler de mide kanserine sebep olabilir. Özellikle etteki yağın ateşe damlamasıyla duman ve alev miktarı artar. Bu durum kanser yapıcı madde oluşumuna yol açar. Ayrıca kızartarak pişirme şekillerinde, yüksek ısı nedeniyle yağda yapı değişikliği olur. Yapısı değişmiş yağın da kızartmalarda tekrar tekrar kullanımı son derece sağlıksızdır. Aflatoksin denen bir çeşit mantarın ürettiği bir zehir türü, karaciğer kanserine yol açmaktadır. Bu zehir, yer fıstığı, kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve tahıllara bulaşarak yerleşir. Korunmanın en iyi yolu, bu tür besinlerin nem oranı düşük, kuru ve hava alan depolarda saklanmasıdır. Aşırı yağ tüketiminin, özellikle doymuş yağlar denilen margarin ve benzerlerinin kanser yapıcı etkisi bilinmektedir. Günümüzde fast-food denen, yağ ve rafine şeker gibi besin oranının yüksek, posa oranının düşük olduğu beslenme tarzına sahip toplumlarda, mide, bağırsak, meme kanseri daha sık görülmektedir. Yeterince posalı gıda tüketmeme, kalınbağırsak kanserinin oluşumunda etkilidir. İçinde katkı maddeleri ve besin boyaları bulunan gıdalar da kanser için risk faktörüdür.

ÇEVREMİZDEKİ KİMYASAL KANSEROJENLER •

• • • • • • • • •

Kanserden ölümlerin % 30’u sigarayla ilişkilidir. Sigarayla ilişkisi kanıtlanmış kanserler, akciğer ve solunum yolları, baş-boyun, yemek borusu, idrar torbası, böbrek, pankreas kanserleridir. Sigara dumanında 250’yi aşkın kanser yapıcı madde vardır. Tütünün çiğnenmesi, pipo, puro kullanımında da risk aynıdır. Kanser görülme oranı, içilen sigaranın miktarı ve süresiyle doğru orantılıdır. Ayrıca pasif içicilik denen sigara dumanına maruz kalma durumunda da sigara içenler kadar risk söz konusudur. Asbest denen madde yanmaz olması ve dayanıklılığı nedeniyle sanayide çok kullanılır (özellikle çimento ve tekstil sanayiinde). Asbest kullanımı akciğer ve akciğer zarı kanserini tetikleyebilir. Deri ve kumaş boyayanlarda, yapma çiçek ve boyama kağıt üzerine uğraşanlarda, kullanılan arsenik sonucu cilt ve akciğer kanseri gelişebilir. Benzen maddesi, boya, cila ve yapıştırıcı maddelerin içeriğinde yer alır. Bunların uzun süre solunması durumunda kan kanseri gelişebilir. Kadmiyum maddesi de kanser yapıcıdır. Maden ocakları, rafineriler, sanayi artıkları, suni gübreler, bazı böcek ilaçları, motor yağları, metal kaplamalar kadmiyumun başlıca kaynaklarıdır. Prostat ve akciğer kanserine yol açabilir. Krom maddesi de solunum yolları kanseri sebeplerinden biridir. Krom kaplama bir çok ev eşyasında, mimari süsleme parçalarında, otomobil ve bisiklet parçalarını korumada ve parlak görünmesi istenen her eşyada kullanılmaktadır. Nikel, pillerde ve metal kaplamalarda kullanılır. Akciğer ve burun boşluğu kanserine yol açabilir. Katran, deri ve akciğer kanseri sebebidir. Asfalt yapımı ve çatı kaplama işleri katranın kullanıldığı yerlerdir. Vinil klorür, PVC plastiklerde kullanılır. Karaciğer kanserine yol açar. Evlerde kullanılan birtakım temizlik maddelerinin içerdiği bazı kimyasallar da kansere yol açabilir. Bu nedenle, temizlikten sonra su ile durulamaya çok özen gösterilmelidir.

FİZİKSEL KANSER YAPICI MADDELER • • •

Radyasyon: Röntgen ışınlarına yoğun olarak maruz kalmaya bağlı olarak kanser ortaya çıkabilir. 2. Dünya savaşı’nda Japonya’ya atılan atom bombası sonucunda sağ kalanlarda çeşitli kanser türlerinde artış olması, radyasyon-kanser arasındaki ilişkiye iyi bir örnektir. Ultraviyole ışınları: Güneş ışınlarının altında çok uzun süreli kalma sonucu cilt kanserleri gelişebilir. Elektrik ve manyetik alanlar: Özellikle yüksek gerilim hatları çevresinde yaşayanlarda kan kanseri geliştiği tespit edilmiştir.

BİYOLOJİK KANSER YAPICI MADDELER. • •



• • • •



Hepatit B ve hepatit C mikroplarının karaciğer kanserine (hepatoselluler karsinoma) yol açtığı biliniyor. Karaciğer kanserlerinin nerede ise 1/3 bu virüsleri kronik olarak taşıyan hastalarda görülmektedir. Human Papilloma Virus en sık görülen temasla bulaşan hastalıktır. Kadın ve erkekte vücudun herhangi bir yerinde cilt (siğil) ve ağız, boğaz ve genital bölge mukozasında yerleşir, 100′den fazla virüs tipinin dahil olduğu bir gruptur. Kondilom denilen genital siğillerden HPV sorumludur. Ayrıca bazı tipleri, cilt hücrelerinde ve cinsel organ mukozal yüzeylerinde kanser öncesi değişimlere neden olmaktadır. Bu değişimler özellikle kadınların servikal bölgelerinde meydana gelmektedir.Kadınlarda görülen kanserler arasında en çok 2. sırada görülen servikal kanserin %90 HPV ile ilişkisi gösterilmiştir. Bununla birlikte penis, anus, vajen ve vulva kanseri yanında ağız ve boğaz kanserleri ile ilişkili bilinmektedir. HIV AIDS’e yol açan virüstür. Savunma sistemi hücrelerini çökertir. Bu neden ile direk olarak kansere yol açmasa dahi, savunma sistemi yetersizliğine yol açar. Böylece oluşan kanser hücreleri ile savaşamayan insan organizmasında bir çok kanserin görülme olasılığı artar. Bunlar arasında Kaposi sarkomu, serviks kanseri, non Hodgkin Lenfoma, santral sisnir sistemi lenfoması, Hodgkin lenfoma, anus, akciğer ve karaciğer kanserleri vardır. Retrovirüslerin ise hemapoetik kanserler yanında sarkom ve karsinomlara yol açarlar. Herpetik virüslerin lenfomalarla ve sarkomlarla (Kaposi Sarkomlu tüm hastalarda Human Herpes Virus 8 izole edilmiştir.) ilişi gösterilmiştir. Epstein- Barr virüsü enfeksiyöz momonukleosis, Mono veya Öpücük hastalığı olarak bilinen bir hastalığa yol açar. Burkitt Lenfoma ve nasoparingeal bölge, yani burun ve boğaz bölgesini etkileyen kansere yol açar. Bakterilerin kanserle ilişkisi uzun yıllar ortaya konulamamıştır. Bununla birlikte çok az bir kısmının kanserlerle ilişkili olduğu çok yakın zamanda gösterilmiştir. Bunlar arasında en populer olan Helikobakter Pilori ile mide kanseri ilişkisidir. Mideye yerleşip kronik ülsere yol açan bu bakterinin mide lenfoması ve adenokarsinoma ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında Salmonella Typhi ve Paratyphinin safra kesesine yerleştiği ve kronik infeksiyona bağlı safra kesesi kanserlerine yol açtığı gösterilmiştir.

Kanser, ciddi bir hastalık. Oluşumunda yukarıda ancak bir kısmını sayabildiğimiz çevresel faktörler, doğrudan etken olmasa bile önemli bir rol oynamakta. Teknolojiden faydalanırken yan etkilerinden korunmak için hayatın her alanında doğal ürünleri kullanmak ve temizliğe dikkat etmek kanseri engellemede en önemli adımlardır.

Safra Yolu Kanseri Risk Faktörleri Risk faktörü olarak tanımlanan etmenler, bir hastalığın gelişme olasılığını arttıran etkenlerdir.Ancak burada belirtilmesi gereken nokta şudur ki; bir kişinin bir veya birden fazla risk faktörüne sahip olması o kişide mutlaka o kanserin/veya hastalığın gelişeceği anlamına gelmemektedir. Risk faktörlerine sahip olduğu halde hastalık/kanser gelişmeyen insanlar bulunmaktadır.

Tanısı: Safra yolu kanserlerinde tanıda kullanılan tetkik ve yöntemler şunlardır; • • • •

Kan tetkikleri; Karaciğer fonksiyon testleri, bilirubin, CEA ve CA 19-9 belirteçleri yükselebilir. Ultrasonografi, MR, bilgisayarlı tomografi gibi farklı görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Kolanjiografi yapılarak safra kanalları görüntülenebilir Anjiyografi yapılarak damar yapıları görüntülenebilir

Tedavi: Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup, tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler ;cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir.

Prostat Kanseri Prostat, erkek üreme sisteminin parçası olan bir salgı bezidir. Mesanenin (idrar kesesi) altında yer alır. Prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu prostat kanseri gelişebilir. Ülkemizde ve dünyada, erkeklerde akciğer kanserinden sonra ikinci sıklıkla en sık görülen kanser prostat kanseridir . Prostat kanserinin kesin nedenleri bilinmemekle birlikte: • • •

Yaş ilerledikçe risk artmaktadır. Birinci derece akrabasında (baba, erkek kardeş, abi) prostat kanseri görülenlerin bu kansere yakalanma riski diğer insanlara göre iki kat daha yüksektir. Doymuş yağlardan (hayvansal gıdalarda bulunan yağlar, tereyağı, margarin, iç yağı, kuyruk yağı) ve kırmızı etten zengin, sebze-meyveden fakir beslenme alışkanlığı prostat kanseri riskini arttırabilmektedir.

Prostat kanseri erken evrede hiçbir belirti vermez. Kanser dokusu büyüdükçe aşağıdaki bazı şikayetlere yol açabilir: • • • • • • •

Sık idrara çıkma Gece idrara kalkma Kesik kesik idrar yapma Zor idrar yapma Ağrılı idrar yapma Kanlı idrar Kanlı meni

Belirtileri • • •

Pankreas Kanseri

İdrarda ve ciltte sararma Üst/orta karın veya sırt bölgesinde ağrı Açıklanamayan kilo kaybı/iştah kaybı/yorgunluk

Risk Faktörleri Risk faktörü olarak tanımlanan etmenler, bir hastalığın gelişme olasılığını arttıran etkenlerdir.Ancak burada belirtilmesi gereken nokta şudur ki; bir kişinin bir veya birden fazla risk faktörüne sahip olması o kişide mutlaka o kanserin/veya hastalığın gelişeceği anlamına gelmemektedir. Risk faktörlerine sahip olduğu halde hastalık/kanser gelişmeyen insanlar bulunmaktadır. Hastalığın sebebi bilinmemekle birlikte bilinen risk faktörleri şunlardır; • • • •

Sigara içme Kronik (Uzun süreli) pankreas iltihabı Uzun süreli Tip2 Diyabet Tanısı bulunması Bazı genetik hastalıklar; Lynch Sendromu, Peutz Jeghers Sendromu, Herediter BRCA-2 mutasyonu ilişkili meme/over kanseri

Tanı Pankreas Kanseri tanısında en fazla kullanılan yöntemler görüntüleme yöntemleridir (Röntgen, Bilgisayarlı tomografi, MR, Ultrasonografi) Tedavi Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup, tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler ; radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi gibi farklı seçenekleri içermektedir.

Mide Kanseri

Mide kaburgaların altında karnın üst bölgesinde yer alan içi boş büyük bir organdır. Yiyecekler ağızdan özefagus (yemek borusu) aracılığıyla mideye ulaşırlar. Midede yiyecekler sıvı hale dönerler. Sıvı hale gelmiş yiyecekler ince bağırsaklara hareket ederler ve oradan da diğer sindirim aşamalarına devam edilir. H.Pylori virüsüne bağlı gelişen enfeksiyon, mide kanserinin en sık bilinen sebebidir. Tanı Mide kanserinde temel tanı aracı üst gastrointestinal endoskopidir. Bu yöntemle mide iç yüzeyi tamamen görülür ve şüpheli alanlardan biyopsi alınarak tanı konulur. Endoskopi ve biyopsi ile mide karsinomlarının %95’den fazlası tanımlanabilir. Tanı konulduktan sonra hastalığın evresini belirlemek amacıyla farklı tetiklerin yapılması gerekebilir (Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi veya MR gibi). Tedavi Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup, tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler ; radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir.

Mesane Kanseri

Mesane içerisinde yer alan hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğaldıkları zaman ortaya çıkmaktadır Risk Faktörleri Esas olarak nedeni bilinmemekte olup bilinen olası risk faktörleri şunlardır; • • • •

Sigara içme Kronik(uzun süreli) mesane enfeksiyonu Bazı kimyasallara(Benzen ve arilamin gibi) maruziyet Daha öncesinde tedavi amacıyla alt karın bölgesine radyoterapi uygulanması

Belirtileri En sık görülen belirti idrarda kan görülmesidir. Diğer belirtiler şunlardır; Sık idrara çıkma veya acil idrara çıkma ihtiyacı hissetme İdrar yaparken sırtta veya alt karın bölgesinde ağrı hissetme Tanı Mesane kanserinde temel tanı aracı sistoskopidir. Sistoskopi esnasında, ince bir tüple idrar yollarından girilerek mesane incelenmekte, gerekli görüldüğü takdirde biyopsi alınmaktadır. Tanıda ve evrelemede farklı tetkikler de gerekli olabilir(Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi veya MR gibi). Tedavi Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup, tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler; radyoterapi, kemoterapi gibi, cerrahi farklı seçenekleri içermektedir.

Karaciğer Kanseri Belirtileri En sık görülen belirtiler şunlardır; • • • • • •

Üst karın bölgesinde rahatsızlık hissi Karında şişkinlik hissi Karnın sağ üst kısmında sırta vuran ağrı Açıklanamayan kilo kaybı,iştahsızlık, yorgunluk Ciltte ve gözlerde sararma Bulantı

Tanı

Karaciğer Kanserinde farklı tanı yöntemleri kullanılabilmektedir (Ultrasonografi, Mr, Bilgisayarlı Tomografi, laparoskopi gibi)

Tedavi Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup, tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler ;cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir.

Kan Kanseri (Lösemi) Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür. Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler. Kan kanserinin hücre tipine göre (myeloid, lenfoid gibi) ve hastalığın süresine göre (akut, kronik) çeşitleri vardır. Löseminin gelişme nedeni bilinmemekle birlikte, bilinen risk faktörleri şunlardır; • • • • • • •

Atom bombası gibi çok yüksek düzeyde radyasyon maruziyeti, Bazı kimyasallar (Benzen gibi) Kemoterapi veya radyoterapi öyküsünün bulunması Bazı genetik rahatsızlıklar (Down Sendromu gibi) Miyelodisplastik sendrom gibi bir takım kan hastalıklarına sahip olma Sigara Aile öyküsü

Tanı Lösemi tanısında en sık kullanılan tanı yöntemleri şunlardır; • •

Kan testleri Kemik iliği biyopsisi,

Tedavi Tedavi şemaları hastalığın tiplerine ve safhalarına göre değişiklik gösterir. Radyoterapi, kemoterapi, immunoterapi ve kemik iliği nakli başlıca tedavi şekilleridir.

Akciğer Kanseri Akciğer vücudumuzun oksijen gereksinimini sağlayan organımızdır. Her organ gibi akciğerimiz de birçok hücreden oluşur. Bu hücreler akciğerin normal olarak görevini yapabilmesi için ihtiyaç doğrultusunda bölünerek çoğalırlar. Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak oranlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir. Tanı Nasıl Konulur? Düz akciğer röntgenleri ile akciğerde kitle görülen hastalara,öncelikle bilgisayarlı tomografi çekilir.Elde edilen üç boyutlu görüntü ile kitleye nasıl ulaşılabileceğine karar verilir.Hastadan ya tomografi rehberliğinde ya da bronkoskopi dediğimiz ince bükülebilir bir tüple akciğerine ulaşılarak iğneyle parça alınır.Bu işleme biyopsi adı verilir. Gerekli görüldüğü takdirde farklı görüntüleme tetkikleri de yapılabilir. Tedavi; Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup, tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler ;cerrahi, hedefe yönelik tedaviler radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir.

Meme Kanseri Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Hayat boyu her 8 kadından birinin kansere yakalanma riski vardır. Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerden gelişen kanserlerdir. Meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilir. En sık görülen tipi; meme kanallarından kaynaklanan “duktal” kanser denen kanserlerdir. Süt üreten bezlerden köken alan “lobüler” kanserler de sık görülür. Ayrıca diğer dokulardan kaynaklanan daha nadir medüller, tübüler, müsinöz gibi tipleri de vardır. Tanı: Erken evrede meme kanserleri diğer kanser çeşitlerinde olduğu gibi ileri dönemlere gelene kadar belirgin bir belirti vermeyebilir. Erken teşhiste en önemli faktör, kişinin bu konuda bilinçlendirilmesidir. Bu nedenle, meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamanız çok önemlidir. Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını arttırır. Erken tanı için üç temel yöntem uygulanabilir. Bunlar ; evde kendi kendine yapılan meme kontrolleri ( Kadınların 20 yaşından sonraki dönemde, her ay memelerini kendi kendilerine muayene etmeleri gereklidir.)Meme dokusu içerisinde herhangi bir şüpheli kitle ele geldiğinde vakit geçirmeden doktora başvurunuz. Ayrıca 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir mamografi tetkiklerini yaptırmaları gerekmektedir. Tarama: Normalde 20 yaşından sonra meme muayenesi ve yılda bir kez doktorda meme muayenesi yaptırmanız önerilir. Bu nedenle, erken dönemde hastalığın yakalanması için kadınların bilgi sahibi olması gereklidir. 50 yaşından sonra 2 yılda bir mamografi çekilmesi önerilmektedir.

KAYNAKÇA http://drmehmetinan.net/kanser-ve-cevre/ https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/kanser-turleri/kanser-turleri/kanser-dairesi-baskanligi-kanser-turleriserviks-kanseri.html https://www.google.com/search?q=kanser+neden+olu%C5%9Fur&tbm=isch&ved=2ahUKEwj56JvkooXwAhVVNe wKHR6yB3wQ2cCegQIABAA&oq=kanser+neden+olu%C5%9Fur&gs_lcp=CgNpbWcQAzoECCMQJzoFCAAQsQM6AggAOgYIABAFE B46BggAEAgQHjoECAAQGFCgrwFYl84BYIzVAWgBcAB4AIABdogBoAySAQQwLjE0mAEAoAEBqgELZ3dzLXdpei1pb WfAAQE&sclient=img&ei=a9N6YLmHLtXqsAee5J7gBw&bih=722&biw=1536&rlz=1C1SQJL_trTR937TR937#imgrc= wtDhHbq2ak3yNM https://hisarhospital.com/genetik-egilim-kanser-olusumunda-onemli-bir-risk-faktoru-mu/ Eis yayınları 10. Sınıf Biyoloji Ders Anlatım Föyü