Data Loading...

TBMM Dergi Haziran Flipbook PDF

aslında adHaziran Bulten ıc


117 Views
59 Downloads
FLIP PDF 28.1MB

DOWNLOAD FLIP

REPORT DMCA

bu ay

MECLİSTEN HABERLER

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, MOSKOVA’YA RESMÎ BİR ZİYARET GERÇEKLEŞTİRDİ

1 -2 - 3 Temmuz 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, beraberindeki TBMM heyeti ile birlikte Rusya’nın başkenti Moskova’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirdi

Türkiye Büyük Millet Meclisi

TBMM Başkanı Şentop’a Dışişleri Komisyonu Başkanı AK PARTİ İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Dışişleri Komisyonu Üyesi Türk - Rus Toplumsal Forumu Eş Başkanı, NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanvekili ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar, Dışişleri Komisyonu Üyeleri MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ve İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin ile Türkiye - Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK PARTİ Manisa Milletvekili Murat Baybatur’dan oluşan heyet eşlik etti.

Başkanı Valentina Matviyenko’nun

8

HAZİRAN 2019

Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ve Rusya Federasyon Konseyi katılımlarıyla “2. Uluslararası Parlamentarizmin Gelişimi Forumu” Moskova’da gerçekleştirildi. 1 Temmuz 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, beraberindeki parlamento heyetiyle, Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlenen “2. Uluslararası Parlamentarizmin Gelişimi Forumu”nun açılışında yaptığı konuşmada sözlerine, Irkustk bölgesinde yaşanan sel felaketinde

TBMM Başkanı Faaliyetleri

süreçlerle iş birliklerinin çeşitlendirildiğini vurgulayan Şentop, “Ülkemize yakın veya uzak demeden, ülkelerle ilişkilerimizi birbirimizin alternatifi değil, aksine tamamlayıcısı olarak görüyoruz.” dedi. Türkiye’nin 242 dış temsilcilikle dünyanın en geniş temsil ağına sahip 5. ülkesi olduğuna değinen Şentop, iş birliği anlayışıyla bölgedeki sorunlara etkin çözümler getirmek için çalıştıklarının altını çizdi. TBMM Başkanı Şentop, Astana toplantılarıyla Suriye’de sahadaki durumu düzeltmeye çalıştıklarını, Cenevre sürecine destek olarak siyasi süreci ilerletme hedefine katkıda bulunduklarını söyledi.

hayatını kaybedenlere başsağlığı, ailelerine de sabır dileyerek başladı. Dünyanın içinden geçtiği kapsamlı değişim sürecinin birçok alanda tehdit ve riskleri beraberinde getirdiğini belirten Şentop, diplomasinin, diyalog ve iş birliği kanallarının her zamankinden daha etkin şekilde çalışmasının önemine işaret etti. TBMM Başkanı Şentop, Türkiye’nin çok kritik bir coğrafyada yer aldığını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü. “Yakın çevremiz çeşitli zafiyetler barındırıyor. Bölgemizdeki istikrarsızlığın yarattığı sorunlar, terör ve göç dalgaları olarak sınırlarımızı zorluyor. Böyle bir ortamda Türkiye için sahada ve masada güçlü, kararlı bir dış politika seçenek değil, zorunluluktur. Türkiye olarak dış politikada, girişimci ve insani yaklaşımı benimsiyoruz. Amacımız yakın çevremizde uluslararası düzeyde güvenlik, istikrar ve refahın tesisine yardımcı olmaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinin uygulanmasını temin etmektir.” Türkiye’nin komşuları ve diğer ülkelerle ikili ilişkileri yürütürken iş birliği ruhuyla hareket edildiğini, farklı

Türkiye’nin, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) dönem başkanlığı yaptığı süreçte “Filistin” konusuyla ilgili iki defa olağanüstü zirve toplantısı yapıldığını, önemli kararlar alındığını hatırlatan Şentop, “Filistin meselesi, bölgemizin ve dünyanın kanayan yarasıdır. İki devletli çözüm vizyonuna zarar verecek bütün girişimlere tepkimizi en açık biçimde ortaya koyuyoruz.” diye konuştu. Terörün coğrafya ayırt etmeksizin tüm dünyanın belası olduğunu belirten Şentop, Türkiye’nin uluslararası terörizmle mücadelede en ön safta yer almaya çalıştığına dikkati çekti. TBMM Başkanı Şentop; terörizm, aşırıcılık ve radikalleşmeyle mücadelede uluslararası toplumu harekete geçirmek için somut adımlar atma mecburiyetinde bulunduklarını vurguladı. TBMM Başkanı Şentop, şu ifadeleri kullandı: “Terörizmle mücadelenin samimi ve kapsamlı olması elzemdir. FETÖ, PKK, PYD/YPG ve DEAŞ arasında bir fark yoktur. ‘İşe yarayan kullanışlı, işe yaramayan kullanışsız’ terörist ayrımını kesinlikle reddediyoruz. Tüm dostlarımızın da bu gerçeğin bilincinde hareket etmesini bekliyoruz. DEAŞ söz konusu olduğunda yükselen seslerin PKK, FETÖ ve diğerleri için de yükselmesi gerektiğine inanıyoruz. Sayın (Duma Başkanı Vyaçeslov) Volodin’in de belirttiği gibi objektif, tek standartlı kriterlerle ortak terörist örgüt listeleri belirleyebilmeliyiz. Terörist örgütlerin, siyasi enstrüman olarak kullanılmasını peşinen reddetmeliyiz.”

9

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM Başkanı Şentop, Türkiye’nin coğrafya ayırt etmeksizin mazlumların sesi ve sığınağı konumunda olduğunu belirtti. Türkiye’nin insani yardımlarının millî gelire oranı açısından dünyada birinci sırada yer aldığını hatırlatan Şentop, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğunu ve 3,6 milyon Suriyeliye de koruma sağladığını dile getirdi. TBMM Başkanı Şentop, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslararası kuruluşların sadece belirli ülkelerin çıkarına değil, tüm insanlığın yararına hizmet etmesi gerektiğini kaydetti. Bu yönde kapsamlı bir reformdan geçirilmelerinin önemine işaret eden Şentop, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bağlamında ‘Dünya beşten büyüktür’ düsturu, bunu en açık biçimde ortaya koymaktadır.” dedi. Konferansta Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da birer konuşma yaptı. Konferans kapsamında “Uluslararası Güvenlik: Barış ve İstikrar için Kanun Koyucuların Diyaloğu”, “Dijital Gelecek için Yasa Yapım Süreci ve Yasal Çerçeve: Zorluklar ve Çözümler”, “Parlamentolar Arası İş Birliği; İlkeler, Eğilimler”, “Yoksulluk ve Eşitsizliğin Azaltılmasında Yasal Düzenlemelerin Rolü”, “Parlamentarizmin Gelişmesinde Gençliğin Rolü: Tecrübe ve Öncelikler” başlıkları ele alınarak oturumlar ve yuvarlak masa toplantıları gerçekleştirildi.

Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Moskova’da düzenlenen “2. Uluslararası Parlamentarizmin Gelişimi Forumu”nda “uluslararası güvenlik” konusunda bir konuşma yaptı. 1 Temmuz 2019 Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, “2. Uluslararası Parlamentarizmin Gelişimi Forumu”nda yaptığı konuşmada teröristlerle mücadele etmek için iş birliği ve dayanışma teklifi yaparak “Teröristlerle etkin mücadele, uluslararası planda iş birliği ve dayanışmayı

10

HAZİRAN 2019

gerektirir. Teröristlerin hepsi kötüdür, görüldükleri yerde başları ezilmelidir. Benim senin teröristin demeden hepsine karşı örgütlenme, propaganda, para, silah ve lojistik yardımlar kesilmelidir.” ifadelerini kullandı. Barış, istikrar ve güvenliğin sağlanması, terörün önlenmesi için ülkelerin yapıcı iş birliğine ve diyaloğa açık olmaları gerektiğini kaydeden Bozkır, Birleşmiş Milletlerin (BM) uluslararası barışın sağlanması görevini tam olarak yerine getiremediğine işaret etti. Uluslararası platformlarda Türkiye’nin açıkça dile getirdiği gibi BM’nin yapısının küresel barış ve istikrarın sağlanmasına hizmet edecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Bozkır, kanun koyucuların uluslararası kuruluşların kapsamlı reformlardan geçirilmelerini tartışması gerektiğini ifade etti. Bozkır, “Bir terör örgütü eliyle diğerini yok etme politikalarının esasen daha fazla kan, daha fazla işgal, daha fazla zulüm ve gözyaşı üretmek manasına geldiğini hep hatırlamamız lazım. Bugün maalesef Suriye sahası bu acı hakikatin ispatı olmuştur. Sonuç olarak insanlığın barış, huzur ve refahını temin etmek için terör ayrım yapılmaksızın reddedilmelidir.” diye konuştu. Bozkır, terörle mücadelede ilkeli, tutarlı ve kararlı bir duruş sergilendiği takdirde bölgesel ve küresel ölçekte barış ve istikrara hizmet edilebileceğini, tehdit ve sınamalara karşı ortak bir tavır içinde olmanın herkesin çıkarına olacağını dile getirdi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ve Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, iki ülke parlamentoları arasında iş birliği protokolü imzaladı. 1 Temmuz 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Resmî ziyaret kapsamında Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, beraberindeki heyet ile birlikte Meçhul Asker Anıtı ile Kızıl Meydan’daki tarihî mekânları ziyaret etti. 2 Temmuz 2019

Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlenen 2. Uluslararası Parlamentarizmin Gelişimi Forumu çerçevesinde TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya Parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin ile görüştü. Görüşme sonrasında Şentop ve Volodin, TBMM ile Rusya Federal Meclisi arasında iş birliği komisyonunun işleyişine dair bir protokol imzaladı.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya’nın başkenti Moskova’da kendisine eşlik eden TBMM heyetiyle Kızıl Meydan yakınındaki Meçhul Asker Anıtı’nı ziyaret etti. Anıta çelenk bırakan Şentop, saygı duruşunda bulundu, milletvekilleri de anıt önüne karanfil bıraktı. TBMM Başkanı Şentop, beraberindeki heyetle Kızıl Meydan’da bulunan Sovyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin’in mozolesini de ziyaret etti.

TBMM Başkanı Şentop, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki yakın diyalog ve güçlü siyasi irade sayesinde geliştiğini belirterek bu ilişkiyi daha da ileriye taşımak için gayret gösterdiklerini ifade etti. İki liderin sık sık yaptığı görüşmelerin, ilişkilerin seyrini çok iyi şekilde yansıttığını dile getiren Şentop, siyasi ilişkilerdeki bu güzel durumun ekonomik ilişkileri de olumlu etkilediğini söyledi. Rusya’ya seyahatlerde Türk vatandaşlarına yönelik vize serbestisi sağlanması hususuna da değinen Şentop, “Serbest vize rejimini tekrar yürürlüğe sokabildiğimiz takdirde ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerimizin daha da ivme kazanacağını düşünüyorum.” diye konuştu. Rusya Devlet Duması Başkanı Volodin, ikili iş birliğinin önemli aşamalarının iki ülke liderleri tarafından belirlendiğine işaret ederek milletvekillerinin buna ayak uydurması için paylarına düşeni yapması gerektiğini vurguladı. Protokol imza töreninde TBMM heyeti de bulundu.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya’nın başkenti Moskova’da Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ile görüştü. 2 Temmuz 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ile görüşmesi öncesinde bir konuşma yaparak Rusya ile siyasi düzeyde yakalanan uyumun, başta ekonomi olmak üzere ilişkilerin tüm alanlarına sirayet ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iki ülke arasındaki

11

TBMM Başkanı Faaliyetleri

ticaret hacmi için koyduğu 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için çabaladıklarını aktaran Şentop, Rusya’nın Türk vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti sağlamasının ilişkileri olumlu etkileyeceğine dikkati çekti. Şentop, “Rusya’nın bölgeleri ile de ekonomik ve kültürel ilişkilerimizi geliştirmek, iş birliği alanlarını ve aktörlerini çeşitlendirmek istiyoruz. Bütün bunları kolaylaştıracak husus vize muafiyetidir. Vize muafiyetini tekrar yürürlüğe sokabildiğimiz takdirde ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerimizin ivme kazanacağına eminim.” ifadelerini kullandı Türkiye - Rusya ilişkilerinin sadece iki ülke arasında değil, bölgede ve dünyada da barışa katkı sağlamak için en önemli zemin olduğuna işaret eden Şentop, “İlişkilerimiz çok boyutludur. İki ülke Avrasya’da pek çok konuda iş birliği yapmaktadır. Suriye’de çatışmaların tamamen durdurulması, Suriye halkının iradesinin tam olarak yansıması için yakın ve eş güdüm içinde hareket etmektedir.” diye konuştu Matviyenko ise iki ülke lideri arasındaki son derece yoğun tempoda olan diyaloğun ikili ilişkileri daha da güçlendirdiğini, her iki ülkenin bakanları ve milletvekillerinin gündemini de belirlediğini anlattı. Erdoğan ve Putin’in sık sık görüştüğünü vurgulayan Matviyenko, “Her iki ülkenin liderleri ikili ilişkilerin tüm alanlarındaki gelişmelerin nabzını yokluyorlar, bu alanlarla ilgili gerekli talimatlar, veriyorlar ve talimatları nasıl uyguladığımızı da takip ediyorlar.” dedi. Suriye meselesinin siyasi çözümüne Rusya, İran ve Türkiye’nin katkısının uluslararası alanda paha biçilemez derecede önemli olduğunu kaydeden Matviyenko, “Rusya ve Türkiye’nin gayretleri sayesinde Suriye çeşitli terör unsurlarından temizlendi. Suriye, Irak ya da Libya senaryosunda olduğu gibi parçalanmaktan kurtuldu.” diye konuştu Görüşmede, TBMM heyeti ile Türkiye Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar da bulundu. TBMM Başkanı Şentop ve Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Matviyenko, görüşme sonrası ortak bir basın açıklaması yaptı.

12

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ve Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, iki ülke parlamentoları arasında iş birliği protokolü imzaladı. 2 Temmuz 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ile Moskova’da Federasyon Konseyi binasında görüşmesinin ardından TBMM ile Rusya Federal Meclisi arasında iş birliği komisyonunun işleyişine dair protokolün imzalanması için düzenlenen törene katıldı. TBMM Başkanı Şentop, törende yaptığı konuşmada, Türkiye ve Rusya parlamentoları arasında çok yakın ve sıcak bir ilişki olduğunu belirterek “Aslında Cumhurbaşkanlarımızın iki ülke arasındaki ilişkileri taşımış olduğu seviyeye süratle ayak uydurmak istiyoruz. Büyük gayretlerle yürütülen ilişkiler var. Bunları daha üst seviyeye taşımak ve kurumsallaştırmak için bir protokol oluşturulması çalışması vardı. Bunu imzaladık.” dedi. Parlamentolar arasında ilişkilerin ince işçiliğini yapmak üzere bir komite kuracaklarını kaydeden Şentop, bu belge ile dünya barışı ve iki ülke ilişkilerinin daha hızlı gelişmesine gayret gösterileceğini ifade etti. Matviyenko ise imzalanan protokol ile ikili ilişkilerin çok daha farklı bir seviyeye taşınacağını belirterek “Bu protokol Federasyon Konseyi ve Duma’nın, TBMM ile ikili ilişkileri bakımından daha güçlü ilişkiler kuracağı ve ilişkilerin kurumsal hâle geleceğini ifade ediyor.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya’da gazetecilere açıklamalarda bulundu. 3 Temmuz 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Moskova’daki Türk gazetecilerle bir araya gelerek Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

uluslararası anlaşmaların kalmayacağını ifade etti.

hiçbir

hükmünün

TBMM Başkanı Şentop, Türkiye’nin Moskova Büyükelçiliğinde Rusya’da yaşayan Türk vatandaşlarıyla da bir araya gelerek sorunlarını ve taleplerini dinledi. TBMM Başkanı Şentop'un vatandaşlarla sohbetinde beraberindeki TBMM heyetiyle Türkiye Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar da hazır bulundu.

Türkiye’ye S-400 hususunda başta ABD olmak üzere NATO üzerinden uluslararası baskı oluşturulmaya çalışıldığını hatırlatan Şentop, “Bunu haklı ve samimi bulmuyoruz çünkü S-300 sahibi NATO üyesi ülkeler var. Bu ülkelere itiraz yapılmıyor.” ifadesini kullandı. TBMM Başkanı Şentop, Rusya’dan S-400 satın alma meselesinin gizli saklı değil, dünyanın gözü önünde devam eden bir olay olduğuna dikkati çekti Hiç kimsenin Türkiye’ye “savunma sistemi alma” deme hakkı bulunmadığını vurgulayan Şentop, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’ye kalkıp da kimse ‘Senin savunmaya ihtiyacın yok.’ diyemez. ‘Biz bunları sana vermiyoruz, başka yerden de alma, ne yaparsan yap.’ diyemez. Türkiye, diğer devletler gibi kendini savunabilecek, bütün savunma sistemleri ile ilgili istediğini alabilme imkânına sahiptir.” TBMM Başkanı Şentop, Rusya’dan alınan S-400’ün, ABD’den alınacak F-35 savaş uçağı alımı ile ilişkilendirilmesinin ise bazı ABD’li siyasetçilerin düşüncesi olduğunu belirtti. F-35 projesinin Türkiye’nin anlaşmasını yaptığı, parasını verdiği ve katkı sunduğu bir proje olduğunu anımsatan Şentop, projeden Türkiye’nin çıkarılma noktasına gelineceğini düşünmediğini, aksi hâlde

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir görüşme gerçekleştirdi. 3 Temmuz 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlenen “2. Uluslararası Parlamentarizmin Gelişimi Forumu” kapanışına katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile baş başa görüştü. TBMM Başkanı Şentop ile Rusya Devlet Başkanı Putin görüşmesinde Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler ele alındı. Görüşmeye Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ile Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin de bulundu. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Putin arasındaki yoğun görüşme trafiğine atıfta bulunarak görüşmede, iki ülke parlamentoları olarak ilişkilerin daha ileri taşınması için gayret ettiklerini belirtti. TBMM Başkanı Şentop, önceki gün yaşanan ve 14 Rus denizcinin hayatını kaybettiği kaza ile ilgili de Rusya Devlet Başkanı Putin’e taziyelerini ileterek başsağlığı dileğinde bulundu.

13

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, KUZEY MAKEDONYA’DA TEMASLARDA BULUNDU TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya ziyareti kapsamında başkent Üsküp’e gitti. 28 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’a Kuzey Makedonya ziyaretinde, TBMM Kâtip Üyeleri AK PARTİ İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak ve AK PARTİ Kütahya Milletvekili İshak Gazel, AK PARTİ Grup Başkanvekilleri Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Tokat Milletvekili Özlem Zengin, AK PARTİ Çorum Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, AK PARTİ İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun ve AK PARTİ İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya‘dan oluşan heyet eşlik etti. TBMM Başkanı Şentop ve beraberindeki heyet, Uluslararası Üsküp Havalimanı’nda, Türkiye Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara ve ülkedeki Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri tarafından karşılandı. TBMM Başkanı Şentop ve beraberindeki heyet, Kuzey Makedonya’daki temasları kapsamında ülkenin kuzeybatısındaki Kalkandelen şehrindeki Alaca Camii’ni ziyaret etti.

14

HAZİRAN 2019

28 - 29 - 30 Haziran 2019 TBMM Başkanlığının himayelerinde ve Uluslararası Balkan Üniversitesi (İBU) ev sahipliğinde düzenlenen “5. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi” Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te gerçekleştirildi. 29 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te 5. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’nin açılışı yapıldı. TBMM Başkanı Şentop’un himayelerinde, Uluslararası Balkan Üniversitesinin (İBU) ev sahipliğinde farklı kurum ve kuruluşların destekleriyle gerçekleştirilen kongrenin açılışına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, Kuzey Makedonya Kültür Bakanı Hüsnü İsmaili, Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Türkiye Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdullah Eren, TBMM Başmüşaviri Dr. Necip Fazıl Kurt, İBU Rektörü

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem, İBU Mütevelli Heyeti Başkanı Aydoğan Ademoski, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşların temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. TBMM Başkanı Şentop, 5. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’nde yaptığı konuşmada, kongreye katılanlara, “Yüreği sizinle çarpan bütün Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletmek istiyorum.” dedi. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte bütün insanlığın umutlu bir iyimserliğe kapıldığını belirten Şentop, bu iyimserliğin gerçekleşmediğini, dünyanın bütün bölgelerinde etnik ve inanç temelli çatışmaların ortaya çıktığını gördüklerini, Balkanlar’ın da bundan nasibini aldığını aktardı.

durmanın herkes için büyük bir insanlık borcu olduğunu kaydetti. Tarihî ve millî değerlerin diğer milletleri zayıf düşürmek veya alt etmek için bir ilham kaynağı olarak görülmemesi gerektiğine değinen Şentop, “Ortak geçmiş bir kavga gerekçesi değil, bir buluşma vesilesi sayılmalı.” dedi. TBMM Başkanı Şentop, “Türkiye ve Kuzey Makedonya arasındaki dostluğa ve iş birliğine baktığımızda bunun gerçekleştiğini sevinerek görmekteyiz. Bu dostluğun bir parçası olarak Türkiye, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin NATO üyeliğini desteklediğini açıklamıştır. Bu desteği hayata geçirecek olan düzenleme şu an Meclis gündemindedir ve en kısa zamanda tamamlanıp bir parlamento kararıyla onaylanacaktır.” diye konuştu. Türkiye’nin tarihi ve geçmişiyle iftihar eden insanların ülkesi olduğunu vurgulayan Şentop, değerlendirmelerine şu şekilde devam etti:

Bir yanda küresel ölçekte huzursuzluklar diğer yanda yükselen yabancı düşmanlığı ve buna dayalı çatışmaların insanlığın ortak geleceğini tehlike altına soktuğunu, birlikte yaşama iklimini zehirlediğini vurgulayan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün dünyada demokrasi, çoğulculuk, bir arada yaşama ve farklılıklara saygı diye özetleyebileceğimiz değerlerin aşıldığını; ötekileştirici, dışlayıcı ve düşmanlaştırıcı bir söylemin yükseldiğini esefle görmekteyiz. Bu durum insanlık için tehlikeli ve bir an evvel durdurulması gereken bir tehdittir. Bu tehdidin ortadan kaldırılması da insanlığın ortak görevidir.” 15 Mart 2019’da Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik iki terör saldırısı ile 21 Nisan’da Sri Lanka’da kilise ve otellere yönelik terör eylemleri gerçekleştirildiğini hatırlatan Şentop, terörün ve sivillere yönelik şiddetin, din ve etnik aidiyetle veya bir ideoloji ile meşrulaştırılmasının mümkün olamayacağını belirtti. TBMM Başkanı Şentop, bu saldırı ve benzerlerinin şiddetle kınanması gerektiğini ve onların karşısında

“İftiharımızın iki sebebi vardır. Öncelikle bizler, geçmişinde ancak cesaretle kazanılabilecek zaferlere sahip bir milletin mensuplarıyız. İkinci olarak bizler, tarihin çeşitli dönemlerinde birlikte yaşadığı halklara karşı insani tavırların dışına çıkmayan bir tavır sergilemiş, birlikte yaşadığı ve yönettiği halklara zorbalık ve soykırım yapmamış bir milletin çocuklarıyız. Bu konuda en ufak bir esneme kabul etmeyecek kadar kendimiz ve tarihimizden eminiz. Ne var ki bazen, çeşitli ülke yetkililerinin Türkiye’nin geçmişinde zorbalık veya soykırım olduğunu söyleme hatasına düştüklerini görüyoruz. Bunu kesin bir biçimde ve kati bir surette reddediyoruz. Bu iddialarda bulunanlar, Türkiye’nin dostu değildirler ve Türkiye’nin dostu olmak isteyenler de bu iddiayı dillendiremezler. Üstelik zaman zaman bu iddiaları dile getiren ülkelerin kendi uzak veya yakın geçmişlerinde pek çok sorunlu dönem ve hadise olduğunu da şaşkınlıkla müşahede ediyoruz. Bu duruma en iyi cevap bir Rus atasözüdür; ‘Camdan evde oturuyorsan, başkasının camına taş atmamalısın.’” Üniversiteler ve ülkeler arasındaki iş birliğinin artırılmasının amaçlandığı kongrede ayrıca KKTC Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, Kuzey Makedonya Kültür Bakanı Hüsnü İsmaili, Türkiye Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, İBU Rektörü Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem, İBU Mütevelli Heyeti Başkanı Aydoğan Ademoski ve TBMM Başmüşaviri Dr. Necip Fazıl Kurt da birer konuşma yaptılar.

15

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) desteği ile 8 farklı Balkan ülkesinde gerçekleştirilen Balkan Gençlik Okulunun Değerlendirme ve Kapanış Programı, Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te düzenlendi. 29 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliğince (MATÜSİTEB) Balkan Gençlik Okulunun Değerlendirme ve Kapanış Programı gerçekleştirildi. Programa ayrıca TBMM heyeti, Kuzey Makedonya Kültür Bakanı Hüsnü İsmaili, Türkiye Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdullah Eren, TBMM Başmüşaviri Dr. Necip Fazıl Kurt, MATÜSİTEB Başkanı Hüsrev Emin, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşların temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.

kılmanın yolunun özellikle genç kuşakların birbirini anlayarak barış içerisinde, birbirine saygı duyarak yaşayabilmelerinden geçtiğini belirtti. TBMM Başkanı Şentop, bunu sağlayabilmek için irtibatı, görüşmeyi, tanışmayı, konuşmayı sağlamak, buna öncülük etmek gerektiğini söyledi. Kendisinin de Balkanlar’ın bir çocuğu olduğunu söyleyen Şentop, “Kuzey Makedonya, Gevgeli’den 1926’da Türkiye’ye, Trakya’ya muhaceret eden bir ailenin çocuğuyum. Bir bakıma ben de sizler gibi bir Balkan, Rumeli evladıyım.” dedi. TBMM Başkanı Şentop, 20. yüzyılın insanlık tarihi bakımından zor bir yüzyıl olduğuna dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:

TBMM Başkanı Şentop, programda yaptığı konuşmada, bu tür faaliyetlerin gençler için çok önemli olduğunu belirterek bölgenin bir bütün olarak sadece yakın tarihin değil, eski çağlardan beri dünya tarihinin kalbi olduğunu vurguladı.

“Balkan savaşlarından itibaren başlayacak olursak Birinci Dünya Savaşı’nda 10 milyonun üzerinde insan öldürülmüş. İkinci Dünya Savaşı’nda 70 milyonun üzerinde insan öldürülmüş. Çok yakın zamanlarda, 90’ların ilk yarısında Bosna Hersek’te kardeşlerimizin bir soykırıma tabi tutulduğunu biliyoruz. Biraz daha çok farklı bir coğrafyada, Ruanda’da 1 milyona yakın insanın çok kısa bir süre içerisinde, çok ilkel aletlerle doğrandığı, kesildiği günler yaşandı. Dolayısıyla 20. yüzyıl insanlık tarihi bakımından iyi bir yüzyıl, iyi anılacak bir yüzyıl olarak geçmedi.”

Bölgede ne zaman birtakım sıkıntı ve çatışma çıktıysa bütün dünyada sıkıntı ve çatışmanın ortaya çıktığını kaydeden Şentop, Balkanlar’da barışı hâkim

Bu yüzyılda dünya barışını sağlamak üzere geliştirilen birçok kurumun da görevini ifa edemediğini vurgulayan Şentop, bunun nedeninin bu kurumların

16

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Vrapçişte’deki halkla bir araya gelen Şentop, törende yaptığı konuşmada, kendisinin de köken olarak Kuzey Makedonya’da bulunan Gevgeli’den olduğunu hatırlatarak bölgenin acı hatıralarla dolu olduğunu anlattı. Bölgenin 1876’dan itibaren aşağı yukarı 50 yıllık bir dönem içerisinde dünya tarihinin en ızdıraplı yıllarını yaşadığını hatırlatan Şentop, gerek savaş sebebiyle gerekse de göç esnasında yaşananlarla beraber 5 milyonun üzerinde insanın bu topraklarda vefat ettiğini kaydetti.

yanlış bir zemin ve yanlış bir mantık üzerine kurulması olduğunu kaydetti. TBMM Başkanı Şentop, bu kurumlardan birinin de Birleşmiş Milletler (BM) olduğunu ancak dünya barışını sağlayamadığını aktararak “Neden? Çünkü kuruluşundaki temel nokta sakat. Savaşın galiplerinin öncülüğünde kurulmuş. Savaşın mağlupları yönetimde yok. Dünyada biliyorsunuz BM’de beş ülke veto hakkına sahip. 196 ülkeden 195’i bir karara varsa içlerinden bir tanesi -o beş ülkeden- bunu veto etse, o alınan karar hükümsüz oluyor.” diye konuştu. Kuzey Makedonya Kültür Bakanı Hüsnü İsmaili, Türkiye Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, YTB Başkanı Abdullah Eren ile MATÜSİTEB Başkanı Hüsrev Emin de programda birer konuşma yaptı.

TBMM Başkanı Şentop, Türkiye’nin Balkanlar ile gönül bağının devam ettiğini belirterek “Buralarda yaşayan kardeşlerimiz ve buraların hatıraları, sürekli olarak aklımızda ve gönlümüzde canlı olarak yaşamaktadır.” dedi. 400 yıldan fazla bir zaman bölgede farklı etnik kökenlerden ve inançlardan insanlarla bir arada yaşadıklarını söyleyen Şentop, bugün dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu barış içerisinde bir arada yaşamanın en güzel örneğini, 400 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin çatısı altında bu topraklarda verdiklerini belirtti. TBMM Başkanı Şentop, Balkanlar’da huzurun ve barışın bozulmasının, Avrupa’da ve bütün dünyada barışın bozulması anlamına geldiğini belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu bakımdan herkesin buraya dikkatle bakması, kendi devletlerinin oyunlarını, hesaplarını Balkanlar’da görmeye çalışmaması lazım. Buranın huzuru, bir arada yaşama kültürü, buradaki barış sadece Balkanlar değil, bütün dünya için çok önemli. Biz buna her zaman dikkat ediyoruz, Türkiye olarak burada yaşayan bütün insanlara -şüphesiz tabii ki kardeşlerimiz, soydaşlarımız öncelikli olmak kaydıyla, ama her yere- hangi dinden, hangi etnik kökenden olursa olsun herkese elinden gelen bütün imkânlarla yardımda bulunmaya çalışıyoruz.”

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya’daki temasları kapsamında ülkenin kuzeybatısındaki Vrapçişte kasabası ile güneybatısındaki Ohri şehrini Türkiye Üsküp Büyükelçi Tülin Erkal Kara da ziyaret ederek bazı temaslarda Türkiye Belediyeler Birliğine Kuzey Makedonya’daki bulundu. soydaşların ihtiyaçlarına özenli yaklaşımından 29 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) tarafından Vrapçişte Belediyesine hibe edilen iş makinesi ile Mavrova ve Rostuşa Belediyesine çöp kamyonu takdim töreni gerçekleştirildi.

dolayı teşekkür ederek “Yerel düzeyde temin etmiş oldukları bu katkı, iki dost ülke insanlarını birbirine daha da yaklaştırmış, ulusal düzeyde sağladığımız güçlü bağların gelişmesine katkı sağlamıştır. Kardeş belediyelerimizin önümüzdeki dönemde iş birliğini pekiştirmesini memnuniyetle karşılayacağız.” dedi.

17

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya’daki temasları kapsamında ülkenin güneyindeki Manastır şehrini ziyaret etti. Şentop, burada basın muhabirlerinin sorularını yanıtladı. 30 Haziran 2019

TBB Başkanvekili ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül de harita üzerinde şeklî sınırlar olduğunu fakat gönül coğrafyasında sınırlar bulunmadığını söyledi. Şanlıurfa’nın Balıklıgöl’ü ve Göbeklitepe’siyle birçok tarih, kültür merkezi ve medeniyete beşiklik etmiş bir kent olduğunu belirten Beyazgül, “İşte bir tarafta Şanlıurfa, bir tarafta (Kuzey) Makedonya ama yüreğimiz her ikisine de aynı sevgiyle seviniyor, kalbimiz aynı duygularla çarpıyor.” ifadelerini kullandı. Vrapçişte Belediye Başkanı İsen Şabani de Vrapçişte Belediyesinin çok milletli ve çok kültürlü bir belediye olduğunu vurgulayarak bağışlardan dolayı Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlarına teşekkür etti. Mavrova ve Rostuşa Belediye Başkanı Medat Kurtovski ise TBB’ye kendilerine çöp kamyonu hibe etmesinden dolayı teşekkürlerini sunarak Türk kurumlarının Mavrova ve Rostuşa Belediyesine verdikleri desteklerini anlattı. Öte yandan TBMM Başkanı Şentop ve beraberindeki heyet, Vrapçişte’deki temaslarının ardından ülkenin güneybatısındaki Ohri şehrine de ziyarette bulundu. Burada Zeynel Abidin Camii ve Tekkesi’ni ziyaret eden Şentop, ardından Ohri çarşısını gezdi. Yerel ve Türk vatandaşların yoğun ilgisi ile karşılaşan Şentop, vatandaşlarla fotoğraf çektirdi, sohbet etti. Daha sonra Şentop ve beraberindeki heyet, Vakıflar Genel Müdürlüğünün Ohri Müftülüğü, Ohri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ve Ohri Müzesi iş birliğinde restorasyonunu gerçekleştirdiği tarihî Ali Paşa Camii’ni ziyaret etti. Camiyi gezen Şentop, yetkililerden bilgi aldı.

18

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya’daki temasları kapsamında beraberindeki heyet ile birlikte, ülkenin güneyindeki Manastır şehrindeki İshak Çelebi Camii’ni ziyaret etti. Şentop, şehir halkıyla bir araya gelerek onlarla selamlaştı. TBMM Başkanı Şentop, burada gazetecilere açıklamalarda bulunarak Kuzey Makedonya’daki temaslarına değindi. Uluslararası Balkan Üniversitesinde (İBU) düzenlenen 5. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’ne katıldığını hatırlatan Şentop, “Belki de Üsküp tarihinin en büyük, en kapsamlı kongresiydi.” dedi. TBMM Başkanı Şentop, Türkiye ile Kuzey Makedonya’nın iki dost ve kardeş ülke olduğunu kaydederek Kuzey Makedonya’nın bağımsızlığını ilan ettiğinde ilk tanıyan ve Üsküp’te ilk büyükelçilik açan ülkenin Türkiye olduğunu söyledi. Türkiye’nin, Kuzey Makedonya’nın uluslararası kurumlarda, gerek Avrupa gerekse Avrupa-Atlantik

TBMM Başkanı Faaliyetleri

kurumlarında her zaman destekçisi olduğunu belirten Şentop, “Bize göre haksız bir şekilde de olsa Makedonya’nın önünde isimle ilgili bir problem vardı. Yunanistan’ın itirazları bağlamında... Bu da aşılmış oldu. Böylece Makedonya’yı en kısa zamanda gerek Avrupa gerek Atlantik kurumlarında görmüş olacağız.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Şentop, şehirdeki “Şirok Sokak”ı (Geniş Sokak) gezerek burada halkla ve Türk turistlerle sohbet etti, fotoğraf çektirdi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, ata toprağı olan Kuzey Makedonya’nın güneybatısındaki kendisinin ülkenin Gevgeli şehrini ziyaret etti. Gevgeli şehrinden 30 Haziran 2019

TBMM Başkanı Şentop, güneydoğusunda bulunan Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olduğunu ifade ederek bu bakımdan Kuzey Makedonya’ya ayrı bir ilgi ve alakası olduğuna dikkati çekti.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya’nın NATO’ya üyelik protokolünün azami bir ay içerisinde TBMM Genel Kurulunda onaylanacağını bildirdi. TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya’daki temasları kapsamında Manastır şehri ziyaretinde, basın mensuplarına Kuzey Makedonya’nın NATO’ya üyelik protokolü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kuzey Makedonya’nın NATO’ya girişi ile ilgili NATO üyesi ülkelerin her birinin bir protokolü kabul etmesi gerektiğini anımsatan Şentop, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bunun hukuki süreçleri var. Bununla ilgili Türkiye’nin yapması gereken işlemi Meclis Başkanı olarak Dışişleri Komisyonumuza sevk etmiştim. 31 Mayıs’ta sevk etmiştik, Dışişleri Komisyonumuzda belli bir sıra dâhilinde görüşülüyor bu tür anlaşmalar. Tabii çok yoğun olduğu için aslında uzun sürüyor fakat ben buraya gelmeden önce Dışişleri Komisyonu başkanımızla görüştüm bu protokolün öne alınması için. Önümüzdeki hafta inşallah bu Dışişleri Komisyonunda görüşülecek. Akabinde de en kısa zamanda, muhtemelen azami bir ay içerisinde bizim Genel Kurulumuzda onaylanmış olur.’

Kuzey Makedonya’da temaslarda bulunan TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Manastır şehri ziyaretinin ardından aile büyüklerinin Türkiye’ye göç ettiği Gevgeli’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. TBMM Başkanı Şentop burada, Gevgeli Belediye Başkanı Saşo Pockov ile bir araya geldi. TBMM Başkanı Şentop ve beraberindeki heyete şehir hakkında bilgilendirmede bulunan Pockov, Türk iş adamlarına şehre yatırım yapmaları çağrısında bulundu. Şehirde hâlihazırda üç Türk şirketinin yatırımı bulunduğunu aktaran Pockov, bu yatırımcılara iyi iş birliklerinden dolayı teşekkür etti. TBMM Başkanı Şentop da ailesinin Gevgeli’den Türkiye’ye göç ettiğini hatırlatarak daha önce de bu şehri ziyaret ettiğini söyledi. Türkiye ile Kuzey Makedonya’nın çok yakın ilişkileri olan dost ve kardeş ülkeler olduğunu vurgulayan Şentop, Türkiye’nin Kuzey Makedonya’yı ilk tanıyan ülkelerden biri olduğunu anımsattı.

TBMM Başkanı Şentop, ayrıca Manastır kentindeki temasları kapsamında Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün okuduğu Manastır Askerî İdadisi’ni de ziyaret etti. Burada Atatürk’ün anı odasını gezen Şentop, anı defterini imzaladı, yetkililerden bilgi aldı.

19

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, PAB BAŞKANI GABRİELA CUEVAS BARRON İLE GÖRÜŞTÜ 10 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Parlamentolararası Birlik (PAB) Başkanı Gabriela Cuevas Barron ile görüştü. TBMM Başkanı Şentop ve PAB Başkanı Barron, baş başa görüşmelerinin ardından heyetler arası görüşmeye başkanlık ettiler.

20

HAZİRAN 2019

Görüşmeye, PAB Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, PAB Türk Grubu Üyesi ve AK PARTİ Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız da katıldı. TBMM Başkanı Şentop, görüşme sonrasında PAB Başkanı Barron onuruna bir yemek verdi.

TBMM Başkanı Faaliyetleri

“ULUSLARARASI MÜLTECİ KORUMASI VE ULUSAL SIĞINMA SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ HAKKINDA BİR REHBER” İSİMLİ KİTABIN TANITIMI TBMM’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ 11 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TBMM Başkanlığı himayesinde Parlamentolararası Birlik (PAB) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından ortak yayımlanan “Uluslararası Mülteci Koruması ve Ulusal Sığınma Sistemlerinin Geliştirilmesi Hakkında Bir Rehber” isimli kitabın Türkçe versiyonunun tanıtım programında bir konuşma yaptı. TBMM Başkanlığı himayesinde Parlamentolararası Birlik (PAB) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından ortak yayımlanan “Uluslararası Mülteci Koruması ve Ulusal Sığınma Sistemlerinin Geliştirilmesi Hakkında Bir Rehber” isimli kitabın Türkçe versiyonunun tanıtımı TBMM Tören Salonu’nda gerçekleştirildi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, programda yaptığı konuşmada Türkiye’nin, dünyada böyle bir kitabın tanıtımının yapılabileceği en uygun ülke olduğunu dile getirdi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla gerçekleştirilen programa PAB Başkanı Gabriela Cuevas Barron, PAB Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Canan Kalsın, Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Temsilcisi Katharina Lumpp ve davetliler katıldı.

21

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Türkiye’nin, dünyada en çok sığınmacıyı kabul eden ve onlara yardımcı olan ülke olduğunu söyleyen Şentop, Suriye’deki çatışmalar nedeniyle yurtlarını terk eden 3,6 milyon sığınmacının Türkiye’de misafir edildiğini belirtti. Bu kadar yoğun bir mülteci nüfusunu barındıran Türkiye’de maddi ve manevi ciddi bir faaliyet söz konusu olduğunu ifade eden Şentop, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerek hükûmetlerimizin, devletimizin gerekse vatandaşlarımızın misafirperverliğiyle bu büyük yükün altından kalkmayı başarıyoruz. Birkaç bin kişilik göçmen, sığınmacı girişinden etkilenen, bunlara karşı çıkan, sınır kapılarını kapatan ve kötü muamelede bulunan ülkelerin, devletlerin, Türkiye’nin bu misafirperver tutumundan ders alması gerekir.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Şentop, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğine ve rehberin hazırlanmasında katkıları bulunanlara teşekkür etti.

Parlamentolararası Birlik (PAB) Başkanı Gabriela Cuevas Barron ve PAB Türk Grubu Başkanı Ravza Kavakcı Kan, “Uluslararası Mülteci Koruması ve Ulusal Sığınma Sistemlerinin Geliştirilmesi Hakkında Bir Rehber” isimli kitabın Türkçe versiyonunu tanıtım programında birer konuşma yaptılar.

Hazırlanan kitabın tanıtımının Türkiye’de yapılmasının ayrıca önemli olduğunu söyleyen Şentop, “Dünyayı bütün insanlar için maddi ve manevi anlamda yaşanılabilir bir ortam olarak korumazsak başta iltica, göç, sığınma olmak üzere herkes için yaşanılmaz bir dünyaya mecbur kalırız. Şu anda iltica, sığınma, göç diye ifade ettiğimiz realite, gelecek yıllara ait nüfus projeksiyonları karşısında aslında bize sinyal veren bir başlangıç noktası gibi gözüküyor.” ifadelerini kullandı. Dünyanın, özellikle gelişmiş ülkelerin, gelecek 50 yıl içinde daha büyük göç, sığınma ve iltica dalgalarıyla karşı karşıya kalacağının anlaşıldığını söyleyen Şentop, şu şekilde devam etti: “Bu riski aşmanın yolu, dünyadaki bütün insanların kendi evlerinde, ülkelerinde asgari insani şartlarda ve barış içinde yaşamasını garanti eden uluslararası bir düzen oluşturmamız... Bunun da iki temel unsurundan birincisi, dünyadaki barışın bütün insanlık için ama bütün insanlar tarafından samimi olarak istenmesi ve bunun gerçekleştirilmesi için gayret gösterilmesi gerekiyor. İkincisi olarak yine insanların kendi evlerinde, ülkelerinde asgari insani şartlarda yaşayabileceği ekonomik ortamın, refahın sağlanması lazım. Elbette mültecilerin, sığınmacıların, göçmenlerin gittikleri ülkelerde ve geçiş güzergâhlarında temel haklarıyla ilgili düzenlemeler önemli ama esas meseleye dikkati çekmek gerekiyor; dünya ancak yaşanılabilir bir dünya olarak korunduğu sürece hepimiz huzur içinde olabiliriz. Bu mesajı Türkiye’den, Ankara’dan teyit ederek ifade etmiş olmaktan memnuniyet duyuyorum.”

22

HAZİRAN 2019

Parlamentolararası Birlik (PAB) Başkanı Gabriela Cuevas Barron, yaptığı konuşmada mültecilerin korunması konusunun PAB’ın temel çalışmaları arasında yer aldığını belirtti. İnsanlığın onurunun, insan haklarının risk altında olduğunu söyleyen Barron, yaklaşık 66 milyon kişinin çeşitli nedenlerle yerlerinden edildiğini, bu rakamın giderek arttığını aktardı. Türkiye’nin, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda olduğuna işaret eden Barron, “Türkiye’de yaklaşık 4 milyon mülteci ikinci bir ev bulmuş durumda. Şimdiye kadar gösterdiği ev sahipliği için Türkiye’ye teşekkür etmeliyiz. Bunun da her zaman güçlendirilmesi ve desteklenmesi gerekir.” dedi. İnsanların zorla yerlerinden edilmesine yol açan göçün nedenlerine yönelmek gerektiğini dile getiren Barron,

TBMM Başkanı Faaliyetleri

“Hiç kimse kendi isteğiyle mülteci olmaz. Göçe neden olan birçok faktör var, bunları incelemezsek konunun ne kadar önemli olduğunu anlayamayız.” ifadelerini kullandı. Mültecilerin korunmasını kapsamlı bir yapıya dönüştürebilmek için yasal çerçevenin değiştirilmesi gerektiğini belirten Barron, şunları söyledi: “Tam anlamıyla insan haklarının korunmasına imkân sağlamamız ve buna ilişkin doğru prosedürleri sunmamız gerekiyor. Bu anlamda Meclislerin harekete geçirilebilmesi için güçlü siyasi irade, olmazsa olmaz niteliktedir. Kendi Meclisimizde de söylediğimiz bir sözü ifade etmek istiyorum; gerçek sevgiyi bütçeyle gösterirsiniz. Öncelikleriniz bütçeye yansımıyorsa o zaman bunlar gerçek öncelik değildir. Hiçbir zaman ortaklarımızı, yerel yönetimleri unutmamamız gerekir. Uygulamada karşılaşacağımız zorlukları halkla bir arada çalıştığımızda aşabiliriz. Bunun için onlara bütçe vermemiz lazım. Bunu da doğrudan yerel yönetimlerle, toplumla, temsil ettiğimiz halkla birlikte çalışarak başarabiliriz.”

Orta Doğu kaynaklı göç dolayısıyla Türkiye’de bulunan diğer ülke vatandaşlarının nüfusunun, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ine tekabül ettiğine işaret eden Kan, bu oranın Ürdün’de yüzde 20, Lübnan’da ise yüzde 25 düzeyinde olduğunu belirtti. Türkiye’de, Suriye’de sivil katliamların başladığı 2011’den beri göç yönetimi altyapısıyla ilgili birçok adım atıldığına değinen Kan, 2013’te Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kurulduğunu; emniyet, güvenlik ve acil yardım başta olmak üzere farklı birimlerin koordinasyon içinde çalışmaya devam ettiğini kaydetti. Suriye’de güvenli alanlar oluşturulması sonucunda 300 bini aşkın Suriyeli misafirin ülkesine döndüğünü ifade eden Kan, nihai hedefin Suriye’de savaşın sona ermesi ve halkın huzur içinde ülkelerini yeniden inşa edebilme imkânına kavuşması olduğunu ifade etti. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Temsilcisi Katharina Lumpp, Uluslararası Mülteci Koruması ve Ulusal Sığınma Sistemlerinin Geliştirilmesi Hakkında Bir Rehber isimli kitabın Türkçe versiyonunun lansmanını dünyada en fazla sayıda göçmene ev sahipliği yapan ülkenin parlamentosunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. TBMM Başkanı Şentop, konuşmaların ardından beraberindekilerle İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün, göç ve göçmen konulu fotoğraf yarışmasında ödül alan eserlerin yer aldığı sergiyi gezdi.

PAB Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, programda yaptığı konuşmada “Şiddet, ayrımcılık, ırkçılık, özellikle yabancı düşmanlığının endişe veren boyutlara geldiği bir zamanda kimi ülkeler sınırlarına duvarlar örerken, tel örgüler çekerken Türkiye, üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir.” dedi. Türkiye’nin, dünyada kimi örneklerine üzülerek şahit olunan insanlık onuru ve vicdanına aykırı uygulamalar karşısında sessiz kalmadığını, “açık kapı” politikasıyla milyonların umudu ve sığınacak limanı olduğunu belirten Kan, “Duvarlar dikmedik, kapılarımızı açık tuttuk.” ifadesini kullandı.

Programın ardından PAB Başkanı Gabriela Cuevas Barron ve beraberindeki heyet, PAB Türk Grubu Başkanı Ravza Kavakcı Kan eşliğinde bir süre TBMM Genel Kurul çalışmalarını izledi.

23

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, MUHAMMED MURSİ'NİN VEFATI İLE İLGİLİ BİR MESAJ PAYLAŞTI 17 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Mısır'ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin mahkeme salonunda hayatını kaybetmesi nedeniyle başsağlığı diledi.

Mursi'nin başına gelenlerin, meşru yönetimleri hedef alan darbeciliğin niteliğini ve işleyişini ortaya koymak ve demokrasi havarisi bazı Batılı çevrelerin gerçek yüzünü ifşa etmek bakımından ibretlik olduğunu vurguladı.

Mısır'ın seçimlerle iş başına gelen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin vefat haberini derin bir teessürle öğrendiğini belirten Şentop, "Mısır halkının, İslam dünyasının ve ezilen milletlerin başı sağ olsun. İnanıyorum ki mücadelesi ve hayatı kendisinden sonrakilere rehberlik edecektir." ifadesini kullandı.

“Adalet terazisinde ve tarih önünde kazanan Mursi ve arkadaşları, kaybeden darbecilerdir. Mursi, meşruiyetin safında yer alma cesaretini göstermiş büyük bir liderdir. Mursi, hapsedilmişti ama onu hapsedenlerden daha hürdü. Allah, halkının meşru Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin ve milletimizin sağlam bir dostu olan Muhammed Mursi’ye rahmet eylesin ve şehadetini kabul etsin.”

TBMM Başkanı Şentop, Mısır'da yaşananlar ile halkının hürriyeti ve refahı için mücadele eden Muhammed

Mursi ve yol arkadaşlarının, Mısır'a ve kendilerini atayan meşru yönetime ihanet eden bir azınlığın tertibiyle devrildiğini, adil olmaktan uzak yargılamalarla mahkûm edilmeye çalışıldıklarına işaret eden Şentop, şunları kaydetti:

MISIR’IN SEÇİLMİŞ İLK CUMHURBAŞKANI MUHAMMED MURSİ İÇİN BAŞKENTTE GIYABİ CENAZE NAMAZI KILINDI

24

HAZİRAN 2019

18 Haziran 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

ölüm nasip ettiğini belirterek onun Mısır’da halkoyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı olduğunu hatırlattı. Mursi’nin milletin teveccühü ve yetkisiyle anayasadan kaynaklanan meşruiyetle seçildiğini ancak görevden darbeyle uzaklaştırıldığını hatırlatan Şentop, “Darbeyle gelenler daha büyük darbelerle giderler her zaman. Tabii esas vatanına, milletine, Mısır halkına ve kendisini o göreve tayin eden velinimetine ihanet edenlerin ihanetinin büyüklüğünü ifade etmek isterim. Aslında bütün ihanetler kötüdür ama velinimete yapılan ihanet, bunlar içerisinde en kötüsü, en alçakçasıdır.” diye konuştu. TBMM Başkanı Şentop, İslam dünyası, Mısır ve Türk halkına başsağlığı dileyerek şunları söyledi:

Diyanet İşleri Başkanlığının aldığı karar doğrultusunda Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda hayatını kaybetmesi nedeniyle yurt genelinde öğle namazının ardından gıyabi cenaze namazı kılındı. TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, mahkeme salonunda hayatını kaybeden Mısır’ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi için Hacı Bayram Camii’nde kılınan gıyabi cenaze namazına iştirak etti.

“İslam dünyası büyük zulümlerle karşı karşıya... Fakat bunların bir taraftan baktığımızda da şöyle bir yönü var, her şeyde olduğu gibi bu mağduriyetler ve zulümlerde de bir nisap vardır. O nisabın dolmasını bekliyoruz. Tabii hayatın işleyişinde fizik kuralları, Sünnetullah var. Fakat bizim bunlar içerisinde bütün parametreleri, bütün verileri kavrayabildiğimiz, değişikliklerin, olan vukuatın sebeplerinin tamamını idrak edebildiğimiz söylenemez. Bunlar içerisinde idrak edemediklerimiz de var. İşte onlardan belki en mühimi bu zulüm sahiplerinin devrileceğini, sebeplerinin ve zamanının ne olduğunu anlayamamaktır ama bunun muhakkak olacağını hepimiz biliyoruz.”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kıldırdığı gıyabi cenaze namazına, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Ankara Valisi Vasip Şahin ile milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, gıyabi cenaze namazını kıldırmasının ardından Mursi için dua etti. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, burada yaptığı konuşmada, Allah’ın Mursi’ye şerefli bir hayat ve

25

BAŞIMIZ SAĞOLSUN CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Antalya'da geçirdiği rahatsızlık sonucu 7 Haziran’da yaşamını yitirdi. Vefat eden Arslan, memleketi Denizli'de son yolculuğuna uğurlandı. TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Antalya'da geçirdiği rahatsızlık sonucu yaşamını yitiren CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ın, Denizli'de düzenlenen cenaze törenine katıldı. Arslan'ın, Müftü Ahmet Hulusi Camii'ndeki cenaze törenine TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un yanı sıra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekili Levent Gök, CHP ve AK PARTİ

8 Haziran

2019

milletvekilleri, Denizli Valisi Hasan Karahan, siyaset, iş ve sanat dünyasından isimler ile yakınları katıldı. TBMM Başkanı Şentop ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu aileye taziyelerini iletti. Kazım Arslan'ın eşi Nursel, kızı Nazife Arslan, oğlu Mesut Can Arslan ve torunları, taziyeleri kabul ettiler. Kazım Arslan'ın cenazesi öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Denizli Asri Mezarlığı'na defnedildi. Tören sonrası gazetecilere açıklama yapan Kılıçdaroğlu, Kazım Arslan'ın başarılı bir milletvekili olduğunu belirterek, "Hayırsever bir insandı. Hiçbir siyasi parti ayırımı yapmaksızın bütün Denizlilileri ve vatandaşları kucaklıyordu. Ahlaklı, sevecen, yardımsever bir insandı. Denizli bugün onu bağrına bastı. Çok güzel uğurladık. Allah rahmet eylesin." dedi.

Vefat eden CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ın anısına TBMM Genel Kurulunda bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. 11 Haziran 2019 TBMM Başkanvekili Levent Gök başkanlığında toplanan Genel Kurulda, oturumun başlangıcında 7 Haziran’da vefat eden CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ın anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

26

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

"AMASYA GENELGESİ’NİN 100. YILINDA MİLLÎ İRADE VE MİLLÎ İSTİKLAL YOLU" KONULU PANEL DÜZENLENDİ 21 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Amasya Genelgesi’nin 100. Yılında Millî İrade ve Millî İstiklal” konulu panele katılmak üzere Amasya’ya geldi. Sultan II. Bayezid Camii’nde kıldığı Cuma namazının ardından vatandaşlarla bir araya gelen Şentop’a AK PARTİ Amasya Milletvekilleri Hasan Çilez ve Mustafa Levent Karahocagil, Amasya Valisi Osman Varol ve diğer yetkililer eşlik etti. TBMM Başkanı Şentop, Saraydüzü Kışla Binası’nda bulunan Millî Mücadele Müzesi’ni ve Sultan Bayezid Külliyesi’ni ziyaret ettikten sonra Amasya Üniversitesinde düzenlenen ‘’Amasya Genelgesi’nin TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Amasya Genelgesi’nin 100. Yılında Millî İrade ve Millî İstiklal” konulu panele katılmak üzere Amasya’ya geldi. Sultan II. Bayezid Camii’nde kıldığı Cuma namazının ardından vatandaşlarla bir araya gelen Şentop’a AK PARTİ Amasya Milletvekilleri Hasan Çilez ve Mustafa

Levent Karahocagil, Amasya Valisi Osman Varol ve diğer yetkililer eşlik etti. TBMM Başkanı Şentop, Saraydüzü Kışla Binası’nda bulunan Millî Mücadele Müzesi’ni ve Sultan Bayezid Külliyesi’ni ziyaret ettikten sonra Amasya Üniversitesinde düzenlenen ‘’Amasya Genelgesi’nin 100. Yılında Millî İrade ve Millî İstiklal Yolu’’ konulu panele katıldı. Panele TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, TBMM Kâtip Üyeleri AK PARTİ Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, AK PARTİ Kütahya Milletvekili İshak Gazel, AK PARTİ Mardin Milletvekili Şeyhmus Dinçel ve AK PARTİ Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, AK PARTİ Amasya Milletvekilleri Hasan Çilez ve Mustafa Levent Karahocagil, Amasya Valisi Osman Varol, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, akademisyenler ve davetliler de katıldı.

27

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM Başkanı Şentop, panelde yaptığı konuşmada, Amasya Genelgesi’nin yıl dönümünde Millî Mücadele’nin hayati önemi üzerinde dururken, bu mücadelenin yürütülme şeklini de düşünmek, buradan dersler çıkarmak gerektiğini söyledi. Türkiye’nin bugün sadece bir ülkenin ve bir coğrafyanın adı olmadığını vurgulayan Şentop, “Türkiye bugün bir umudun, bir hamlenin ve insanlık davasının adıdır. Türkiye bugün, 100 yıl önce olduğu gibi, istiklalini her türlü bedeli ödeyerek elde tutacağını ilan eden cesaretin adıdır. Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan çevrelere karşı birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi korumak, bizi yolumuzdan alıkoymak isteyenlere karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Gün, küçük siyasi kavgaların tartışma ortamında zaman yitirme günü değildir. Geçmişte bu gündelik kavgalardan çok çektik. Artık bu kavgalarla, küçük polemiklerle vakit kaybetmemeliyiz.” diye konuştu. Türkiye’nin bekasını her şeyin üstünde tutmanın gerekli olduğunu vurgulayan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü: “Söz bu noktadayken, bir hususu açıklığa kavuşturmak gerek. Türkiye’nin beka meselesi olduğunu söylemek, Türkiye’nin zayıf düştüğü ve her an yıkılabileceği anlamına gelmemektedir. Allah’a şükürler olsun

28

HAZİRAN 2019

devletimiz hiç olmadığı kadar güçlüdür ve 15 Temmuz’da cesaretini, yürekliliğini, vatanperverliğini gösteren milletimiz de uyanıktır. Fakat şunu bilmeliyiz, karanlığın en yoğun olduğu an, sabaha en yakın olunan andır. Şerefli milletimizi bölmek, devletimizi zayıflatmak isteyenlere karşı teyakkuz hâlinde olmalıyız. Beka dediğimiz budur.” 2020 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 100. yılı olacağını hatırlatan Şentop, şunları kaydetti: “Sadece millî tarihimiz için değil, Türk ve İslam dünyasının tamamı için Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 100. yılı önemli. Bu sebeple önümüzdeki yılın özel bir anlamı var. Yapacağımız hazırlıklarla, özel kutlama takvimimizle Gazi Meclisimizin hürriyet ve istiklalimizin merkezi olduğunu bir kez daha göstereceğiz. Türkiye’yi ve Türk milletini ebediyete kadar yaşatmak için büyük bir azimle çalışmaya devam edeceğimizi bütün dünyaya tekrar ilan edeceğiz. İnşallah gururla anlatacağımız güzel etkinlikler yapacağız. Ben buradan idarecilerimizi, üniversitelerimizi, sivil toplumumuzu ve hülasa milletimizin her bir ferdini 100. yıl etkinliklerine katılmaya, önerilerini bize iletmeye davet ediyorum. Zira, vatan ve devlet nasıl hepimizinse, 100. yılını kutladığımız Millî Mücadele’nin gururu da hepimize aittir.”

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, İSTANBUL CEZERİ MÜZESİ’Nİ ZİYARET ETTİ

14 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Maslak’ta bulunan İstanbul Cezeri Müzesi’ni ziyaret ederek eserler hakkında bilgi aldı. Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Şentop, uzun zamandır Cezeri Müzesi’ni ziyaret etmek istediğini ancak bugün vakit bulabildiğini belirterek müzeyi özellikle gençlerin ziyaret etmesi gerektiğini aktardı. Ebu’l İz İsmail ibni Rezzaz el Cezeri’nin çalışmaları hakkında bilgi veren Şentop, şunları kaydetti: “Bugün özellikle robot teknolojisi dâhil olmak üzere teknolojinin birçok alanında gelişmiş ilk eserleri yapan, bunların çizimlerini yapan, formüllerini yazan bir büyük âlim... Bizim topraklarımızda yetişmiş bir İslam âlimi. Onun kitaplarında anlatmış olduğu, formüllerini vermiş olduğu eserlerin burada çalışan modelleri var. O bakımdan bilhassa görülmesi gerekir ve müze 10 Ağustos’a kadar açık. Herkese burayı görmesini tavsiye ediyorum.” Okulların bugün tatil olduğunu belirten Şentop, velilerin karne hediyesi olarak öğrencileri mutlaka Cezeri Müzesi’ne getirmeleri gerektiğini söyledi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, İstanbul Cezeri Müzesi’ni ziyaret etmesinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, bir gazetecinin, yargı reformunun ne zaman görüşüleceği sorusu üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 30 Mayıs’ta “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ni açıkladığını hatırlattı. Belgenin özellikle temel haklar, ifade hürriyeti, yargının hızlı işleyişiyle ilgili konular olmak üzere birçok çözümü içerdiğini dile getiren Şentop, şu şekilde devam etti:

“Bunların bir kısmı Bakanlığımızın (Adalet Bakanlığı) yapacağı düzenlemelerle işleyebileceği şeyler, bir kısmı ise kanun düzenlemesi gerektiriyor. Bununla ilgili Bakanlığımızın alternatifli çalışmaları da var. Bunları tabii belli bir takvim içerisinde, öncelik sırasına göre parlamentoya getirecekler arkadaşlarımız. Meclis normal olarak 1 Temmuz’da tatile giriyor, 1 Ekim’e kadar. Fakat işte ben 2011’den beri Meclisteyim, Meclisin hiçbir zaman 1 Temmuz’da tatile girdiğini görmedim. Mutlaka temmuzda çalışır. Yoğunluğa göre ağustos ayında çalışır, bazen eylülde daha erken çalışmaya başlar. Dolayısıyla ben temmuz ayında da acil olan düzenlemeleri yapmak üzere, bilhassa yargı reformuyla ilgili aciliyeti olan hususlarla ilgili çalışmaya devam edeceğini düşünüyorum.” TBMM Başkanı Şentop, “Yargı reformu ile birlikte infaz yasası da görüşülecek mi?” sorusuna “Onunla (infaz yasası) ilgili bir çalışma yapmak lazım. MHP’nin sunmuş olduğu bir teklif var. Şu anda komisyonda. Fakat bu konuda bir çalışma yapıp partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir metin olması lazım. Zaman zaman çalışılıyor, fakat ne zaman gelebilir onu bilmiyorum.” karşılığını verdi.

29

TBMM Başkanı Faaliyetleri

“20. MERKEZEFENDİ GELENEKSEL TIP FESTİVALİ” İSTANBUL’DA DÜZENLENDİ 15 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla Zeytinburnu Belediyesince mesir macununun mucidi Merkez Efendi adına düzenlenen “20. Merkezefendi Geleneksel Tıp Festivali”nin açılış töreni gerçekleştirildi. Festivale Anayasa Mahkemesi Üyesi Yıldız Seferinoğlu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve çok sayıda vatandaş katıldı. TBMM Başkanı Şentop, “20. Merkezefendi Geleneksel Tıp Festivali”nin açılış töreninde yaptığı konuşmada İstanbul’un dünyanın en güzel şehri olduğunu söyledi. TBMM Başkanı Şentop, festivalin önemine işaret ederek “Bu festival, geleneksel tanımına uygun bir biçimde bu yıl 20 yaşına ulaştı. Bu fevkalade önemli. Birincisinin açılışında da buradaydım. Arada muhtelif zamanlarda yine geldim. Bugün yirmincisinde bulunmaktan ayrıca memnuniyet duyuyorum.

Medeniyet devamlılık ve bütünlük demektir. Her şehir zaman içerisinde kendi kültürünü ve hayat tarzını oluşturur. Oluşan bu hayat tarzları ve dünya görüşü nesilden nesile aktarılırken kökleşir.” diye konuştu. Mustafa Şentop, İstanbul’un tarihî süreç içerisindeki değişimine dikkati çekerek şunları söyledi: “Sorunları içinden çıkılmaz bir hâl alan İstanbul için milat 1994 seçimleri olmuştur. Bugün yaşı müsait olanların gözlerinde canlanan görüntüler, İstanbul’un tablosunu en net şekilde ortaya koymaktadır. 1994 seçimlerinden sonra İstanbul’un talihinin değiştiği söylenebilir. Bunu siyaset yapmak maksadıyla değil, hem 1994 öncesini yaşamış bir İstanbullu hem de dünyanın belli başlı başkentlerini görme imkânı bulmuş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. İstanbul’un son 25 yılda altyapı ve hizmetler bakımından katettiği mesafe bir devrim mahiyetindedir. Eğer bu hakikati teslim etmezsem bir İstanbullu, akademisyen, siyasetçi olarak vazifemi yapmamış olurum. 1994’te Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanı olarak seçilmesinin ardından İstanbul’da sadece altyapı ve temel belediyecilik hizmetleri bakımından bir sıçrama yaşanmadı. İstanbul’u tarihî kimliğine ve medeniyet tasavvuruna uygun bir zihnî faaliyet hamlesi yaşandığını müşahede ettik.” Konuşmaların ardından Şentop, Seferinoğlu ve Arısoy, platformdan halka mesir macunu dağıttılar.

30

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, İSTANBUL’DA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIYLA BİR ARAYA GELDİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Sivil Toplum Kuruluşlarıyla Buluşma Programı” kapsamında İstanbul’da, Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneğini ziyaret etti. 21 Haziran 2019 Bayrampaşa’da bulunan Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin düzenlediği organizasyonda vatandaşlarla bir araya gelen TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’u Dernek Başkanı Muhammet Sancaktar ve vatandaşlar karşıladı. TBMM Başkanı Şentop, burada yaptığı konuşmada, dernekte bulunanlarla hemşehri olduğunu belirterek “Tabii hemşehri nereden oluyoruz? Ben Tekirdağ milletvekiliyim. Ama daha önce 2011’den itibaren 3 dönem İstanbul 3. bölge milletvekiliydim, aslen Tekirdağ’dayım. Bir Rumeli muhaciri, eski bir Yugoslavya muhaciri ailenin çocuğuyum. Dedem 12 yaşındayken Tekirdağ’a gelmiş. Bugün Makedonya sınırları içerisinden... Rumeli muhaciri bir ailenin çocuğu olmam hasebiyle hemşehri diye hitap ederken başkaları gibi bir siyasi tabir olarak kullanmıyorum. Gerçekten hemşehriyiz, gerek köken, gerek yaşadığımız coğrafya itibarıyla.” diye konuştu. Yaklaşık yüz yıl önce arka arkaya devam eden savaşların ardından ülkenin şu anki sınırlar içinde

toplandığını kaydeden Şentop, “Birçok yerden bu ana vatan dediğimiz topraklara geldiler, göç ettiler, hicret ettiler. İltica demiyoruz buna, muhacirlik, hicret veya göç diyoruz. Irak’tan, Suriye’den, Kırım’dan, Bulgaristan’dan ve Balkanlar’ın bütün ülkelerinden, her yerden Kuzey Afrika’dan gelenler oldu ve burada toplandı. Burası hepimizin ana vatanı, burası merkez olduğu için kimse başka bir ülkeden gelmiş değil.” ifadelerini kullandı. TBMM Başkanı Şentop, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Balkanlar’da hicretin daha farklı bir anlamı var. Osmanlı Devleti’nin merkezi aslında Rumeli’ydi. Batıya doğru İstanbul, kuzeye doğru baktığımızda Tuna Nehri’ydi. Rumeli her bakımdan devlet yönetiminde üstteydi, devletin merkezi oradaydı. Çok güçlü bir devlet tesis etmişiz. Daha sonra 19. yüzyılın başlarından itibaren devletimiz gerilemeye başlayınca sınırlarında, Abdülhamid Han zamanında 19. yüzyılın sonlarında devletin merkezinin doğuya taşınmasına dair bir fikir ortaya çıkıyor. Rumeli’deki merkezin Anadolu’ya taşınması gibi. Ama Balkanlar’dan Rumeli’den göç, bir nüfusun intikali meselesi değil, bir devletin intikali, devletin merkezinin intikali. Devletin, bir medeniyetin, kültürün göçü aslında. Sadece insanlar değil de devlet de kendisini doğuya doğru taşımaya başlamış o tarihlerde. Dolayısıyla Rumeli, Balkan göçü diğer göçlerden daha farklı.” Dünya tarihinin en kanlı yüzyıllarından birisinin 20. yüzyıl olduğunu söyleyen Şentop, “2. Dünya Savaşı’nda 70 milyonun üzerinde insan öldü. Batılılar Orta Doğu’ya, İslam ülkelerine yıllarca terörist diyor. Aslında dünya tarihinin en büyük katilleri Avrupa’da yaşamıştır. En büyük katliamlar Avrupa’da yaşanmıştır. Tarih boyunca öyledir. Yakın zamanda

31

TBMM Başkanı Faaliyetleri

-sizlerin çok yakından-, hepimizin takip etmiş olduğu Bosna’da Avrupa’nın gözü önünde, hatta Avrupalıların kontrolünde Srebrenitsa’da yaşanan, Hollandalı askerlerin kendilerine emanet edilmiş bir mekânda, bir yerde cinayeti, katliamıdır. Bu yakın zamandaydı. Avrupalılar 2. Dünya Savaşı’nda birbirlerini yediler, 70 milyonun üzerinde sadece kayıtlara geçenler... 1. Dünya Savaşı’nda 10 milyonun üzerinde insan katledildi. 20. yüzyıl en büyük kanlı yüzyıldır.” dedi.

sokaklara, meydanlara çıkacağını biliyordu. Nitekim Marmaris’ten, havaalanı o zaman darbe teşebbüsünde bulunanların kontrol altında tutmaya çalıştığı bir yerdi ama oradan kalkıp o esnada onların kontrolünde olan bir yere indi.” şeklinde konuştu.

TBMM Başkanı Şentop, “15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine sokaklara, caddelere, meydanlara çıktı insanlar. Ama Türkiye daha önce de bu tür darbe teşebbüsleri gördü. AK PARTİ zamanında da aslında bir e-muhtıra 2007 yılında nisan ayında yaşadı. Daha önce de darbe, muhtıralar oldu, fakat hiçbir zaman böyle sokaklara çıkıp insanların açık tepki gösterdiğini görmedik. Tayyip Erdoğan değil de bir başka siyasi lider bu çağrıyı yapsaydı ‘Sokaklara insanlar çıkar mıydı?’ diye düşünmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

“Su, yol, doğal gaz, çöp gibi meselelerdi. Bunlar şüphesiz çok önemli. Günlük hayatımızın en azından bizim için yaşanılabilir olması gerekir, asgari bir standardı olması lazım. Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanı olduğu dönemdeki değişim bu fizik değişiminden ibaret değil. O dönemlerden itibaren hatırlayın İstanbul’un kendi kültürüyle, medeniyetiyle bütünleşmesi... Ondan önce İstanbul büyük bir köy hâlindeydi. Tarihiyle, İstanbul’un geçmişiyle olan bağlantısı, o tarihin İstanbul’a bıraktığı mirasın sahiplenmesi meselesi... İstanbul’a dışarıdan gelen birisinin baktığında ‘Bu nerenin şehri, hangi kültürün, medeniyetin, hangi tarihin şehri?’ diye sorduğu zaman cevabını alabileceği bir mahiyette değildi şehir. Esas 94’ten itibaren Cumhurbaşkanımızın İstanbul’a hatırlatmış olduğu, yeniden ortaya çıkardığı ve dirilttiği şey budur. İstanbul’a bir kimliği, tarihi, medeniyeti temsil eden bir şehir anlayışı geldi. Bu geriye dönüp baktığımızda birçok meseleden, ufak tefek kenarlardaki tarihî eserlere dokunuştan tutun da bu tarihle bütünleşen bir şehir havası İstanbul’da önemli.”

İnsanları sokaklara davet eden bir liderin, bir siyasetçinin önce kendisinin sokaklara ve meydanlara çıkması gerektiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bunu yaptığını kaydeden Şentop, “Bir başına bu da yeterli değil tabii ki, insanların da buna inanması lazım. Bizi sokağa çağıran bu adam kendisi de sokağa çıkacaktır diye inanması lazım. Ama milleti çağırıp da ‘Siz bir çıkın, görün bakalım da ben de sizi takip edeyim, bir şey olmazsa ben de geleceğim.’ diye bekleyen bir siyasetçinin, bir liderin arkasından kimse gitmez. Onun sözüyle kimse sokaklara çıkmaz. Tayyip Erdoğan sokaklara, meydanlara çıkın dediğinde sokaklara çıkanların hepsi Tayyip Erdoğan’ın da

32

HAZİRAN 2019

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’de seçildiği dönemde konuşulan meselelerin daha çok belediyeciliğin fiziki altyapısıyla ilgili meseleler olduğunu ifade eden Şentop, şunları kaydetti:

TBMM Başkanı Şentop, daha sonra Fatih’teki Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Vakfını ziyaret etti.

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, İstanbul’da Balkan Kültür Derneğince düzenlenen “Balkan Buluşması” etkinliğine katıldı. 22 Haziran 2019

şey kalmayınca 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundular. Darbeyi FETÖ yaptı ancak bu uluslararası oyunun taşeronuydu. Olmadı, başaramadılar, Cumhurbaşkanımızın liderliği, milletimizin gayretiyle.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla gerçekleştirilen “Balkan Buluşması” etkinliğinde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, AK PARTİ Tekirdağ Milletvekilleri Çiğdem Koncagül ve Mustafa Yel, Balkan Kültür Derneği Başkanı Kenan Çelik, Balkan Kültür Derneği Kurucu Başkanı Kerim Yiğit ve davetliler bulundu.

“Doğu Akdeniz’de bir devlet dizaynı yapmak istiyorlar. Türkiye kendi kararını kendisi veren nadir devletlerden bir tanesi. Bu sebepten Türkiye’yi etkisizleştirmek, Recep Tayyip Erdoğan iradesiyle şekillenen bu siyasi iktidarı zayıf düşürmek için gayret gösterdiler. Bazen açık bir şekilde tespit edebileceğimiz bazen de farklı yollarla, oyunlarla, ittifaklarla yapmaya çalışıyorlar.”

Küçükçekmece’de Balkan Kültür Derneği tarafından düzenlenen programda bir konuşma yapan Şentop, 2000’lerin başından itibaren bölgede ve dünyada bir şekillenme olduğunu belirterek “Doğu Akdeniz’deki gelişmelerle ilgili orada önemli doğal gaz ve petrol yatakları tespit edildi, 2017 yılı civarında. Dikkat ederseniz o tarihten itibaren -Doğu Akdeniz’de Libya’dan başlıyor, Mısır, İsrail, Lübnan, Suriye ve Türkiye var- o bölgedeki ülkelerin yönetimlerini ehlileştirmek için bir süreç başlatıldı. Mısır’da darbe yapıldı. Lübnan gerçek bir aktör değil. Suriye etkisiz bir aktör hâline getirildi. Bir tek Türkiye kaldı. 2010 yılından itibaren de Türkiye’de gerçekleşen olayları tek tek biliyoruz.” ifadelerini kullandı. TBMM Başkanı Şentop, FETÖ’nün 17 - 25 Aralık operasyonlarından Gezi Parkı eylemlerine kadar birçok konuya değinerek “Ellerinde yapacak bir

TBMM Başkanı Şentop, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Balkanlar’dan Türkiye’ye dönen vatandaşları asla mülteci ya da göçmen olarak değerlendirmediğini dile getiren Şentop, “Burası bizim son kalemiz. Türkiye’yi göz bebeğimiz gibi gözetmek, olan biten karşısında ferasetle hareket etmek mecburiyetindeyiz. Meseleleri surda bir gedik açmaktır. Siyasi iktidarı, Recep Tayyip Erdoğan’ı, o iradeyi zayıflatmaktır. O bir adımdır. Bunda başarılı olabilirlerse yavaş yavaş diğer adımları da atmayı düşüneceklerdir.” ifadelerini kullandı. Programın ardından gazetecilere açıklama yapan Şentop, “İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri yenileniyor. İstanbullular tekrar sandığa gidecek. Seçimlerin İstanbul ve Türkiye için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye’nin seçim tecrübesi çok. Milletimizin de olgunluk içerisinde her zaman bu seçimlere yüksek bir oranla katıldığını, seçimlerde sükûnet içerisinde hareket ettiğiniz biliyoruz. Seçimler yarın güzel bir demokrasi bayramı, festivali gibi geçecektir.” dedi.

33

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, İZLANDA'YA TEPKİ GÖSTERDİ 10 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, İzlanda Parlamentosu Başkanı Steingrimur J. Sigfusson’a A Millî Futbol Takımı'nın İzlanda'da maruz kaldığı olaylar nedeniyle bir mektup gönderdi.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir ve A Millî Futbol Takımı TBMM Başkanı Şentop, mektupta şunları kaydetti: "Avrupa Şampiyonası Elemeleri çerçevesinde Teknik Direktörü Şenol Güneş'e yapılacak olan İzlanda - Türkiye maçı için ülkenize de birer mektupla geçmiş olsun gelen Türkiye Millî Futbol Takımı'mızın havaalanında dileklerini iletti. gereğinden uzun bekletilmesinden ve bir futbolcumuza terbiye sınırlarını aşan saygısızlıkta bulunulmasından derin bir üzüntü duyduk. İki ülke arasındaki dostane ilişkilere ve her zaman var olan karşılıklı saygıya onulmaz bir yara açan bu durumu kabul edilemez bulduğumuzu belirtmek isterim. Türk halkı ve şahsım adına böylesi müessif bir olayın yaşanmasından dolayı derin üzüntülerimi iletir, dostane ilişkilerin yaralanmaması adına gereğini yapacağınızı ümit ederim."

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TFF Başkanı Nihat Özdemir'e mektubunda, "İzlanda'ya giden Türkiye Millî Futbol Takımı'mızın havaalanında gereğinden uzun bekletilmesinden ve bir futbolcumuza terbiye sınırlarını aşan saygısızlıkta bulunulmasından derin bir üzüntü duyduk. Böylesi müessif bir olayın yaşanmasından dolayı size ve sizin şahsınızda Türk Millî Takımı'mıza geçmiş olsun dileklerimi iletir, yarın oynanacak maçta başarılar dilerim." ifadelerini kullandı. TBMM Başkanı Şentop, A Millî Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş'e yazdığı mektubunda ise üzüntülerini ileterek "İçtenlikle ifade etmek isterim ki halkımızın ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin size ve futbolcularınıza güveni tam ve desteği daimîdir. Böylesi müessif bir olayın yaşanmasından dolayı size ve sizin şahsınızda ekip arkadaşlarınıza geçmiş olsun dileklerimi iletir, yarın oynanacak maçta başarılar dilerim." ifadelerine yer verdi.

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, EKREM İMAMOĞLU’NU TEBRİK ETTİ TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, gayriresmî sonuçlara göre yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kazanan Ekrem İmamoğlu’nu arayarak tebrik etti. TBMM Başkanı Şentop, sosyal medya hesabından ise “23 Haziran seçimleri, Türkiye’nin demokratik olgunlukla ve millî iradenin bir kez daha tezahürüyle sonuçlanmıştır. Demokrasi, millî iradenin sağlıklı ve

34

HAZİRAN 2019

eşit şartlarda tecelli etmesiyle, bu konuda tereddüde asla yer vermeyecek açık ve şeffaf seçimlerin yapılmasıyla var olur. Milletimiz İstanbul için tercihini yapmıştır, hayırlı olsun. Bu vesileyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Sayın Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ediyor; İstanbul’a hayırlı hizmetler yapmasını temenni ediyorum.” mesajını paylaştı.

TBMM Başkanı Faaliyetleri

“NÜFUS HAREKETLERİ İLE GÜVENLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ” BAŞLIKLI AKDENİZ PARLAMENTER ASAMBLESİ TOPLANTISI TBMM’DE YAPILDI 19 - 20 Haziran 2019

Akdeniz Parlamenter Asamblesinin (AKDENİZ - PA) “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik İlişkisi” başlıklı toplantı TBMM Tören Salonu’nda gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımlarıyla gerçekleştirilen toplantıda, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AKDENİZ - PA Başkanı Alia Hatoug Bouran, Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu, AKDENİZ - PA Türk Grubu üyesi milletvekilleri ve ilgili ülkeler ile kurumlardan temsilciler yer aldı.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Akdeniz Parlamenter Asamblesinin (AKDENİZ - PA) “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” başlıklı toplantısının açılışında bir konuşma yaptı.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, parlamenter diplomasinin öneminin anlaşıldığını belirterek parlamenter diplomasinin, birçok bakımdan ilişkilerde kolaylık üzerine oturan bir zeminde, uzun zamanlı ve derinlikli müzakerelere imkân sağlayan, soft diplomatik bir alanda faaliyet gösterdiğini anlattı. TBMM Başkanı Şentop, birçok parlamenter asamblenin bölgesel, fonksiyonel anlamda kurulduğuna işaret ederek Meclis Başkanı seçildikten sonra daha iyi farkına vardığını, Meclislerin tahmininden daha fazla parlamenter diplomasi alanında çalışmalarının bulunduğunu vurguladı. AKDENİZ - PA’nın bunlar arasında ayrı bir yeri olduğunu belirten Şentop, Akdeniz havzasının, insanlık tarihinin başlangıç ve gelişme noktası olduğunu söyledi. Bunun tarih, kültür, medeniyet bakımından böyle olduğunu ifade eden Şentop, Akdeniz havzasında,

35

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM Başkanı Şentop, asamblenin, “Nüfus Hareketleri ve Güvenlik Arasındaki İlişki” başlığında toplandığına işaret etti. Farabi’nin, bilmenin ne olduğunu, “Bir şeyi bilmek onun sebeplerini bilmektir.” diye tarif ettiğini anımsatan Şentop, sebepler üzerinde doğru şekilde durmadıkları sürece sorunları kavramakta sıkıntı yaşayabileceklerini belirtti.

bütün dinlerin, üç semavi dinin ortaya çıktığını; bu dinlerin, kültür ve medeniyetlerin binlerce yıl boyunca işlendiğini, yayıldığını aktardı. TBMM Başkanı Şentop, bu havzanın, tarihin kalbi ve tarihin oluştuğu bir bölge olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bölge aynı zamanda dünya üzerinde çeşitli anlamda -ekonomik, kültürel, siyasi anlamdakrizlerin de merkezi, kalbi. Dünyadaki birçok sorunun ya tamamen bu bölgede ortaya çıktığı, geliştiği veya bu bölgede ateşlendiği, köklerinin bu bölgeden ortaya çıktığı söylenebilir. Akdeniz havzasının barış içinde, insanların asgari refah düzeyinde yaşadığı bir güvenlik alanı olabilmesi için çok daha fazla hassasiyet, titizlik göstermemiz gerekiyor. Bu bölgedeki krizler, sorunlar dünyanın başka bölgelerindeki krizleri, sorunları tetikleyici rol üstleniyor. Sadece tarihin, medeniyetin, kültürün değil krizlerin, sorunların, çatışmaların da başlangıç noktası bu bölge. Bu anlamda AKDENİZ PA’nın sorumluluğu, diğer asamblelerden çok daha fazla. Dünyada barış için, çatışmaların önlenmesi, asgari ekonomik refahın sağlanması için çok daha fazla gayret göstermesi gereken bir asamble. Türkiye, kuruluşundan itibaren bütün faaliyetlerine katıldığı gibi, asambleyi önemseyen, birçok konuda ümit bağlayan bir ülke olarak destek vermeyi artırarak devam ettiriyor.”

36

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Şentop, başlığın ilk okunduğunda, nüfus hareketlerinin güvenlik üzerinde etkisini ifade ettiğini söyleyerek bu ilişkinin, iki taraflı, karşılıklı bir ilişki olduğunu, nüfus hareketlerinin güvenlik, güvenliğin de nüfus hareketleri üzerinde etkisi bulunduğunu aktardı. Nüfus hareketlerinin, tahmin edilenden fazla nüfus artışının ortaya çıkmasının bir güvenlik, asayişle ilgili potansiyel bir sorun oluşturduğuna işaret eden Şentop, “Nüfus hareketleri, göç, iltica, adına ne dersek diyelim içinde bazı terörle ilişkili unsurları da barındıran bir hareket. Can güvenliği - sadece kişisel olarak veya toplumsal olarak asayiş bağlamında değil - daha genel olarak toplum sağlığını da dikkate alarak bununla beraber kişilerin hayat standartlarını asgari düzeyde sürdürmelerini sağlayan, sosyal güvenliği de içine alacak şekilde yorumladığımızda nüfus hareketlerinin birçok komplikasyonu ortaya çıkıyor.” dedi. TBMM Başkanı Şentop, daha çok bu bağlam üzerinde göç, iltica, nüfus hareketi sorununun tartışıldığını, bunun yanlış olmadığını ancak yetersiz olduğunu, daha geniş perspektiften bakılması gerektiğini belirtti. TBMM Başkanı Şentop, Avrupa, Kuzey Amerika gibi, belli coğrafyalar dışında dünyanın birçok yerinde çatışma ortamının yoğun şekilde devam ettiğine, ekonomik refahla ilgili sıkıntıların yaşandığı geniş bir coğrafya, nüfus kitlesi olduğuna dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı insanlar zayıflamak için önemli harcamalar yaparken, onların yaptığı bu harcamalarla dünyanın

TBMM Başkanı Faaliyetleri

öncelikle çatışmayı önlemek, bütün dünyayı insanlar için yaşanabilir, güvenli hâle getirmek gerekir. Barışın bütün dünyada hâkim olması lazım. Bunu samimiyetle istemeliyiz. İnsanların, devletlerin eşitliğine, hukukun üstünlüğüne dayanan, çifte standart içermeyen anlayışla, dünyada barışın hâkim olması için hepimiz kararlılıkla mücadele etmeliyiz.

başka coğrafyalarında insanların açlıktan ölmekten kurtarılması söz konusu. Ekonomik anlamda böyle garip bir dengesizliğin ortaya çıktığı bir dünyada yaşıyoruz. İnsanların kendi doğdukları, büyüdükleri, yaşadıkları coğrafyada gerek can güvenliği, gerek asgari ekonomik standartların bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan güvenlik sorunu nüfus hareketlerine yol açıyor, göçleri tetikliyor, insanları göçe zorluyor. Bu nüfus hareketlerinin gelecekte belki 25 - 50 yıl sonra yaşanacak olanlardan çok daha küçük ölçekte olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki demografik denge 50 - 60 yıl içinde çok büyük ölçüde değişti, önümüzdeki belki 50 yıl içinde çok daha büyük ölçüde değişecek.”

İnsani yaşam şartlarının, dünyanın her yerinde, her insan için sağlanması lazım. Dünyada doğal denge var, bütün insanları asgari, ekonomik şartlarda yaşatabilecek bir denge, az veya çok. Bu doğal dengeyi, - barışı bozduğumuz gibi - biz bozuyoruz. Obezite yaşayan, sağlık sorunları yaşayanlar gibi obez ekonomilerle, obez refahla yaşayan insanlar var. Bunların bu yaşam standartları başka insanların açlığa maruz kalmasıyla sağlanmış, başka ülkelerin ekonomik imkânlarının sömürülmesiyle sağlanmış bir ekonomik obezite. Öldürmeyeceğiz, sömürmeyeceğiz. Bütün insanlık için dünya güvenilir olursa, asgari refah şartları sağlanırsa nüfus hareketleri de doğal dengesi içerisinde gelişecektir.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” başlıklı Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) toplantısında bir TBMM Başkanı Şentop, nüfus hareketlerinin gelecek konuşma yaptı. 25, 30, 50 yıl sonra çok daha ciddi sorunlar ortaya çıkaran bir tablo oluşturacağını, gelecekteki 50 yılın en önemli meselesi olacağını belirtti. Bunların çözümleri üzerinde de birçok şey söylenebileceğini dile getiren Şentop, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyanın, fert fert hepimiz için yaşanabilir bir dünya olmasını istiyorsak bunu sadece kendimiz, kendi toplumumuz, halkımız için değil bütün insanlar için istemeliyiz. Dünya, bütün insanlar için yaşanabilir bir dünya olmazsa hiçbirimiz için yaşanabilir bir dünya olmaz. Bunu belki hemen fark edemeyiz ama er veya geç mutlaka bu karşımıza çıkabilecek bir olgudur. Dünya bütün insanlar için güvenli hâle gelmedikçe, tek tek hepimiz, bütün halklar için de güvenli olamaz. Nüfus hareketlerinin temelinde bu var. İnsanları, kendi doğdukları, yaşadıkları topraklarında tutamazsak bu nüfus hareketleri artarak devam edecek. Bunun için

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, açılış konuşmasında, AKDENİZ - PA üyelerini, Gazi Mecliste ve Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Parlamenterlere, karşı karşıya kalınan sınavlar için bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirten Çavuşoğlu, AKDENİZ - PA’nın bu toplantısını göç ve güvenlik konularında gerçekleştirmesinin de önemine işaret etti. Akdeniz coğrafyasının bir istikrar, barış ve huzur bölgesi olması için yapılması gerekenlerin iyi tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, bugün bir dünya savaşı olmamasına rağmen İkinci Dünya Savaşı’ndan daha fazla insanın ekonomik sıkıntılar, çevre sorunları ve güvenlik sorunları nedeniyle evlerini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Bu konuya çözüm bulunması gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, Akdeniz etrafındaki ülkelerin hem kaynak

37

TBMM Başkanı Faaliyetleri

hem transit hem de destinasyon ülke olduğuna dikkati çekti.

Suriye’deki durumun, Akdeniz bölgesini çok ciddi bir sınavla karşı karşıya bıraktığını, Birleşmiş Milletler çatısı altında çözüm arandığını vurgulayan Çavuşoğlu, yakın zamanda yeni Suriye Anayasası’nın hazırlanması için komisyon kurulmasını beklediklerini dile getirdi. Suriye konusunda insani yanı ihmal etmediklerinin altını çizen Çavuşoğlu, “Bugüne kadar hem DAEŞ hem de YPG/PKK’dan temizlediğimiz 4 bin kilometre karelik bir alana 330 binden fazla Suriyeli gönüllü olarak döndü.” diye konuştu. Çavuşoğlu, bu insanların eğitim, sağlık, su ve elektrik gibi temel ihtilaçlarının karşılanması için Avrupa Birliği ve birçok başka ülke ile görüştüklerini bildirdi.

Çavuşoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bugün Avrupa’da bu konuya sadece güvenlik perspektifinden bakan ülkelerin ve halkların olduğunu görüyoruz, siyasi partilerin olduğunu görüyoruz ama bu konuya insani olarak bakmamız gerekiyor. Esasen ikisinin sentezini yaptığımız zaman sağlıklı çözümler bulacağımızı düşünüyoruz. Bugün göçmenlere, elimizden ekmeğimizi, işimizi elimizden alan insanlar olarak bakabiliriz ama bu sorunu çözmez. Bu insanları eğer geri gönderemiyorsak nasıl entegre edeceğimiz ve yeni nesillerin kaybolmaması için eğitim dâhil hangi imkânları vermemiz gerektiğine kafa yormamız lazım. Bugün bunun maliyetinden çekinirsek yarın önümüze çok daha büyük külfetlerin geleceğini unutmamalıyız.” Mevlüt Çavuşoğlu, kaynak, transit ve hedef ülkeler arasında çok yakın bir iş birliği olması gerektiğini söyledi. Güvenlik konusunda da aynı iş birliğinin önemine değinen Çavuşoğlu, “Başlangıçta Türkiye, özellikle transit ülke olarak iş birliğinin eksik olmasının ızdırabını çok çektik. Maalesef bunun bedelini, bazı Avrupa ülkeleri ve de bizler çok ağır ödedik, çok ciddi terör saldırılarına maruz kaldık.” değerlendirmelerinde bulundu. İş birliğinin şimdi daha iyi bir seviyede bulunduğunu anlatan Çavuşoğlu, bunun çok daha iyi seviyeye gelmesi gerektiğini ifade etti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Akdeniz’in istikrarını olumsuz etkileyen üç konu bulunduğunu belirterek bunlardan birinin Suriye’deki durum olduğunu söyledi.

38

HAZİRAN 2019

Akdeniz’de Libya’daki çatışmaların Suriye’ye benzer sorunların yaşanmasına neden olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Libya’da gücün paylaşılmasını, bir tarafın önlemesi neticesinde çözüme ulaşılamayacağını dile getirdi. Çavuşoğlu, “(Bir taraf) tüm gücü bazı ülkelerin de desteğiyle elde etmek istiyor ama olan Libya halkına oluyor. Biz BM’nin bu yöndeki çabalarını destekliyoruz.” dedi. Libya konusunda yeni ve kapsamlı bir konferans düzenlenmesini desteklediklerini ifade eden Mevlüt Çavuşoğlu, “Aksi takdirde hepimizi etkileyen yansımalar olacak. Göç, mülteci, terör konusu, ekonomik sıkıntılar ve buna benzer sorunlar sadece Libya’yı, Afrika kıtasını değil Avrupa’yı da Akdeniz etrafını da çok ciddi bir şekilde sarsacaktır, etkileyecektir.” şeklinde konuştu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Akdeniz’i etkileyen bir diğer sorunun İsrail - Filistin meselesi olduğunu aktardı. Bu sorunun çözümünün belli olduğunu, bu konuda BM kararının ortada olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “O da iki devletli çözüm. İki devletli çözüm dışındaki hiçbir çözüm ya da dayatma Orta Doğu ve Akdeniz’e barış ve istikrar getirmez. 1967 sınırları çerçevesinde Doğu Kudüs’ün başkent olduğu bağımsız Filistin Devleti’nin, İsrail Devleti ile yan yana yaşamasını sağlamadığınız sürece burada bir barış olmaz. Özellikle iki devletli çözümü, evini terk etmek zorunda kalan, zor şartlar altında kalan Filistinlilerin haklarını

TBMM Başkanı Faaliyetleri

parayla satın alma teşebbüslerinin de reddedileceğini, İslam İşbirliği Teşkilatında vurguladığım gibi bugün buradan da vurgulamak isterim. Dolayısıyla bu çabalar beyhude çabalardır. Bu konuya katkı sağlamak isteyen, çaba sarf eden herkesin tarafsız, objektif ve dengeli olması gerekiyor.” Çavuşoğlu, Filistin sorunu sebebiyle bugün Yakın Doğu’da milyonlarca Filistinlinin 70 yıldır Ürdün, Libya, Mısır’da mülteci olarak yaşadıklarına dikkati çekerek “Bu mültecilere yardım etmek için kurulan UNRWA’ya da son zamanlarda özelikle ABD’nin insani konularda bile desteğinin kesilmesi, işte maddi yollardan Filistinlileri köşeye sıkıştırarak istedikleri planı kabul ettirme çabasıdır. Sadece UNRWA’nın desteklediği okullarda 500 bin Filistinli çocuk var.” ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, bugünkü toplantıda Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden milletvekilleriyle tanıştığını söyledi. Kıbrıs’ta iki tarafın siyasi eşitliğine dayanmayan bir çözümün kalıcı olmayacağına işaret eden Çavuşoğlu, “İki tarafın siyasi eşitliğine dayanan ve Kıbrıs Türk halkının haklarını garanti altına alan bir çözüm için çaba sarf ediyoruz.” dedi. Daha önceki çabaların çözüm getirmediğini söyleyen Çavuşoğlu, neyin müzakere edileceğini KKTC, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, İngiltere ile gayri resmî olarak görüştüklerini bildirdi. Çavuşoğlu, şu şekilde devam etti: “Diğer taraftan Akdeniz etrafında doğal kaynakların paylaşılması konusu da bugün en önemli konulardan bir tanesi. Biz Kıbrıs etrafında ve Akdeniz’deki doğal kaynakları, birbirimizi ayrıştırıcı unsurlar olarak görmüyoruz. Tam tersi birlikte paylaşarak Doğu Akdeniz’in ve Kıbrıs’ın refahını ve istikrarını güçlendirmek istiyoruz. İstediğimiz tek bir şey var; Rum tarafı, Yunanistan, AB, herkesin kabul ettiği Kıbrıs Türklerinin haklarının da garanti altına alınması. Çok mu fazla şey isteniyor? Bu kadar basit. Paylaşmayı öğreneceğiz. Hukuka riayet ederek paylaşmayı öğrendiğimiz zaman siyasi çözüm de gelir, zenginliklerin paylaşılması konusunda da hiçbir sorun yaşanmaz. Bu konudaki çabalarımızı elbette sürdüreceğiz. Bizlerin yanında siz parlamenterlerin üstleneceği rolü de çok önemsiyoruz.”

Terörle mücadelenin herkesin önceliği olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, bu konuda gerçekçi politikaların uygulanması gerektiğini söyledi. Terör örgütleri arasında ayrım yapılarak terörle mücadele edilemeyeceğinin altını çizen Çavuşoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “İdeolojisine, hedefine, dinine, inancına, ırkına bakarak terör örgütleri arasında ‘iyi terörist’ ve ‘kötü terörist’ ayrımı yapmaya başladığımız zaman teröristlerin ekmeğine yağ süreriz. Bugün benim de 11 yıl görev yaptığım Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ve Avrupa Parlamentosunda gördüğüm bir yanlışı sizinle paylaşmak isterim. Aynı ideolojiyi paylaştığı terör örgütlerini destekliyor ve terör listesinden çıkarmaya çalışıyor. Herkesin farklı ideolojisi olabilir. Ama siz siyasi partisiniz, ideolojilerinizi halkın önünde savunuyor, halktan destek arıyorsunuz. Elinize silah, havan topu, ağır silahları alıp da başkalarını öldürerek bir hedefe ulaşmaya çalışmıyorsunuz. Farklı da aynı görüşte de olabilirsiniz. Elhamdülillah biz Müslümanız. Şimdi DAEŞ terör örgütü bizim dinimiz İslam’ı suistimal etti diye o örgütü desteklememiz mümkün mü? Tam tersine DAEŞ ile göğüs göğüse askerlerini savaşa gönderen, savaşan, o terör örgütlerini buralardan temizleyen bir ülkeyiz.” DAEŞ gibi terör örgütlerini kontrol ettikleri sahalarda temizlemenin yetmeyeceğini belirten Çavuşoğlu, onların güç bulduğu kaynaklarının kurutulması ve ideolojilerinin birlikte yok edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yeni Zelanda’da Cuma namazında ibadet eden Müslümanları, İslam düşmanlığı ideolojisiyle öldüren teröristi suçlarken Hristiyanlığı veya başka bir dini suçlamanın yanlış olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Sri Lanka’daki terör saldırısının da benzer şekilde kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Çavuşoğlu, “Ama bugün görüyorum ki oradaki Budistlerin liderleri, Müslümanların taşlanması talimatını veriyor. Aynı şekilde Myanmar’da da BM raporu diyor ki soykırım var. Bundan dolayı Budizm’i hedef alırsak bir yere varamayız. O yüzden DAEŞ’ten dolayı bizim barış dinimiz İslam’ı hedef almak yerine bu tür ideolojileri yok etme konusunda hep birlikte çalışırsak, işte bu tür terör örgütlerinin yeni yeni insanları bünyesine katmasını engelleriz.” diye konuştu.

39

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Birçok ülkenin Türkiye’den yardım istediğini söyleyen Çavuşoğlu, DAEŞ terör örgütünün geride bıraktığı kadınları ve çocukları ülkelerine götürüp rehabilite etmek için transit ülke olarak Türkiye’den yardım istendiğini bildirdi. Akdeniz etrafındaki ülkelerin bölgenin barış ve istikrarı için çok çalışması gerektiğini belirten Mevlüt Çavuşoğlu, halkları temsil eden parlamenterlere de toplumsal duyarlılık oluşturma konusunda önemli görevler düştüğünü kaydetti.

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) Başkanı Alia Hatoug Bouran, AKDENİZ - PA‘nın “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” başlıklı toplantısında bir konuşma yaptı. Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) Başkanı Alia Hatoug Bouran da toplantıda yaptığı konuşmada, Ankara’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Parlamenter diplomasinin en önemli konularından birini konuşacaklarını belirten Bouran, toplantının başlığının önemine işaret etti. “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” başlıklı toplantının, yoğun göç alan Türkiye’nin yaptığı büyük ve başarılı çalışmaları görmelerine de fırsat vereceğine dikkati çeken Bouran, bu çalışmaların, umutsuzluk ve yoksulluk içindeki insanlara yardım eli uzatmak olduğunu vurguladı.

Avrupa’nın da mültecilerle ilgili kendi sorunlarının bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin cömert bir şekilde 3,6 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaptığına işaret eden Bouran, başka ülkelerde de çok sayıda mültecinin bulunduğunu belirtti. Bouran, mültecilerin Türkiye, Ürdün gibi ülkelerde, her şehirde, kasabalarda, köylerde olduğunu dile getirerek mülteci sorunuyla başa çıkabilmek için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini ifade etti. Mültecilerin ülkelerine dönmesinin siyasilerin söylemleriyle değil, mültecilerin kendi kararıyla mümkün olduğunu vurgulayan Bouran, “Kendi kendine karar verirler. O noktaya ulaşmak için ‘Güvende olacak mıyım, çocuklarım okul bulacak mı, çocuklarım insanoğluna yakışır yaşama kavuşacak mı?’ sorusuna yanıt vermek gerekir. Bu cevaplar tatminkârsa o mülteci gönüllülük esasına göre dönecektir. Gönüllülük, istek esasına göre ele alınacak ev sahipliği yapan tüm ülkeler bu şekilde davranacaktır.” diye konuştu. Bouran, İsrail - Filistin sorununa değinerek bu çatışma çözülmeden, uyum, barış içinde yaşayamayacaklarını söyledi. Filistin Devleti’nin Orta Doğu’nun bir parçası olması gerektiğinin altını çizerek insanlık onuruna yakışır bir biçimde yaşama hakkının benimsenmesi gerektiğini ancak bu şekilde doğru istikamette, hep beraber hareket edebileceklerini dile getirdi. Terörizmin sınırları, dini, hiçbir şekilde kimliği olmadığına işaret eden Bouran, AKDENİZ - PA üyeleri olarak bu yüzden hep beraber çalışmaları gerektiğini vurguladı. Bouran, radikal düşünceyle ancak bu şekilde mücadele edebileceklerinin altını çizerek “Terörizm eşittir İslam diye bir şey söylenmesi mümkün değil. Dinimizle alakası yok. Dinimiz son derece güzel, harika bir din. Siyaset aracı olmaktan uzak olmalı. Bütün dünya da bunun farkında.” değerlendirmesinde bulundu.

NATO Parlamenter Asamblesi (NATO - PA) Başkan Yardımcısı ve NATO - PA Türk Grubu Başkanı Osman Aşkın Bak, “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki Bu konunun ulusal, bölgesel değil, küresel olduğunun İlişki” konulu toplantının ilk altını çizen Bouran, mültecilerin sorunları olduğunu, oturumunda bir konuşma yaptı. 40

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

duygusunun oluşturulmasında güzel bir ortam sağlıyor. Sporun tüm bu savaşları sonlandıracak güçte olduğuna inanıyorum. Etnik, sosyal, dinî engelleri ortadan kaldırabiliyor ve çocuklara yeni bir ümit aşılayabiliyor. Bu çocuklar silahlı çatışmaların mağduru oldular, yenilgilerin mağduru oldular. Bu çocuklarda, yaşadıklarından dolayı geleceğe dair güvensizlikler oluştu. Savaş ile yerlerinden olan bu çocuklar için spor gerçekten bir fırsat.”

NATO Parlamenter Asamblesi (NATO - PA) Başkan Yardımcısı ve NATO - PA Türk Grubu Başkanı AK PARTİ Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, konuşmasında “göç krizinden çıkarılacak dersler” üzerine değerlendirmede bulundu. Orta Doğu’da yaşanan iç çatışmalardan dolayı milyonlarca insanın yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kaldığını belirten Bak, emsali görülmemiş bu göç hareketine karşı ülkelerin bu sorun çerçevesinde çözüm arayışlarına girdiğini söyledi. Göç krizinin insani boyutlarını vurgulayan Bak, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere kamplarda kalan insanların yetersiz beslenmenin yanı sıra hijyen, sağlık, eğitim gibi sorunlarla başa çıkmaya çalıştığını ifade etti. Bak, insani boyutun, uluslararası örgütlerin dikkatle yaklaşması gerektiği en hayati nokta olduğunu dile getirdi. Avrupa’nın göçmen krizine karşı tutumunu eleştiren Bak, göçmenlere karşı alınan tedbirlerin ardından eski Avrupa sisteminin sorgulanmaya başladığının altını çizerek dünyada göçlerin hiçbir zaman bitmeyeceğini, sınır koruma önlemlerinin yanında, sağlam sığınma ve yardım politikalarının olması gerektiğini vurguladı. Sporun taşıdığı misyona işaret eden Bak, şu şekilde konuştu: “Sporun gücünü mültecilerin entegrasyonu, sosyal uyumu için son derece elzem bir araç olarak kullanabiliriz. Spor aynı zamanda pozitif bir katalizör olarak yine mülteci toplulukların güçlendirilmesinde kullanılabilir. Spor, çocukların daha adil, daha saygın bir toplum için ümitlerini muhafaza etmelerine de yardımcı oluyor. Özellikle de takım sporları yoldaşlık

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı ve Suriye Krizi Bölgesel İnsani Yardım Koordinatörü Panos Moumtzis, “DEAŞ Tarafından Kontrol Edilen Bölgelerde Yabancı Ebeveynlerin Vatansız Çocuklarının Durumu” başlıklı konuşmasında, Suriye’nin kuzeybatısında binlerce çocuğun çok trajik koşulların mağduru olduğunu söyledi. Birçok kadın ve çocuğun, “DEAŞ ile bağlantılı olduğu” şüphesi taşıdığına değinen Moumtzis, “Bu çocuklar yaşadıkları toplumda damgalanıyorlar. Onlara yardım edilmesi gerekiyor. Daha önemli olan şey, UNICEF’in icra direktörü başkanı, ‘DEAŞ ile bağlantılı kişilerin çocukları, en hassas çocuklardır.’ demişti. Bu çocuklara yardım etmek, çözüm bulmak için parlamenterlerin oynayacağı rol, adalet ve rehabilitasyon çok önemli.” diye konuştu. Oturumda, AKDENİZ - PA Gezici Büyükelçisi ve Terörle Mücadele Başdanışmanı Jean Paul Laborde, “Yabancı Terörist Savaşçıların ve Ailelerinin Cezalandırılması, Ülkelerine İadesi ve Yerlerinin Değiştirilmesi Sorunları, Terörizmin Finansmanı ile Mücadele”, AKDENİZ - PA Terör Özel Komisyonu Başkanı Gennaro Migliore, “Yabancı Terörist Savaşçılar Sorununun Çözümünde Parlamentoların Rolü” başlıklı birer konuşma yaptılar. Ayrıca BM Genel Sekreter Yardımcısı Michele Coninsx ise video mesajla görüşlerini aktardı.

Akdeniz Parlamenter Asamblesinin (AKDENİZ - PA) “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” başlıklı toplantısı kapsamında yapılan oturumlarda katılımcı ülkelerden üyeler konuştu. Güney Kıbrıs Rum Kesimi adına söz alan Georgios Georgiou, “Biz bugün burada Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil ediyoruz. Bir kez daha şunu hatırlatmak isteriz,

41

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Kıbrıs hâlâ bölünmüş durumdadır. Türkiye, askerî varlığı dolayısıyla Kıbrıs toprağını işgal etmektedir. BM Güvenlik Konseyinin ‘Ada’dan ordusunu çekmesine’ dair kararına rağmen bu devam etmektedir. Biz ortak olarak kabul edilecek bir çözüme ihtiyaç duyuyoruz ki böylece Ada’yı birleştirebilelim. Bunu uluslararası hukuka ve BM kararlarına göre yapmak istiyoruz. Herhangi bir müdahale olsun istemiyoruz. Bu çözümle uluslararası tanınırlık elde etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Uluslararası toplumun Akdeniz’deki sondaj çalışmaları nedeniyle Türkiye’yi kınadığını iddia eden Georgiou, “Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemen haklarını uluslararası hukuka ve AB hukukuna göre ihlal etmektedir.” görüşünü savundu. NATO Parlamenter Asamblesi (NATO - PA) Başkan Yardımcısı ve NATO - PA Türk Grubu Başkanı AK PARTİ Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, Güney Kıbrıs Rum Kesimi Üyesi Georgios Georgiou’nun sözlerine tepki gösterdi. NATO - PA Türk Grubu Başkanı Bak, Türkiye’nin 3,5 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptığına işaret etti. Bugünkü toplantının konusunun mülteciler ve güvenlik ilişkisi olduğunu anlatan Bak, şunları kaydetti:

Yaklaşık 650 bin çocuğu okullarda eğitmektedir. Çocuklara spor faaliyeti yapması için pek çok sosyal konuyu desteklemektedir. Türk halkı özveriyle onlara ev sahipliği yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Biz savaşların bitmesini ve barışın gelmesini istiyoruz. Sorunların çözülmesini istiyoruz.” Öte yandan söz alan Filistinli Üye Bilal Kasım, Filistinlilere destek olan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) katkı sağlanması gerektiğine işaret ederek “Ben, BM çatısında UNRWA desteğiyle eğitim aldım. Ama maalesef UNRWA’nın tamamıyla ortadan kaldırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Parlamentoların, bu zor dönemde 5 milyon Filistinli ile ilgilenen UNRWA’ya destek olmaları gerekiyor.” diye konuştu. Filistinlilere zorla bir çözüm dayatmaya çalışıldığını belirten Kasım, “ABD ve İsrail, uluslararası hukuk ve BM kararlarına saygı duymadıkça bir çözüm bulmak mümkün değildir. 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti, ki uluslararası hukukun da tanımladığı bir çözümdür bu, bu çözüm kullanılmadığı sürece hiçbir şekilde başka bir seçeneğin kabul edilebilir olması söz konusu değildir. Zorla ve dayatmayla hiçbir çözümün kabulü söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisinin yaptığı açıklamaları gerçekten anlamış değilim. Kendilerinin konuyla alakası yok. Bahsettikleri konular Kıbrıs Adası etrafındaki konular. Ben beklerdim ki o bölgede mülteciler için neler yaptılar, ne gibi planları var anlatsınlar. Türkiye, KKTC’nin bütün haklarını garantör ülke olarak desteklemektedir. O bölgede petrol ve doğal gaz aramalarına ilişkin haklarını koruyacaktır. Kendi kıta sahanlığı haklarını koruyacaktır. Ada’da yaşayan herkesin o kaynaklarda hakkı vardır. Bunun böyle bilinmesi gerekiyor. Türkiye, bütün haklarını koruyacaktır. Türk ordusu, orada işgalci değildir, oraya büyük bir katliamı önlemek için gitmiştir.”

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) Türk Grubu Başkanı Atay Uslu, “Nüfus Hareketleri ile Osman Aşkın Bak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu “Yaklaşık 35 milyar dolarlık harcama yapmıştır. Milyonlarca kişiye ev sahipliği yapmaktadır. Onların toplantının ikinci oturumunda bir daha rahat yaşaması için fedakârlıkta bulunmaktadır. konuşma yaptı. Bak, Türkiye ve TBMM’nin göç ve güvenlik konusunun tartışılmasını arzu ettiğini dile getirerek ülke olarak bu konuda önemli yatırımlarda bulunulduğunu söyledi.

42

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanı Faaliyetleri

Akdeniz Parlamenter Asamblesinin (AKDENİZ - PA) TBMM’de düzenlediği, “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu toplantısının “Türkiye’nin Mülteci ve Sığınma Politikası: Genel Bir Değerlendirme” başlığı altında yapılan ikinci oturumunun moderatörlüğünü yürüten AKDENİZ - PA Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu, göçün yalnızca güvenlik boyutunun olmadığını; sosyal, kültürel, fırsat ve kriz boyutlarının bulunduğunu anımsattı. Uslu, göçmenlerin suça karışma oranının yerlilere göre daha az olduğunu, bunun Türkiye’de de geçerli olduğunu ifade etti. Göçün tek başına iyi ya da kötü bir olay olmadığını dile getiren Uslu, göçün iyi yönetilmesi hâlinde fırsatlar da doğurduğunu aktardı. Türkiye’de 4,8 milyon göçmenin bulunduğunu, bunlardan 3,6 milyonun Suriyeli, diğerlerinin de farklı ülkelerden gelen sığınmacılar olduğunu aktaran Uslu, “Bu kadar yoğun göçmenin olduğu Türkiye’de kamplarda sığınmacı çok az sayıda, yüzde 90’ı kampların dışında, şehirde yaşıyor.” ifadesini kullandı. Uslu, bazı milletvekilleriyle yarın Gaziantep’e gideceklerini belirterek burada yaklaşık 400 bin, Kilis’te ise 100 bin sığınmacı olduğunu bildirdi. Uslu, Kilis’te 100 bin kadar yerli halkın bulunduğunu, herhangi bir toplumsal olay çıkmadığını, sosyal uyum, toplumsal kabulün çok iyi durumda olduğunu söyledi. Kendi nüfusu kadar bir nüfusu barındıran Kilis’in Nobel Barış Ödülü’nü hak etttiğini vurgulayan Uslu, dünyada 10 - 20 sığınmacıyı kabul ettiği için ciddi olaylar çıkan şehirlerin bulunduğunu dile getirdi. Aylan bebeğin ölümüyle dünyanın vicdanının hareketlendiğini ancak bunun fazla sürmediğini ifade eden Uslu, Avrupa’da göçmen düşmanlığının artarak sürdüğünü belirtti. Uslu, çözümün entegrasyon, uyum sağlanması, göç veren ülkelerdeki sorunların giderilmesi olduğunun altını çizerek siyasi kriz ve güvenlik krizinin asla dikenli tellerle, geri püskürtmeyle, ötekileştirmeyle çözülemeyeceğini söyledi. Göç meselesinin teknik, siyasi bir mesele olduğu kadar insani bir mesele olduğuna işaret eden Uslu, göç konusuyla insanlığın bir sınavdan geçtiğini, bu sınavı hep beraber iş birliğiyle başarabileceklerini ifade etti.

Atay Uslu, “Sığınmacı, göç konusu bir sorun olarak lanse ediliyor. Bir sorunsa, sığınmacılar asla sorunun kaynağı değil, mağdurudur. Sığınmacıları suçlu, sorunun kaynağı gibi görmemek lazım.” diye konuştu. Suriye krizi ortaya çıktığında göç yükünün Türkiye, Lübnan ve Ürdün’ün üzerinde olduğunu anımsatan Uslu, bu sorunun sınır ülkelere havale edilmemesi gerektiğini belirtti. Uslu, sınır ülkelerle okyanusun ötesindeki ülkeler arasında fark kalmadığını, tüm dünyanın bu konuya kendi sorunu olarak bakması, bu konuda adımlar atması gerektiğini dile getirdi. Uslu, Akdeniz’de çok büyük bir dram yaşandığını, her gün sığınmacıların öldüğünü, Akdeniz’in bugün dünyanın en büyük mezarlığı olduğu söylendiğinin altını çizdi. Bebeklerin öldüğü bu dünyada insanlığın sessiz kaldığını ifade eden Uslu, “Bebekler uyurken sessiz olunur, ölürken değil. Bugün bebekler ölüyor. Uluslararası kuruluşlar da yeteri kadar inisiyatif almıyor, hareket etmiyor, birçok kuruluş sadece istatistik tutuyor.” dedi. Uslu, Cenevre Sözleşmesi’nin yenilenmesi, ek protokollerle güçlendirilmesi, yük paylaşımı, adil sistem, yeniden yerleşme, kabul ve uyum konularında yeni bir sistem getirilerek bütün ülkeleri bağlaması gerektiğini söyledi. Atay Uslu, “Atmosferdeki oksijen dengesini bozan ülkeler için Paris Şartı var, insanların yaşamını etkileyen bu olaylar karşısında hepimizi bağlayan bir şey yok.” diye konuştu. AKDENİZ - PA’nın “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu toplantısının “Türkiye’nin Mülteci ve Sığınma Politikası: Genel Bir Değerlendirme” başlığı altında yapılan ikinci oturumunda değerlendirmeler yapıldı. Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) Türk Grubu Üyesi ve AK PARTİ Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı, toplantıda yaptığı konuşmada, Suriye’de Türkiye olmadan çözümün mümkün olmadığını, Türkiye’nin Suriye’de çok önemli, değerli sorumluluğu bulunduğunu anlattı. Özşavlı, Türkiye’nin dünya barışı için çalıştığına işaret ederek Türkiye’nin sınırları güvenli olursa Batı’nın da sınırlarının güvenli olacağını belirtti. Avrupa’nın güvenliği için Türkiye’nin hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Özşavlı, Türkiye’nin bir köprü görevi gördüğünü, Avrupa’nın güvenliği için Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin önem taşıdığını

43

TBMM Başkanı Faaliyetleri

kaydetti. Özşavlı, “Avrupa’nın Türkiye’den başlıyor.” dedi.

güvenliği

bugün

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç, Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Ayaz, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Göç Sağlığı Daire Başkanı Kanuni Keklik ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü İnsan Ticareti Mağdurlarını Koruma Dairesi Başkanı Osman Koramaz da toplantıda sunum yaptılar.

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) tarafından TBMM’de düzenlenen “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu toplantının üçüncü oturumu “Göç Hareketleri: Ekonomik Fırsatlara Karşı İnsani ve Güvenlik Zorlukları” başlığı altında yapıldı. 20 Haziran 2019 Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) tarafından düzenlenen “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu toplantı kapsamında “Göç Hareketleri: Ekonomik Fırsatlara Karşı İnsani ve Güvenlik Zorlukları” başlığı altında yapılan üçüncü oturumun moderatörlüğünü AKDENİZ - PA Medeniyetler Arası Diyalog ve İnsan Hakları 3. Daimi Komisyonu Başkanı Yana Chiara Ehm yürüttü. Oturumda Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uluslararası Koruma Dairesi Başkanı Harun Başıbüyük, Tunus Halk Temsilcileri Meclisi Üyesi Bedreddin Abdelkafi, Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi İnsan Ticareti ve Göçmen Kaçakçılığı Organize Suçlar Bölümü Başkanı Ilias Chatzis, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Düzensiz Göçle Mücadele Dairesi Başkanı Ramazan Seçilmiş, Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Gökçe Ok ve Filistinli Üye Bilal Kasım konuşma yaptı.

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) Türk Grubu Başkanı Atay Uslu, AKDENİZ - PA’nın TBMM’de düzenlenen “Nüfus Hareketleri ile Güvenlik Arasındaki İlişki” konulu toplantısının kapanışında bir konuşma yaptı. 44

HAZİRAN 2019

Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ - PA) Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu, toplantının kapanışında yaptığı konuşmada, göçün güvenliği tehdit eden bir olay gibi algılandığını ancak güvenlik olmadığı için çoğu zaman göçün yaşandığını belirtti. “Suriye’de, Orta Afrika’da, Afganistan’da güvenlik olsaydı göç olmayacaktı.” diyen Uslu, bu olaya kaynak ülkelerdeki güvenliği sağlama anlamında da bakılması gerektiğini vurguladı. Kaynak ülkelerdeki sorunlar çözülmediği sürece göç hareketlerinin devam edeceğini vurgulayan Uslu, “İnsanlar neden göç ediyor sorusunu hep beraber cevaplamamız gerekiyor. Bu sorunun cevabını bulduğumuz andan itibaren göçün çıkaracağı sonuçları da düzeltebiliriz.” değerlendirmesini yaptı. Uslu, sığınmacıların da göçmenlerin de göç sorununun kaynağı olmadığını belirtti. Göç ve kalkınma başlıklarının da ele alınması gerektiğini söyleyen Uslu, dünyada hiç göç olmasaydı gelişmenin de olmayacağını, göçün kalkınmaya da kültürler arası diyaloğa da katkı sunduğunu kaydetti. Göçün, medeniyetlerin ömrünü uzattığını ya da kısalttığını aktaran Uslu, “Göçü doğru yönetirsek hayat uzar, medeniyetlerin ömrü uzar.” ifadesini kullandı. Türkiye’nin, sığınmacılar konusunda üzerine düşenin en iyisini yapmaya çalıştığını vurgulayan Uslu, “Biz bu konuyu insani, vicdani bir konu olarak görüyoruz. Hiç kimse destek olmasa bile, yük paylaşımına katlanmasa bile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözü var, ‘Biz gereğini yapacağız.’ diyoruz. Biz gereğini yaparken bu konudaki insani yaklaşımlara karşı duran iç kamuoyunda siyasetçiler ve oluşumlar var. Onlar bize oy kaybettirse bile herhangi bir siyasi kaygı gütmeden biz bu Suriye sorunu çözülünceye kadar Suriyeli kardeşlerimizin güven içerisinde yaşamalarını sağlayacağız.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Faaliyetleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP, SİNGAPUR PARLAMENTO BAŞKANI TAN CHUAN-JİN İLE GÖRÜŞTÜ 24 Haziran 2019 TBMM Başkanı Şentop, “790 milyon dolar olan ticaret hacminin artırılması, imzalanan kapsamlı serbest ticaret anlaşmaları ile daha ileri taşınması mümkün. Singapur’dan gelen yatırımları dikkatle izliyoruz. İstanbul’daki yeni havalimanı da bu konuda önemli bir fırsat sunuyor.” dedi. TBMM Başkanı Şentop, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Singapur’un FETÖ’ye karşı Türkiye’nin yanında durmasının da önemli olduğunu belirtti. TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Singapur Parlamento Başkanı Tan Chuan-Jin ile bir araya geldi. İki parlamento başkanı arasında ilk olarak baş başa, ardından heyetler arası görüşme gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Şentop, görüşmede yaptığı konuşmada, Türkiye - Singapur ilişkilerinin 50. yılı nedeniyle gerçekleşen ziyaretten memnuniyetini dile getirdi. Şentop, 50 yıldır süren ilişkilerin ticari, kültürel ve siyasi bağlamda daha da ileriye taşınması arzusunda olduğunu belirtti.

Singapur Parlamentosu Başkanı Tan Chuan - Jin ise Türkiye ile ilişkilerinin 50. yılında olsalar da tarihî belgelere göre bu ilişkinin 1865’e kadar uzandığını hatırlattı. Chuan - Jin, Türkiye’de bulunmaktan mutlu olduğunu belirterek her alanda iş birliğinin artırılması için çaba harcayacağını yineledi. Konuk heyet, Singapur Parlamentosu Başkanı Tan Chuan - Jin onuruna verilen öğle yemeğine katıldıktan sonra Meclis binasını gezdi, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bombalanan bölümleri ziyaret etti.

45

TBMM Başkanının Kabulleri

TBMM BAŞKANI MUSTAFA ŞENTOP'UN KABULLERİ TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı kabul etti. 26 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin’i kabul etti. 27 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve beraberindeki heyeti kabul etti. 12 Haziran 2019

46

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanının Kabulleri

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Ruanda Cumhuriyeti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Richard Sezibera ve beraberindeki heyeti kabul etti. 24 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop tarafından kabul edilen Ruanda Cumhuriyeti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Richard Sezibera ile yapılan görüşmede Türkiye – Ruanda Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK PARTİ Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu ve MHP Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım da yer aldı.

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kosova'daki siyasi partilerden Vetevendosje Hareketi Lideri Albin Kurti ve beraberindeki heyeti kabul etti. 18 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Karadağ Parlamentosu Uluslararası İlişkiler ve Göçmenler Komisyonu Başkanı Andrija Nikolic ve beraberindeki heyeti kabul etti. 12 Haziran 2019 Görüşmeye Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Türkiye - Karadağ Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK PARTİ Çorum Milletvekili Erol Kavuncu ve AK PARTİ İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı katıldı.

47

TBMM Başkanının Kabulleri

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Moğolistan Ankara Büyükelçisi Bold Ravdan'ı kabul etti. 12 Haziran 2019 TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Singapur Ankara Büyükelçisi Jonathan Tow'u kabul etti. 20 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Sri Lanka Ankara Büyükelçisi Pakeer Mohideen Amza’yı kabul etti. 26 Haziran 2019

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Avrupa Şampiyonu Millî Güreşçi Rıza Kayaalp’i kabul etti. 13 Haziran 2019 48

HAZİRAN 2019

TBMM Başkanlık Divanı Faaliyetleri

ORTA VE DOĞU AVRUPA ÜLKELERİ PARLAMENTO BAŞKANLARI TOPLANTISI POLONYA’DA YAPILDI

5 Haziran 2019

Bahar Ayvazoğlu ve CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker yer aldı. Programda bir konuşma yapan TBMM Başkanvekili Gök, büyük güçlerin dünyadaki yerlerini yeniden konumlandırma gayretinde olduğunu, bu yüzden de küresel ve bölgesel boyutta bir belirsizlik döneminden geçildiğini ifade etti.

TBMM Başkanvekili Levent Gök başkanlığındaki TBMM heyetinin katılımlarıyla bu yıl 4. düzenlenen ve 15 bölge ülke parlamento temsilcisinin katıldığı Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamento Başkanları Toplantısı Polonya’nın başkenti Varşova’da gerçekleştirildi. Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamento Başkanları Toplantısı’nda Türkiye’yi temsil eden TBMM Başkanvekili Levent Gök başkanlığındaki TBMM heyetinde AK PARTİ Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal, AK PARTİ Trabzon Milletvekili

Gök, tarihin en barışçıl dönemlerinden birisinin yaşandığının iddia edilmesine rağmen günümüzde elliyi aşkın çatışma bölgesinin bulunduğuna dikkati çekti. Evrensel insan haklarının her şeyin üstünde tutulması gerektiğini de vurgulayan Levent Gök, “Kültür alanındaki ilişkilerimiz, halklarımız arasındaki anlayış ve hoşgörüyü artırmak temel önemdedir. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslamofobi, anti-semitizm, kadın ve çocuk haklarının korunması konusunda sorunlar yaşandığını görüyoruz. Irk, din, dil ve cinsiyet ayrımcılığı kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.

TBMM HEYETİ AZERBAYCAN'DA TEMASLARDA 11 Haziran 2019 BULUNDU Heyette Bilgiç’in yanı sıra AK PARTİ Kilis

Milletvekili

Mustafa

Hilmi

Dülger, AK PARTİ Manisa Milletvekili İsmail Bilen, AK PARTİ Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve MHP Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ da yer aldı. Bakü’de TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığındaki TBMM heyeti, Azerbaycan’da bazı temaslarda bulundu.

düzenlenecek

Bölgesel

Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’na katılmak için Azerbaycan’a giden TBMM heyeti, Millî Meclisi ziyaret etti.

49

TBMM Başkanlık Divanı Faaliyetleri

Millî Meclis Genel Kurul Salonu’nu gezen heyet, daha sonra Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov ile bir araya geldi. TBMM Başkanvekili Bilgiç, görüşmede yaptığı konuşmada, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki mükemmel ilişkilerin bölgenin istikrarı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. İki ülkenin ortak enerji ve ulaştırma projelerine değinen Bilgiç, iş birliğini daha da güçlendirmekte kararlı olduklarını vurguladı. Türkiye’nin FETÖ ile mücadelesini aralıksız sürdürdüğünü ifade eden Bilgiç, Azerbaycan yönetiminin FETÖ’nün eğitim ve basın kuruluşlarına karşı önlemlerini önemsediklerini belirtti. Bilgiç, FETÖ ile mücadelede ortaya koyulan tavır için Azerbaycan’a teşekkürlerini iletti. Dağlık Karabağ sorununa da değinen Bilgiç, bölgesel istikrar ve kalkınmanın önündeki en önemli engel olan sorunun, Azerbaycan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü içerisinde çözülmesinden yana olduklarını vurguladı. Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov da iki ülke arasındaki ilişkilerin üst düzeyde olduğunun altını çizerek ticari ilişkilerin de iyi seyir izlediğini bildirdi. Türkiye’nin bazı iç ve dış tehditlerle mücadele ettiğini hatırlatan Asadov, Türkiye’nin tüm bu tehditlerle baş edeceğine inandıklarını sözlerine ekledi.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığındaki TBMM heyeti Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de “Güvenlik ve İşbirliği Konferansı”na katıldı. 12 Haziran 2019 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen “Güvenlik ve İşbirliği Konferansı”nda Türkiye’yi TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığındaki TBMM heyeti temsil etti.

50

HAZİRAN 2019

Konferansa, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) Başkanı George Tsereteli, Azerbaycan Millî Meclisi Başkan Yardımcısı Bahar Muradova, Almanya Bundestagı Başkan Yardımcısı Thomas Oppermann, AGİTPA Başkan Yardımcısı Azay Guliyev ve parlamenterler katıldı. Konferansta bir konuşma yapan AGİTPA Başkanı George Tsereteli, bölgede çeşitli çatışmaların mevcut olduğunu ve bunların barış ve diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki çatışmaların ekonomik kalkınmayı yavaşlattığını ve halkların daha iyi gelecek kurmasına engel oluşturduğunu belirten Tsereteli, parlamento diplomasisine inandığını, bu kapsamda yapılan tüm girişimlerin önemli ve faydalı olduğunu kaydetti. TBMM Başkanvekili Bilgiç ise konferansta yaptığı konuşmada Bakü Platformu’nun dünyanın ve bölgenin içinde bulunduğu güncel sınamaları parlamenter düzeyde ele almak, parlamenterler arası diyaloğu artırmak ve bu diyaloğu somut unsurlara dönüştürmek konusunda atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi. Bugün artık hiçbir devletin dünyada yaşanan gelişmelerden bağımsız olmadığını, gelişmelerin bir şekilde tüm devletleri etkilediğini ifade eden Bilgiç, göç akını ve terörün tüm dünyayı ve bölgeleri etkileyen büyük sorunlar olduğunu ifade etti. Terörizmle etkin mücadele için tüm devletlerin istisnasız şekilde ortak bir tutum benimsemesi gerektiğini vurgulayan Bilgiç, “Terörizmle mücadelede ‘benim teröristim, senin teröristin’ gibi seçici bir anlayış benimsenemez. Bir terör örgütüyle mücadelede bir diğer terör örgütünden yararlanılması

TBMM Başkanlık Divanı Faaliyetleri

asla kabul edilemez. Bu tür seçici yaklaşımlar, eninde sonunda devletlerin kendisine zarar verir.” dedi. Siber güvenlik, ekonomik krizler, İslamofobi, ayrımcılık gibi sorunlardan da bahseden Bilgiç, şunları söyledi: “İnsan hakları ve demokrasi gibi temel kavramların beşiği Avrupa’da, özellikle son dönemdeki gelişmeler sonucu, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi hızla tırmanmaktadır. Aşırı sağcı partilerin körüklediği popülist söylemler bu bağlamda ciddi endişe kaynağıdır. Bu eğilimlerin toplumun geneline yayılmadan ve şiddetlenmeden gerekli tedbirlerin alınması ortak amacımız olmalıdır.” Bakü Platformu’nun bölgesinde ve ötesinde bu ve benzeri güncel sınamaları parlamenter düzeyde ele almak bakımından son derece önemli bir işlev göreceğine inandığını dile getiren Bilgiç, “Platformun tamamen işler hâle gelmesi ve etkin çalışmalar yürütmesi elbette başlangıçta zaman alacaktır ancak bu sürecin kısa olacağını tahmin ediyorum. Biz üç kurucu üye olarak çalışmalarımızın mevcut uluslararası mekanizmalara tamamlayıcı olması için gerekli çabayı göstereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Almanya Bundestagı Başkan Yardımcısı Oppermann da Dağlık Karabağ sorunundan bahsederek sorunun barış yoluyla çözülmesini umduklarının altını çizdi. Ülkesinin hem Azerbaycan hem de Ermenistan’la iyi ilişkiler içerisinde bulunduğunu ifade eden Oppermann, Almanya’nın her iki tarafın da güvendiği aracı olarak çözüm sürecine katılma şansının olduğunu kaydetti. Azerbaycan Millî Meclisi Başkan Yardımcısı Muradova, Bakü Platformu’nun başlıca hedeflerinden birinin bölgedeki sorunların çözümüne ve iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamak olduğunu ifade etti. Parlamenterler ve halklar arasında dostluğa katkı sunmak için çıktıkları yolun henüz başında yer aldıklarını vurgulayan Muradova, platformun genel sekreterliğinin Bakü’de bulunacağını sözlerine ekledi.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen “Güvenlik ve İşbirliği Konferansı”nda Türkiye, Azerbaycan ve Almanya parlamenterlerinden oluşan “Diyalog ve İşbirliği için Bakü Konuşmasında 30 yıldır çözüm bekleyen Dağlık Parlamento Platformu” oluşturuldu. Karabağ sorununa da değinen Bilgiç, Türkiye olarak meselenin Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve tanınmış sınırlarına uygun şekilde, AGİT Minsk Grubu kapsamında çözümünü desteklediklerini belirtti.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) Başkan Yardımcısı Azay Guliyev, “Diyalog ve İşbirliği için Bakü Parlamento Platformu”nun koordinatörü seçildi.

51

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

ASKERLİK SİSTEMİNİ YENİDEN DÜZENLEYEN ASKERALMA KANUNU TEKLİFİ GENEL KURULDA KABUL EDİLDİ 25 Haziran 2019 sonuçları ortaya çıkacaktır. Düzenlemenin hayata geçirilmesi ile askere gitmeyi erteleyen sebepler ortadan kalkacaktır. Mevcut hâliyle 2 milyon 300 bin yükümlü havuzunun bir daha oluşmayacağı, yükümlülerin zamanında askere gideceği bir sistem olacaktır.” ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda 11 Haziran’da görüşmelerine başlanan Askeralma Kanunu Teklifi, kabul edilerek yasalaştı. Millî Savunma Komisyonunda 23 Mayıs 2019 tarihinde kabul edilen AK PARTİ Grup Başkanvekili Özlem Zengin ile AK PARTİ İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ve milletvekili arkadaşlarının imzasını taşıyan kanun teklifi, TBMM Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplanan Genel Kurulda kabul edildi.

Millî Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Askeralma Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde bir konuşma yaptı. 12 Haziran 2019 Millî Savunma Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz, Askeralma Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin herkesin ortak değeri olduğunu ifade ederek “Ortak çalışma ve akıl ile hazırladığımız bu teklifi hayata geçirirsek bundan Türkiye kazanacaktır. Bu teklifi hazırlarken halkımızın beklentileri ve TSK’nin ihtiyaçlarını dikkate aldık. Bu teklif ile askerlik sisteminin sürekliliği sağlanarak eğitimli insan gücünün etkin ve verimli kullanılmasını amaçladık.” diye konuştu. Teklifin içeriğine ilişkin bilgi veren Yılmaz, birçok yeni uygulamanın hayata geçtiğini söyledi. Düzenleme ile bedelli askerlik beklentisinin sona erdiğini vurgulayan Yılmaz, “Bu beklentinin sona ermesinin çok önemli

52

HAZİRAN 2019

Yılmaz, askerlik sisteminin 6 aya indirildiğini anımsatarak yeni sistemin askere gitmeyi teşvik edeceğini kaydetti. Türkiye’de yükseköğretimde okullaşma oranının her yıl arttığına işaret eden Yılmaz, “1995 yılında erkekler için brüt yükseköğretimde okullaşma oranı yüzde 21 iken bu oran şimdi yüzde 111’e çıkmıştır. Üniversite sayısı ve kapasitesinin çoğalması ile bu sayının artması beklenmektedir. Yılda yaklaşık 400 bin erkek yükseköğretimden mezun oluyor. Şu anda 1 milyon 600 bin öğrenci askerliğini ertelemiş durumda, bunun 1 milyon 300 bini üniversite öğrencisidir.” şeklinde konuştu. Orduların gücünün sadece asker sayısı ile değil, sahip oldukları teknolojik güç ile de belirlendiğine dikkati çeken Yılmaz, yeni düzenleme ile TSK’nin ihtiyaca göre uzman personel alacağını, böylece TSK’nin gücünün artacağını vurguladı. Komisyon Başkanı Yılmaz, NATO içindeki ülkelerin ordularını yeniden yapılandırdıklarını, İngiltere ve Fransa’nın kara kuvvetleri personel sayısının 100 bin civarında olduğunu belirtti. Düzenlemeyle TSK’nin doktor ihtiyacının karşılanacağını, bunun yanında yedek subay aday adayı olarak silah altına alınacak tabiplerin ihtiyaç duyulan yerlerde görevlendirilmek üzere Sağlık Bakanlığı emrine girerek askerlik hizmetini yapacaklarını söyledi. İsmet Yılmaz, yeni düzenleme ile yoklama kaçağı ve bakayalara verilen cezaların artırıldığını, er ve erbaşlara verilen izin süreleri, hava değişimi ve istirahat izinlerinin düzenlendiğini, askerlik hizmetini er veya erbaş olarak yapanlara ilave haklar verildiğini dile getirdi.

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

Yılmaz, Almanya ve Hollanda’da zorunlu askerliğin kaldırılmadığını, bu ülkelerin genç nüfus sorunu yaşadıkları için zorunlu askerliği askıya aldıklarını, Türkiye’de de nüfusun yeteri kadar artmaması durumunda aynı sorunla karşılaşılacağını sözlerine ekledi.

Millî Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda, Askeralma Kanunu Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından bir konuşma yaptı. 12 Haziran 2019 Askeralma Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Millî Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) personel sayısına ilişkin bir soru üzerine, TSK’de 23 bin 789 subay, 62 bin 174 astsubay, 73 bin 966 uzman erbaşın bulunduğunu ifade etti. 18 bin 693 sözleşmeli erbaş olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti: “Uzman personelin toplam sayısı 178 bin 866. Yedek subay sayımız 10 bin 833. 229 bin 17 yükümlü erbaş ve er var. Yükümlü personelin toplamı, yedek subay artı er, erbaş 239 bin 850 kişi. Toplam askerî personelimiz 418 bin 716. Bunlarda sivil memurlar var, işçilerimiz var, bunların da toplamı 38 bin 461. O halde, Millî Savunma Bakanlığımızın çatısı altında, silahlı kuvvetlerimiz dâhil, onlara hizmet edenler dâhil toplam sayı ne kadar derseniz; 457 bin 177. Bu rakama Jandarma Genel Komutanlığı dâhil değil. Jandarma Genel Komutanlığının da 200 bin personeli var, belki 198 bin 989 gibi bir rakam. Savaş döneminde Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmayın ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla 457 bin burada var, 200 bin daha koyarsak 657 bin.” Dünyada genel eğilimin asker sayısını azaltmak yönünde olduğuna işaret eden Yılmaz, Türkiye’nin NATO içerisinde ABD’den sonra ikinci en büyük orduya sahip olduğunu belirtti. Askerliğini erteleyen 2 milyonun üzerinde insan bulunduğunu anımsatan Yılmaz, “Bunları bir şekilde askerlikten muaf da edemiyoruz, bunları bir şekilde askere de alamıyoruz. Bunların 1 milyon 600 bini

de üniversite eğitimi dolayısıyla ertelemiş, 460 bin bakayamız var.“ Bu durumun sebeplerini araştırmak gerektiğini vurgulayan Yılmaz, bir anda 106 bin kişinin terhis edileceğini söyledi. Bir açık olmayacağını düşündüklerini aktaran Yılmaz, “Profesyonelleşmeye doğru gidiyoruz. Yeni gelenlerle bu açığın kapanacağını düşünüyoruz. Daha teknolojik cihazları kullanıyoruz, teknolojik imkânları da kullanıyoruz.” diye konuştu. Vatandaşlardan her yıl bedelli askerlik talebi geldiğine dikkati çeken Yılmaz, “Kısa bir süre sonra yeni bir bedelli çıkacağı ihtiyacı duyurusu, beklentisi askere gelecek olanı da gelmez hâle getiriyor. O hâlde öyle bir sistem yapalım ki ertelemeler azalsın.” dedi.

Askerlik sistemini yeniden düzenleyen Askeralma Kanunu Teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı. 25 Haziran 2019 Askerlik süresini 6 aya indiren ve bedelli askerlik uygulamasını kalıcı hale getirerek askerlik sistemini yeniden düzenleyen kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Askeralma Kanun Teklifi’nin TBMM Genel Kurulunda oylamasından önce grup başkanvekilleri yerlerinden kısa birer konuşma yaptı. Daha sonra teklifin oylamasına geçildi. Teklif, 17 ret oyuna karşın 335 oyla kabul edildi. 2 oy da çekimser sayıldı. Kabul edilen Askeralma Kanunu’na göre; • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek, askerlik hizmeti yapacak. Askerlik hizmeti; yedek subay, yedek astsubay, erbaş ve er olarak yerine getirilecek. • Hizmet süresi, erbaş ve erler için 6 ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için 12 ay olacak. • Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her erkek için askerlik çağı, nüfus kayıtlarına göre, 20 yaşına girilen yılın 1 Ocak’ından başlayıp, 41 yaşına girilen yılın 1 Ocak gününde sona erecek.

53

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

• İsteyen erbaş ve erler, sıralı disiplin amirlerinin olumlu değerlendirmesiyle terhise hak kazandığı tarihten itibaren Millî Savunma Bakanlığınca uygun görülecek sayıda ve 6 ay süreyle sınırlı olmak üzere askerlik hizmetine devam edecek, bu sürenin sonunda terhis edilecek. • Yedek astsubay aday adayları, 2 veya 3 yıl süreli yükseköğretim kurumlarından, dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumlarından, 4 yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından ve dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumlarından mezun olmaları gerekecek. • TSK’nin ihtiyacı kadar yedek astsubay adayları, 2 veya 3 yıl süreli yükseköğretim kurumlarından, dengi yurt dışı öğrenim kurumlarından, 4 yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından ve yetkili makamlarca dengi yurt dışı öğrenim kurumu mezunlarından istekli olanlar arasından seçilecek. • Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun, henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış yoklama kaçağı, bakaya veya saklı olanlardan istekli olanlar, 1 Kasım 2019 tarihine kadar başvurmaları ve bu tarihe kadar bedelli askerlikle ilgili belirlenen bedeli peşin ödemeleri şartıyla kuraya tabi tutulmaksızın bedeli askerlikle ilgili hükümlerden yararlanabilecek. • İstekli olanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyacı dikkate alınarak Millî Savunma Bakanlığınca belirlenecek sayıda yükümlü, 240 bin gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak bedel miktarını peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları hâlinde askerlik hizmetini yerine getirmiş olacak. Bedel, silah altına alınmadan önce Bakanlıkça belirlenecek sürede peşin ödenecek. • İsteklilerin, bedelli askerlikten yararlandırılacak sayıdan fazla olması hâlinde, bedel ödemeye istekli olanlar kurayla seçilecek. İsteklilerin az olması durumunda, kura çekimi yapılmadan tüm istekliler bedelli askerlik hizmeti için seçilecek. Yararlanma şartlarını haiz olanlar yasal erteleme hakları devam ettiği sürece seçime tabi tutulacak. Bedelli askerlikten yararlanma hakkı elde edip de vazgeçenlere yeni bir hak verilmeyecek.

54

HAZİRAN 2019

• Fiilî askerlik hizmetine başlayanlar, bakaya durumunda bulunanlar ve yoklamasının yapıldığı tarihte yoklama kaçağı veya saklı olanlar bedelli askerlikten yararlanamayacak. Seferberlik ve savaş hâlinde bu hükümler uygulanmayacak. • Yurt dışında en az 3 yıl süre ile fiilen çalışanlar, Millî Savunma Bakanlığınca verilecek uzaktan eğitimi alanlar, durumlarını ispata yarayan belgelerle birlikte bağlı bulundukları Türk konsoloslukları aracılığıyla askerlik şubelerine başvuranlar dövizle askerlik hizmetinden yararlanacak. • Yükümlüler hakkında verilecek ertesi yıla bırakma, sevk geciktirmesi veya “askerliğe elverişli değildir” kararlı sağlık raporlarını düzenlemeye yetkili makam, Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kuruluşunun sağlık kurulu olacak. “Askerliğe elverişli değildir” kararlı sağlık kurulu raporları, Millî Savunma Bakanlığının onayınının ardından kesinleşecek. • Yoklamaya tabi yükümlüler, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunan kimliği, öğrenim durumlarını, varsa meslek ve niteliklerini gösterir belgeler ile birlikte yurt içinde askerlik şubelerinde, yurt dışında elçilik veya konsolosluklarda bizzat hazır bulunmak veya e-Devlet üzerinden bu işlemleri tamamlamak zorunda olacak. • Sevke tabi tutulan yükümlüler bizzat askerlik şubesinden veya e-Devlet üzerinden sevk belgelerini alacak ve kendilerine tebliğ edilen tarihte birliklerine katılmak zorunda olacak. • Askeralma Kanunu’na göre, yükümlülerin, lise veya dengi okullarda öğrenim görenler için 22 yaşını; fakülte, yüksekokullar, meslek yüksekokullarında öğrenim görenler için 28 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçmemek kaydıyla askerlikleri, mezun oluncaya veya ilişikleri kesilinceye kadar ertelenebilecek. • 4 yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olan yükümlülerin askerlikleri istekleri hâlinde 2 yıla, yüksek lisans eğitimini tamamlayanların ise 1 yıla kadar ertelenebilecek. • Askerlik işlemlerinin yürütülmesine ilişkin görevlerini veya sorumluluklarını zamanında yerine getirmediği tespit edilenler hakkında

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

Cumhuriyet savcılıklarına bulunulacak.

suç

duyurusunda

• Barışta kabul edilebilir bir özrü olmaksızın yoklama kaçakları ve saklılar için yoklama kaçağı kaldıkları tarihten, bakayalar için bakaya kaldıkları tarihten, geç iltihak bakayaları için kendilerine tanınan yol süresinin bitiminden, yedeklerden çağrılanlar için birlikte işleme tabi olanların en son gönderilme tarihinden itibaren kaçak kaldıkları gün süresi kadar idari para cezası uygulanacak. Bunlardan kendiliğinden gelenlere her gün karşılığı 5, yakalananlara ise her gün karşılığı 10 Türk lirası idari para cezası verilecek. • Yoklama kaçakları ve bakayalar, askerlik ödevlerini yerine getirmek amacıyla yakalanmaları için Millî Savunma Bakanlığınca, İçişleri Bakanlığına bildirilecek. Yakalanarak muhafaza altına alınanlar, mesai saatleri içerisinde en yakın askerlik şubesine getirilecek, mesai saatleri

dışında veya askerlik şubesinin bulunmadığı yerlerde ilgili kolluk kuvveti tarafından hazırlanan tutanağa istinaden derhâl serbest bırakılacak. • Yoklama kaçakları ve bakayalar ile barışta tatbikat ve ferdi seferberlik eğitimi bakayaları, kamu veya özel hizmete alınamayacak. Bunları kamu veya özel hizmete alanlar hakkında askerlik şubelerince Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacak. * Askeralma Kanunu'nun tüm maddelerine aşağıdaki linkten erişilebilir. https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/kanunlar_ sd.durumu?kanun_no=7179 Askerlik sistemini yeniden düzenlenmesine ilişkin TBMM Genel Kurulunda 25 Haziran 2019 tarihinde kabul edilen 7179 no’lu Askeralma Kanunu, 26 Haziran 2019 tarihli ve 30813 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI HULUSİ AKAR, YENİ ASKERLİK SİSTEMİNİ TÜM DETAYLARIYLA AÇIKLADI. öngörülebilir olsun şeklindeki yaklaşımla bu sistemi kurgulamaya çalıştık." diye konuştu.

Yeni askerlik sistemini tüm detaylarıyla açıklayan Bakan Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Askerlik sistemi ile ilgili 1927'den beri devam eden yasalarımız var. Değişen zaman, ihtiyaç ve imkanlar gibi etkenleri de dikkate alarak Sayın Cumhurbaşkanımızın da direktifleri doğrultusunda, öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliğini, caydırıcılığını, saygınlığını tam olarak temin edelim, burada herhangi bir hata, eksiklik, yanlışlık olmasın diğer taraftan da sistem

Yeni askerlik sisteminin TSK'nin ihtiyacının karşılanması başta olmak üzere öngörülebilir, süreklilik, eğitim, mesleki ve sosyal gelişim ihtiyaçlarıyla eğitimli insan kaynağının etkin ve verimli kullanılması gibi özelliklere sahip olduğunu vurgulayan Bakan Akar, bu çerçevede hazırlanan kanun teklifinin yasalaşmasıyla 1111 Sayılı  Askerlik  Kanunu ile 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu'nun kaldırılacağını kaydetti.  Akar, bununla ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yeni çalışmayla birleşeceğini belirterek, "Yeni  askerlik  sistemi göründüğünden çok daha büyük bir olay. Bunu inşallah kazasız, belasız tamamlayacağız. Burada önemli bir değişim, dönüşüm, gelişme içindeyiz. Ülkemiz, milletimiz için en istenilen çözümü yapmaya gayret gösterdik. İnşallah bu da bu şekliyle gerçekleşmiş olacak" ifadelerini kullandı.

55

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

Yeni sisteme yönelik çalışmaların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler, Hazine ve Maliye, İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık, Tarım ve Orman bakanlıkları ve YÖK başta olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içinde gerçekleştirildiğini anlatan Bakan Akar, "Olabildiğince ayakları yere sağlam basan, duygusallıktan uzak, tamamen objektif kriterlere bağlı, sürdürülebilir, öngörülebilir bir sistem olması noktasında gayret gösterdik." diye konuştu. Silah altına alınabilecek durumda şu anda 2 milyon 200 bin yükümlünün olduğunu belirten Bakan Akar, şu şekilde devam etti: "Bunlardan silah altına alınamayan yükümlülerin en büyük bölümünü 1 milyon 600 bin ile öğrenim nedeniyle erteleyenler oluşturuyor. Lisede, üniversitede, lisansüstü eğitimde olup da askerliğini erteleyenler gayet normal. Fakat bunun yanı sıra askere gitmeyi geciktirip bedelli askerliği beklemek için çeşitli yol ve yöntemlerle üniversite veya lisansüstü eğitimi yapmak gibi çalışmalara giren gençlerin olduğunu hepimiz biliyoruz."  Mevcut sisteme göre meslek yüksekokulu mezunlarının yedek subay olamadığını ve kısa dönem askerlikten yararlanamadığını hatırlatan Akar, "Sırf bunlardan yararlanabilmek için kendi mesleğini bırakıyor, üniversiteye gidiyor, oradan dört yıllık diploma almaya çalışıyorlar. Bu da ilave güç kaybına neden oluyor." şeklinde konuştu. Mevcut sistemde her sene yaklaşık 700 bin gencin 20 yaşını doldurarak askerliğe elverişli hale geldiğini aktaran Akar, "Bizim normal olarak askere alabileceğimiz sayı ise 400-420 bin arasında. Burada kalan yaklaşık 280 bin gencimizin durumu ne olacak? Burada birikim oluyor." ifadelerini kullandı.  Bedelli  askerlikle ilgili yapılan projeksiyonlara ilişkin de bilgi veren Bakan Akar, "Biz '15 bin lira' dersek ne olabilir, '30 bin lira' dersek ne olabilir, '50 bin lira' dersek ne olabilir diye tek tek çalıştık. Hem Silahlı Kuvvetlerin hem gençlerin ihtiyacını karşılamak bakımından en optimal çözümün 30 bin lira civarında olması gerektiği ortaya çıktı." dedi. Yeni askerlik sisteminde yükümlü kaynağının "yükümlü erbaş/er", "yedek astsubay" ve "yedek subay" olarak sınıflandırılabileceğini ifade eden Akar, bunların yanı sıra bedelli ve dövizli askerlik uygulamalarının da yer alacağını söyledi.

56

HAZİRAN 2019

Akar, askerliğe başvuranların bir kısmının bedelli, bir kısmının dövizli yapacağını diğerlerinin de "yükümlü erbaş/er", "yedek astsubay" ve "yedek subay" olacağını belirtti. Yapılan hesaplamalar sonucu bir yılda 145 bin kişinin bedelli askerlik yapabilmesi mümkün olduğunu aktaran Bakan Akar, "145 binden fazla bedelli başvurusu olursa durum ne olacak? Millî Savunma Bakanlığı Askeralma  Genel Müdürlüğünde öğretmenlerimizde, doktorlarımızda olduğu gibi kura olacak. Kuranın şekli yapılan tecrübelerden istifade edilerek belirlenecek." diye konuştu. Yeni sistemin lise ve altı mezunlarının yanı sıra lisans, lisansüstü ve meslek yüksekokulu mezunlarından isteyenlere de ihtiyaçlar kapsamında askerlik görevini er olarak yapabilme imkânı tanıdığını vurgulayan Akar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bu gençlerimiz gelecek, bedelli isteyenler dâhil, bir ay temel  askerlik  eğitimi yapacaklar. Millet olmanın, asker olmanın gereği burada bir aylık eğitimi alacaklar. Bu program üzerinde önemle duruyoruz. Gençlerimizin hem günlük hayatına hem de gelecek hayatlarına etki edecek bilgileri içerecek bir eğitim vermeye çalışacağız. Bu bir aylık eğitim süresince buraya gelen gençlerimiz her zaman olduğu gibi cüzi miktarda harçlık alacaklar. Bir aylık eğitimin ardından bedelli  askerlik  yapanlar ayrılacak ve faaliyetleri tamamlanacak. Kıtalara gidenler ise 5 ay daha görev yapacaklar. Temel askerlik eğitimi ile 6 ay bittikten sonra ihtiyaç ve isteğin yanı sıra kadroya göre buradakilere 'İkinci bir altı ay er olarak maaşlı görev yapmak istiyor musun' diyeceğiz. 'Evet' demesi için bazı imkân ve fırsatlar da vereceğiz. Bu dönemdeki aylık harçlık 2 bin lira civarında bir para olacak. Mehmetçik 6 ay daha burada görevini yapacak. Bunu yapmamız lazım çünkü 6 aya indirdiğimiz zaman kadrolarımız boşalacak. Öyle olmaması için varsayımımız buradaki erlerimizin en az yarısının, üçte birinin kalması esasına dayalı. Onların kalabilmesi için harçlık adı altında maaş veriyoruz ayrıca hizmet borçlanması, muhtaç asker ailelerine yardım, deniz ve şehir içi toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanma, müzelerin ücretsiz ziyareti gibi imkânlar sağlanacak.  Askerlik bittikten sonra da TSK'ya personel temininde öncelik kazanacaklar ve TOKİ'de önceliğe hak kazanacaklar. 6 aylık askerliği er olarak yaptıktan sonra 6 ay daha maaşlı  askerlik  yapanlara bu sürenin sonunda yeniden 'Kalmak ister misiniz' diye soruyoruz. Eğer ihtiyaç, istek, performans değerlendirmesine göre

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

söz konusu Mehmetçik yeterli performansı, yeterli kriterleri sağlayabiliyorsa sözleşmeli erbaş ve er veya uzman erbaş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine katılacak ve sözleşme yapılacak. Bu sözleşmesinin sonunda maaş, OYAK, lojman, sağlık ve sosyal güvence ile ilgili birtakım haklardan yararlanabilecek. Bu gençler okul, bedeni performans, sicil gibi gerekli kriterleri sağlarsa belli bir kontenjan dahilinde bir sınavı müteakip astsubay olabilecekler. Astsubaylıktan belli bir süre geçtikten sonra belirlenen kriterleri sağlayanlar da subay olabilecek. Er olarak başlayacak, subay olacak belki de general olacak." Bedelli ve dövizli  askerlikten sağlanacak gelirle yükümlü erbaş ve erlerin maaşları ile diğer giderlerin karşılanabileceğini ifade eden Akar, bütçeye herhangi bir yük teşkil etmeden bu sistemin kendi içinde dönmesini amaçladıklarını vurguladı.  Yeni sistemle birlikte çok önemli olarak nitelendirdiği "yedek astsubaylık" uygulamasının da hayata geçirileceğini açıklayan Bakan Akar, şu şekilde konuştu: "Yedek astsubaylıkla, meslek yüksekokulunu bitirdikten sonra herhangi bir şekilde zorlamayla 4 yıllık okul bitirmenize gerek yok diyoruz. Mesleğinizi seviyorsanız bunu yapın,  askerlikten dolayı bunu değiştirmeye kalkmayın, böylece ara personel konusunda da sıkıntı oluşmasın istiyoruz. Yedek astsubaylığa kontenjanların uygun olması ve istemeleri durumunda lisans ve lisansüstü mezunları da başvurabilecek. Buraya geldiklerinde iki aylık temel ve sınıf eğitiminin ardından maaşlı olarak 10 ay faaliyetlerini yapacak. Toplamda 12 ayın bitirilmesinin ardından gençler isterse terhis olabilecek. İstek, ihtiyaç ve kadroya göre kendilerine 'Kalmak ister misiniz' diye soracağız. Kalmak isteyenler astsubay olarak devam edecek. Yine astsubaylığa müteakip istenilen kriterleri karşıladıkları takdirde subaylığa geçebilecek." Akar, yedek subaylık sisteminin de devam edeceğini belirterek, "Bedelli  askerlik  konusunda, 40 bin gösterge asteğmen maaşına tekabül ediyor, asteğmen maaşı da bugün itibarıyla aşağı yukarı 5 bin küsur lira. Dolayısıyla 6 aylık asteğmen maaşından bahsediyoruz. Bedelli 30 bin lira, dövizle askerlik ise bunun avro karşılığı olacak." dedi. Bedelli askerlik bedelinin 30 bin lira olarak sabit kalıp kalmayacağını belirten Akar, "Aynı kalmayacak. 40

bin gösterge diyoruz, asteğmenin maaşı her yıla göre değişiyor." yanıtını verdi. Yeni sistemin gündeme getirilmesinin ardından tek eleştirinin "30 bin liranın fazla olduğu" yönünde geldiğini aktaran Bakan Akar, "Yaptığımız objektif çalışmalarda, projeksiyonlarda bunun normal olduğunu değerlendiriyoruz. Bu sistemin karşılanması için bizim buna ihtiyacımız var. Diğer türlü sistem kendi kendini karşılayamıyor, desteklemiyor. Ayrıca bu miktarı bir seferde, peşin olarak verecekler." diye konuştu. Geçmiş dönemdeki bedelli  askerlik  uygulamalarının ücretlerini de hatırlatan Bakan Akar, "1987 yılında 2 bin 900 dolar, 1992'de 3 bin 200 dolar, 1999'da 8 bin 100 dolar, 2012'de 16 bin dolar, 2014'te 8 bin 300 dolar ve 2018'de 2 bin 860 dolar yani 15 bin lira. O günün şartlarına göre yapılan değerlendirmeler var. Bu her seferinde tartışma konusu olmasın ve öngörülebilirlikten dolayı herkes bilsin ki 'Ben bedelliden yararlanmak istersem 30 bin lira civarında para vermem gerek.'" dedi. Sözleşmeli erbaş ve er olan bir gencin ne kadar sürede subay olabileceğine yönelik açıklama yapan Akar,   "Burada kriterler var. Kişilere bağlı. Sözleşmeli erbaş veya er olan birinin astsubay olabilmesi için yüksekokul bitirmesi lazım. İstenilen performansı gerçekleştirecek, rütbe bekleme süresini tamamlayacak dolayısıyla hesabı yapıldığında en geç 10 sene içinde subay olabilecek." şeklinde yanıtladı. Akar, ister uzman, ister astsubay olsun okulu bitirme, sınavlara girme imkânları tanıyacaklarını söyledi. Eskiden gençlerin bedelli  askerlik  çıkar umuduyla okullarını uzattıklarına dikkati çeken Bakan Akar, şunları kaydetti: "Lisede 29 olan erteleme yaş sınırını 22'ye indiriyoruz, meslek liselerine artı 3 sene daha ekliyoruz, 25 yaşına kadar devam etme şansı veriyoruz. Meslek yüksekokulları ve lisans 28, lisansüstü 32, doktora 35, tıp 35, sporcu 35 yaş oluyor. Bunları aşağı çekerek lüzumsuz beklemeleri, tıkanıklıkları ve insanların bir an önce bu işi bitirerek işlerini güçlerini yapmalarını sağlamayı hedefliyoruz." Yeni askerlik sistemindeki özel düzenlemelere ilişkin Bakan Akar, şunları söyledi: "Özellikle Doğu'da, Güneydoğu'da, Suriye'nin kuzeyinde, Irak'ın kuzeyindeki görev yapan birliklerimizde bizim doktor ihtiyacımız var. Bu konuda

57

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

Sağlık Bakanlığımızla çalışarak  askerlik  hizmetini yedek subay olarak yapan doktorlar, devlet hizmet yükümlülüğünü tamamlamış olacak. Dolayısıyla bu bize büyük bir avantaj sağlayacak. Doğu'daki, Güneydoğu'daki ve sınır ötesindeki birliklerimizin de doktor ihtiyacını bu şekilde azami düzeyde karşılayacağımızı değerlendiriyoruz. Bunun TSK açısından hakikaten günümüzün gelişen ve değişen muharebe, operasyon şartlarına, ihtiyaçlarına cevap verdiğine inanıyoruz. Profesyonelleşme dediğimiz dengeyi sağladığını değerlendiriyoruz. Bir aylık eğitimin gerçekten önemi var.  Askerlik  iyi yapılır, planlanır bölük, tabur, tugay komutanı işine sahip çıkarsa gerçekten bir şeyler veriyor. Buna ilaveten üniversitelerle konuşarak oradaki programı daha etkin hale getirmeye çalışıyoruz. Sonuç olarak  askerlik  kısalıyor ve eşitleniyor. Yedek subay ve yedek astsubaylığı saymayın o ayrı bir konu. Normal olarak herkesin yükümlü olarak gördüğü şey 12 aydan 6 ay iniyor. Bu konuda da bizim TSK mensuplarının çok büyük fedakarlığı var. Yeni sistemle vatandaşa çeşitli seçenekler sunuluyor. İster yedek subay, ister yedek astsubay isterse sözleşmeli erbaş,

er veya uzman erbaş olarak görev yapanlara maddi olarak kendisinin, ailesinin ihtiyacını bir nebze de olsa karşılama imkanı veriyor." Akar, yeni sistemin TSK açısından harbin değişen doğasına uyum sağlanması, profesyonel/ yükümlü  askerlik dengesinin temin edilmesi, tüm vatandaşlar tarafından genel askeri eğitimin alınmasının sağlayacağı getiriler, TSK'nin tarihsel vasfı olan halkın farklı kesimlerinden oluşmasının devam edecek olması, operasyonel kapasitenin artması ve caydırıcılığa katkı sağlanması, yedek astsubaylık sistemi ile insan kaynaklarının etkin kullanımı ve bedelli geliriyle TSK ihtiyaçlarının karşılanması hususlarının önemli faydalar sağlayacağını aktardı. Bakan Akar ayrıca, genel kamusal faydalar açısından ise askerliğin kısalması ve eşitlenmesinin getirdiği avantajlar, vatandaşa sunulan opsiyonların artması, fırsat eşitliğinin sağlanması, TSK'de istihdam imkanlarının artırılması, öğrenim hakkı güvencesinin temin edilmesi, askerliğin sosyal yardımlarla ödüllendirilmesi, planlanabilir/öngörülebilir bir sistem ile insan kaynakları israfının engellenmesi gibi faydalarının  olacağını da belirtti.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI HULUSİ AKAR CHP, MHP VE İYİ PARTİ TBMM GRUPLARINI ZİYARET ETTİ 13 Haziran 2019 Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, yeni askerlik sistemini düzenleyen Askeralma Kanunu Teklifi’yle ilgili siyasi partilere bilgi vermek için Meclise geldi.

Hulusi Akar’a, AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş ile teklifin imza sahiplerinden AK PARTİ İstanbul Milletvekili Şirin Ünal eşlik etti.

Askeralma Kanunu Teklifi’ne ilişkin AK PARTİ TBMM Grup Başkanlığına gelen Millî Savunma Bakanı Akar, CHP, MHP ve İYİ Parti TBMM Gruplarını ziyaret etti.

Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akar, “Gerekli görüşmeleri yaptık, gerekli bilgileri verdik arkadaşlarımıza. Sorularını aldık.” dedi.

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Askeralma Kanunu Teklifi’yle ilgili bilgi vermek üzere CHP TBMM Grubu’na ziyarette bulundu. Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, CHP TBMM Grubu ziyareti kapsamında CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ile görüştü. Görüşmede, CHP Denizli Milletvekili Haşim Teoman Sancar ile CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi de yer aldı.

58

HAZİRAN 2019

“Kanun teklifinde bir değişiklik söz konusu olacak mı?» sorusuna Akar, «Hayır, gerekli çalışmalar yapılıyor. Herhangi bir sorun yok.» cevabını verdi. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise Bakan Akar’ın, Askeralma Kanunu Teklifi’ne ilişkin CHP’nin Meclis Grubunu ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Askeralma Kanunu Teklifi’nin TBMM Genel Kurulunda görüşmelerinin sürdüğünü hatırlatan Özkoç, önemli bir teklifin ele alındığını, milletin gözünün TBMM’de olduğunu belirtti. Daha önce hem iktidar partisiyle hem de muhalefet partileriyle kendi aralarında görüşmeler yaptıklarını

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

yasalarla ilgili sıkıntılarının da giderilmesini talep ettiklerini bildirdi.

aktaran Özkoç, İktidar partisinin, Millî Savunma Bakanının grupları ziyaret ederek yeni askerlik sistemi ile ilgili bir bilgilendirme yapması yönünde bilgi paylaşıldığını anımsatarak bunu olumlu karşıladıklarını bildirdi. CHP’nin Millî Savunma Komisyonu üyeleriyle Millî Savunma Bakanı Akar’ı ağırladıklarını söyleyen Özkoç, “Herkes öncelikle şunu bilsin; kapalı kapılar ardında, milletimizden gizli konuşulmuş hiçbir şey yoktur. Her şey milletimizin gözü önünde şeffaf şekilde konuşuluyor.” dedi. Bakan Akar ile 1,5 saat süren görüşmenin, daha önce kamuoyuyla kendi kaygıları olarak paylaştıkları görüşlerin bir bütünü olduğunu dile getiren Özkoç, şu şekilde konuştu: “Bunun dışında herhangi bir şey konuşulmuş değildir. Konuştuğumuz temel şeyler; askerlik süresindeki kısaltma, ordunun savunma gücünde bir tahribat yaratır mı? Bununla ilgili cevapları aldık. Askerlik süresinin Cumhurbaşkanı tarafından 6 aydan daha aşağı yani yarıya düşürülme yetkisinin söz konusu olmaması gerektiğini söyledik. 45. Madde’de Genelkurmay Başkanı’nın teklifinin olmasının muhakkak önemli olduğunu kendilerine ilettik.” Bu kanun teklifine yetiştirilemezse bile Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından şehitlerin yakınlarına bir ev verilmesinin önemli olduğunu söylediklerini aktaran Özkoç, uzman çavuşlar, uzman erbaş ve erlerin

Görüşmede, özellikle iki konuyu Bakan Akar’a arz ettiklerini söyleyen Özkoç, “Biri, biliyorsunuz Amerika’dan gelen ve hepimizin yüreğini sızlatan (ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın Bakan Akar’a gönderdiği) bu mektuba Millî Savunma Bakanlığının bir an önce cevap vermesi gerektiğini, Türkiye’nin itibarına yakışır bir cevap olması gerektiğini kendilerine ifade ettik. Bir de toplumun beklentisi var. ‘Askerlik yasasıyla ilgili biz burada bilgileniyoruz ama sizin tarafınızdan toplumun bilgilendirilmesinin doğru olacağını’, bunun da bir an önce yapılmasının uygun olacağını söyledik.” Görüşmenin karşılıklı anlayış içinde geçtiğini, Askeralma Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinin devam edeceğini belirten Özkoç, “Devam ederken söylediğimiz karşılıklı müzakerenin sonuçlarının yasaya ne kadar yansıdığını görerek adım adım ilerleyeceğiz. Bu konunun üzerindeki hassasiyetimiz devam ediyor ama görüşme gerçekten birbirimize anlayış içerisinde söylenebilecek bütün şeyleri söyleyerek neticelenmiştir.” ifadelerini kullandı. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özkoç, “Çekincelerinize cevap alabildiniz mi?” sorusuna, “Evet, tatmin edici cevap aldığımız maddeler olduğu kadar, ‘Görüşelim’ dedikleri maddeler de var. O maddelerle ilgili gelecek hafta içinde adım adım ilerleyerek ne gibi düzeltmeler yaptılar, onları görerek biz de tavrımızı belirleyeceğiz.” cevabını verdi. “Kanun teklifinin çıkması durumunda güvenlik zafiyeti oluşacağı”na ilişkin iddiaların hatırlatılması üzerine Özkoç, “Konunun üzerinde duruyoruz. Bu konuda Sayın Mehmet Ali Çelebi ile gelecek hafta içinde bir görüşme daha yapılacak. Bu konudaki zafiyet tereddütlerimizin

59

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

ile birlikte basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

kendileri tarafından giderilmesi için önümüzdeki hafta da bu görüşmeler devam edecek.” dedi. Özkoç, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın Bakan Akar’a gönderdiği mektuba ilişkin soruya, “Mektubun içeriğiyle ilgili bazı konuları görüştük ancak burada açıklamam mümkün değil. En kısa zamanda Türkiye’nin itibarına, NATO müttefiki olarak duruşumuza uygun bir cevabın verileceğini ifade ettiler. Biz de teşekkür ettik.” karşılığını verdi.

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Askeralma Kanunu Teklifi’ne ilişkin MHP TBMM grubunu ziyaret etti. Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, yeni askerlik sistemini düzenleyen Askeralma Kanunu Teklifi ile ilgili partilere bilgi vermek üzere MHP TBMM Grubunu ziyaret etti. Millî Savunma Bakanı Akar, MHP TBMM Grubunu ziyareti kapsamında MHP Grup başkanvekilleri Erkan Akçay ve Muhammed Levent Bülbül ile görüştü.

Bakan Akar, “Yeni Askerlik Yasası olarak a d l a n d ı rd ı ğ ı m ı z çalışmayla alakalı gruplarımızın s o r u l a r ı n ı cevaplandırıyoruz, onlarla görüşüyor, konuşuyoruz, sorularını, görüşlerini dinliyoruz. Dolayısıyla bu yasanın mükemmel bir şekilde çıkmasına gayret gösteriyoruz.” diye konuştu. MHP Grup Başkanvekili Akçay ise “MHP olarak bu Askeralma Kanun Teklifi’ni tamamen destekliyoruz. Sayın Bakan’a verdiği bilgiler için de ayrıca teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, İYİ Parti TBMM Grubu’nu ziyaret etti. Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Askeralma Kanunu Teklifi’yle ilgili bilgi vermek üzere İYİ Parti TBMM Grubu›nu ziyareti kapsamında İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ile görüştü. AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş’un da eşlik ettiği görüşmeye İYİ Parti Grup Başkanı Orhan Çakırlar, İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ile İYİ Parti’nin Millî Savunma Komisyonu üyeleri de katıldı.

Hulusi Akar’a, AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş ile teklifin imza sahiplerinden AK PARTİ İstanbul Milletvekili Şirin Ünal eşlik etti.

Görüşme sonrası basın mensuplarına bir açıklama yapan Akar, «Bugün gruplarımız ve partilerimizle yeni askerlik yasası çalışması ile ilgili görüş alışverişinde bulunduk. Bazı soruları oldu, onları cevaplandırmaya çalıştık. Çalışmalar planlandığı gibi devam ediyor. Meclis, önümüzdeki günlerde inşallah çalışmalarını tamamlayacaktır.» değerlendirmesinde bulundu.

Millî Savunma Bakanı Akar, MHP TBMM Grubunu ziyaretinin ardından MHP Grup Başkanvekili Akçay

Akar, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan tarafından gönderilen mektuba ilişkin soru üzerine

Görüşmede, MHP Bursa Milletvekili Mustafa Hidayet Vahapoğlu ile MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı da bulundu.

60

HAZİRAN 2019

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

“Çalışmalarımız devam ediyor. Mektup gittiği zaman duyacaksınız.” yanıtını verdi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ise Akar›ın, Meclis Genel Kurulu›nda görüşülen Askeralma Kanunu Teklifi ile ilgili kendilerine bilgi aktardığını belirterek, şu şekillde devam etti: “Bu bilgiler ışığında daha önceki tavsiye ve önerilerimizi tekrar gözden geçireceğiz. Bu hafta sonu Genel Başkanımızın da bulunduğu toplantıda, Sayın Bakanımızın bize aktardıkları ile beraber yasaya ilişkin öneri ve tavsiyelerimizi tekrar düzeltip Meclisteki grup başkanvekilleriyle masaya yatıracağız. Salı günkü

Meclis Genel Kurulu’nda tavsiyelerimizin ne kadarının yerine getirilip getirilmediğini görüp o tabloya göre hareket edeceğiz. Sayın Millî Savunma Bakanımızın bize anlattıklarından yola çıkarsak bu tavsiye ve önerilerimizin önemli bir kısmının yerine gelebileceğini düşünüyoruz.”

BAZI KANUNLARDA VE 652 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ GENEL KURULDA KABUL EDİLDİ 27 Haziran 2019

TBMM Genel Kurulunda Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kabul edilerek yasalaştı.

ortaöğretim düzeyinde Milli Eğitim Bakanlığının iznine bağlı olmaya devam edecek. Yükseköğrenim düzeyindeki yurtların açılması ve işletilmesi ise Gençlik ve Spor Bakanlığının iznine bağlı olacak.

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda 20 Haziran 2019 tarihinde kabul edilen AK PARTİ Sinop Milletvekili Nazım Maviş ve milletvekili arkadaşlarının imzasını taşıyan kanun teklifi, TBMM Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplanan Genel Kurulda kabul edildi.

• Mevcut düzenlemede Milli Eğitim Bakanlığı, bu gibi yurt ve kurumları, tespit edeceği esaslara göre denetlerken, kanunla denetim görevi ilgili bakanlıklara veriliyor.

Kabul edilen Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre; • Gerçek ve tüzel kişiler tarafından yemekli ve yemeksiz öğrenci yurtları ve buna benzer kurumlar açılması ve işletilmesi, ortaokul ve

• Öğrenim düzeyine göre barınma hizmeti verilecek öğrenciler ile bu hizmetin verilebileceği kurumlar ve bu hizmeti sunacak gerçek ve tüzel kişilerin nitelikleri, ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenecek. • Kanunla, 66 ay olan ilkokula başlama yaşı 69 ay olarak yeniden düzenlendi. Mecburi ilköğretim

61

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

çağı, 6-13 yaş grubundaki çocuklar yerine 6-14 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. • İlkokulların birinci sınıflarına, o yılın 31 Aralık tarihinde 72 ayını dolduran çocukların kaydı yapılacak ancak çocuğun gelişim durumuna bağlı olarak okula erken başlaması veya kaydın ertelenmesi ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenecek. • Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetleri sınıfına ait kadrolarda çalışan sözleşmeli personelin 4 yıl süreyle başka bir yere atanamayacağına yönelik süre 3 yıla indiriliyor. Sözleşme gereği 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, talepleri halinde bulundukları yerde din hizmetleri sınıfına ait kadrolara atanacak. Bu şekilde atananlar, aynı yerde en az 2 yıl yerine artık 1 yıl daha görev yapacak. • Kanunla, “çıraklık şartları” başlığı, “mesleki eğitim merkezi programına çıraklık kayıt şartları” olarak değiştiriliyor. 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanların, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabileceğine yönelik hüküm kaldırılıyor. • Kalfalık yeterliğini kazanmış olanların mesleki yönden gelişmelerini ve bağımsız iş yeri açabilmelerini temin için gerekli yeterlilikleri kazandırmak gayesiyle ustalık eğitimi düzenlenecek. • Kanunla, eğitim-istihdam bağlantısının güçlendirilmesi, özel sektör tarafından mesleki eğitime doğrudan katkı sağlanması ve faaliyet gösterilen alanlarda ihtiyaç duyulan becerilere sahip nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi amacıyla “çıraklık, kalfalık ve ustalık eğitimi ile mesleki ve teknik kurs programlarının uygulandığı özel öğretim kurumu” olarak tanımlanan mesleki eğitim merkezleri, organize sanayi bölgesi (OSB) yönetimlerince ve özel sektör tarafından açılabilecek. • Milletlerarası özel öğretim kuruluşlarının okul açılış tarihleri, düzenleme kapsamı dışında tutulacak. • Özel eğitim kuruluşlarına, yanıltıcı reklam vermesi durumunda cezai yaptırım uygulanacak.

62

HAZİRAN 2019

• Özel okul öncesi eğitim, özel ilkokul, ortaokul ve liselere devam eden öğrencilere okulun öğrenim süresi kadar eğitim ve öğretim desteği verilmesi için öğrencilerde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı aranacak. • Öğrenciler için verilen eğitim ve öğretim desteği, gereken şartları karşılayamayan kurumlardan tahsil edilmeyecek. • ÖSYM’de görevlendirilen yükseköğretim kuruluşlarında görevli öğretim elemanları ile Milli Eğitim Bakanlığında görevli öğretmenlere ödenen ancak sona eren ek ödeme uygulaması, 31 Aralık 2021’e kadar devam edecek. Ek ödeme tutarı, 40 bin gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmeyecek. • Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde hizmet alan birey sayısına göre Bakanlıkça, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için ödeme yapılacak. Her engel türüne göre belirlenen yaşa kadar eğitim verilecek ve destek verilecek hastalık türleri açıkça yazılacak. • Düzenlemeyle sözleşmeli öğretmenlerin başka bir yere atanmaları için doldurmaları gereken süre 4 yıldan 3 yıla, bu sürenin ardından öğretmen kadrolarına atananların aynı yerdeki görev süresi ise 2 yıldan 1 yıla indiriliyor. • Kanunla, Sağlık Bakanlığında çalışan sözleşmeli personelin kadroya atanabilmesi için zorunlu hizmet süresi 4 yıla düşürülüyor. Sözleşmeli sağlık personelinden 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, talepleri halinde bulundukları yerdeki kadrolara atanacak. Bu kadrolara atananlar, aynı yerde en az 1 yıl daha görev yapacak. • Düzenlemeye eklenen maddeye göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınmış engelli sağlık kurulu raporu bulunanlardan “sürekli” raporu bulunanlar ile “süreli” raporu bulunup rapor süresi devam edenler, rapor süreleri bitene kadar destek eğitimi almaya devam edecek. • Yükseköğrenim düzeyinde hizmet veren özel öğrenci yurtlarına yönelik iş ve işlemlerin Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülmesine ilişkin maddeler, kanunun yayımı tarihinden 1 yıl sonra yürürlüğe girecek. Bu sürede, bu yurtlara ilişkin iş ve işlemler, Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülmeye devam edilecek.

Yasama ve Denetim Faaliyetleri

HAZİRAN AYINA İLİŞKİN YASAMA İSTATİSTİKLERİ Çalışma Süresi İstatistiği Genel Kurul / Komisyonlar Toplantı Toplantı Süresi (Saat) (Alt Komisyon Dâhil) Sayısı

Kanun Önerisi İstatistiği Gelen

26

Hazırlanan Kanun Teklifi

Taslağı1

231

Hazırlanan Uluslararası Anlaşma Uygun Bulma Kanun Teklifi Taslağı1

Anayasa

136

-

-

Adalet

1

8

Millî Savunma

-

-

Kanunlaşan

2

Geri Alınan

-

İçişleri

-

-

Komisyonlarca Raporlanan

11

Dışişleri

-

-

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor

1

4,30

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm

1

9

Çevre

-

-

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler

-

-

Tarım, Orman ve Köyişleri

-

-

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji

-

-

Dilekçe³

2

8,30

Plan ve Bütçe

-

-

Kamu İktisadi Teşebbüsleri

-

-

İnsan Haklarını İnceleme

-

-

Avrupa Birliği Uyum

4

10

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

1

4

Güvenlik ve İstihbarat

1

3

Karma (Anayasa ve Adalet)

-

-

Komisyonlarda Bulunan¹

1901

Genel Kurulda Bulunan¹

51

124/06/2018

- 30/06/2019 itibarıyla Kanunlar ve Kararlar Başkanlığınca hazırlanan sayıdır. 224/06/2018 - 30/06/2019 itibarıyla bulunan

Kanun ve Karar İstatistiği Uluslararası Anlaşmalara İlişkin Kanunlar

-

Kabul Edilen Diğer Kanunlar

2

Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Gönderilen Kanunlar

-

Kabul Edilen Kararlar

1

Dilekçe İstatistiği Komisyon

Gelen Dilekçe

Sonuçlanan

Dilekçe

4094

184

İHİK

200

30

-

-

KEFEK 4

97 adet Dilekçe yirmi bir grup şeklinde birleştirilerek işleme alınmıştır.

Yasama Dokunulmazlığı Tezkereleri İstatistiği Gelen

1

TBMM Başkanlığında Bulunan

10

Karma Komisyonda Bulunan5

634

Genel Kurulda Bulunan

-

Dokunulmazlığı Kaldırılan

-

Cumhurbaşkanlığına iade (Belediye Başkanı seçilmesi nedeni ile)

-

5

Karma (Dilekçe ve İHİK)

-

-

Bilim Tek. Bağım. Kom.

3

5,50

Down Send. Otizm Kom.

6

18,27

Tıbbi Aroma. Bitki Kom.

4

13

Hayvan Hak. Kor. Kom.

3

6,10

ALS, SMA, DMD, MS Kom.

2

10

Komisyonlar Toplam

29

109,47

TBMM Genel Kurulu

9

54,10

30/06/2019 tarihi itibarıyla bulunan

³ Biri Başkanlık Divanı Toplantısı

Denetim Önergeleri İstatistiği Önerge

Yazılı Soru

Başkanlıktan Soru

Meclis Araştırması

Genel Görüşme

Meclis Soruşturması

Gelen

1066

8

141

-

-

Cevaplanan / Görüşülen

268

3

-

-

-

63

Komisyon Çalışmaları

SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ ADALET KOMİSYONUNDA KABUL EDİLDİ 27 Haziran 2019

AK PARTİ Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü başkanlığında toplanan Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Adalet Komisyonunda kabul edildi. Eski Gençlik ve Spor Bakanları AK PARTİ Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak ve AK PARTİ Samsun Milletvekili Akif Çağatay Kılıç ile milletvekili arkadaşlarının imzasını taşıyan Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerine Adalet Komisyonu’nda başlandı. Toplantı başlangıcında kısa bir konuşma yapan Adalet Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü, teklif sahibi Bak’a söz verdi. Komisyon üyelerine spor müsabakalarında tespit edilen kesici ve zarar verici materyallerin olduğu fotoğrafları gösteren Bak, “Müsabakalarda seyircinin sahaya inmesinden tutun, sporcuya atılan kesici aletlere kadar çok üzücü görüntüleri görüyoruz. Ceza alan izleyiciler kimlik ve resmini değiştirerek müsabakaya girmeye çalışıyor. Halkımız müsabakalardan keyif almaya gidiyor ancak müsabakalarda güzel futbol ve oyunu konuşmaktan ziyade ‘çocuklar ve aileler oraya gidebilecek mi?’ gibi konuları konuşuyoruz. Biz ailelerin ve çocukların rahat bir şekilde müsabakaları izlemesini istiyoruz.” diye konuştu.

64

HAZİRAN 2019

Daha önce sporda şiddet yasasının çıkarıldığını ancak uygulamada bazı sorunlarla karşılaştıklarını bu nedenle toplumdan gelen talepler doğrultusunda değişiklikler yaptıklarını anımsatan Bak, “Televizyonlarda görmek istemediğimiz durumlarla karşılaşıyoruz. Özellikle takımların otobüslerle yola çıkmalarıyla başlayan ve müsabakanın yapıldığı sahaya kadar görmek istemediğimiz görüntülerle karşılaşıyoruz.” ifadesini kullandı. Stat içinde ve dışındaki aksaklara değinen Bak, biletlerin karaborsada satıldığını, bazı izleyicilerin yüzünü saklayarak siyasî mesajlar verdiğini ve müsabakalarda ortaya çıkan olumsuz görüntülerin ülkenin prestijine zarar verdiğine işaret etti. Osman Aşkın Bak, halkın spordan keyif olması için bu düzenlemeyi yaptıklarını, “spor alanı” tanımı başta olmak üzere, düzenleme çerçevesinde birçok değişiklik yapıldığını belirtti. Yeni bir düzenleme yapılmasına gerekçe olan olayların yaşanmadığına ilişkin görüşlerin doğru olmadığını anlatan Bak, birçok sahada seyircilerin sahaya çıktığını ve güvenlik kuvvetlerinin olaylara müdahale etmek durumunda kaldığını vurguladı. Bak, futbol kulüpleri ve federasyon başkanlarıyla toplantılar yaparak görüşlerini aldıklarını, biyometrik

Komisyon Çalışmaları

yöntem kullanılması talebinin kulüplerden geldiğini vurgulayarak, spor kulüplerine geçen yıl 50 milyon lira yardım ettiklerini, bu yıl 100 milyon lira yardım yapmayı hedeflediklerini kaydetti.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, spordaki şiddetin toplum üzerinde olumsuz etkisinin olduğunu, sahaların toplumsal sorunların yansıdığı alanlar haline geldiğini belirtti.

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, şiddetin sosyolojik, ekonomik ve psikolojik yanları olduğunu belirterek, tarafların toplanma ve güzergah alanlarının spor alanına dahil edilmesini eleştirdi. Tarafların toplanma alanının suç potansiyel alanı olarak görüldüğünü ileri süren Aydoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi sürecinde yaşanan gelişmelere değindi.

Öztürk, Türkiye’nin spor kültürü noktasında arzu edilen düzeye ulaşmadığını belirterek, “Yapılan araştırmalarda ülkemizde spora aktif olarak katılanların oranının binde 75 olduğu ortaya çıktı. Bu oran gelişmiş ülkelere göre çok düşük bir oran. Spor eğitimi ve kültürü noktasında eksiklikleriniz var.” dedi.

İmamoğlu’na haksızlık yapıldığını, taraftarların bu haksızlığa karşı statlarda sesini yükselttiğini iddia eden Aydoğan, sivil itaatsizliğin herkesin hakkı olduğunu kaydetti. Aydoğan, kanun teklifini eleştirerek, “Bu kanuna ‘Ekrem İmamoğlu kanunu’ diyorum. Seyircilerin tezahüratları ruhumuz okşadığı zaman bir şey demiyoruz ama beğenmediğimiz tezahüratlar yapıldığında sert tepki veriyoruz. Vatandaşlarımızın barışçıl mesajlar verdiği ortamları terör ortamı olarak görülmesini doğru bulmuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, düzenleme ile spor sahalarına biyometrik yöntemler ve kimlik doğrulama sistemi ile girileceğini bunun da kişisel verilerin saklanması açısından Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu.

Ceza alan yöneticilerin cezalı olduğu süre içerisinde hiç bir müsabakaya alınmaması gerektiğini kaydeden Öztürk, spor mahkemelerinin kurulmasını da istediklerini aktardı. İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel de spor toplumun bütün kesimlerini bir araya getiren bir ağ olduğunu, ancak sporun bugün bu işlevi göremediğini savundu. Erel, sadece sporda değil toplumun her kesiminde şiddetin görüldüğünü, bunu önlemenin yolunun da herkeste sevgiyi ve kardeşlik duygusunu pekiştirmek olduğunu belirtti. HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ise hükümetin, yasa yaparken ilgili kurum, kuruluş ve akademisyenlerin görüşlerini almadığını savundu. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı İhsan Selim Baydaş’ın da katıldığı komisyonda teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin ardından maddelere geçildi.

65

Komisyon Çalışmaları

TAPU KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONUNDA KABUL EDİLDİ 27 Haziran 2019 AK PARTİ Konya Milletvekili Tahir Akyürek başkanlığında toplanan Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kabul edildi. AK PARTİ Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz ve milletvekili arkadaşlarının imzasını taşıyan Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin görüşmelerine Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda başlandı. Komisyon Başkanı AK PARTİ Konya Milletvekili Tahir Akyürek, teklifle, ilgili kanunlarda 17 maddede değişiklik öngörüldüğünü, 9 madde eklendiğini ve 2 maddenin de yürürlükten kaldırıldığını ifade etti. Akyürek, özellikle Tapu Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu, İmar Kanunu, Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun, Tük Medeni Kanunu, Belediye Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanun’da değişikliklerin teklifte öngörüldüğünü aktardı. Teklife ilişkin bilgi veren Minsolmaz, düzenlemenin, tapu işlemlerinde kırtasiyeciliği azalttığını ifade etti. Minsolmaz, teklifte, kat mülkiyetine tabi yapılarda çok sık yaşanan, bir tarafı belediye ve tapu kadastro

66

HAZİRAN 2019

müdürlüğü, bir tarafı yüklenici ve kat irtifak projesi olan yerlerde hatalı blok numaraları ile hatalı bağımsız bölüm numaralarından kaynaklanan sorunların çözümü ile ilgili ciddi hükümlerin bulunduğunu belirtti. Şehir merkezlerinde tehlike arz eden yapılarla ilgili “genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz eden yapılar” hükmü getirildiğini aktaran Minsolmaz, “Binanın tek başına statik olarak dayanımının riskli olmasının yanında, güvenlik ve asayiş açısından da tehlikeli olması durumunda idareye bunun izalesi için olanak tanıyan bir düzenleme getiriyoruz.” diye konuştu. Minsolmaz, teklifte, “seraların yapı ruhsatı kapsamında olmadığı” hükmüne yer vererek çiftçi açısından önemli bir düzenleme getirileceğini dile getirdi. Kamu ortaklık payı ve düzenleme ortaklık payı adı altında vatandaştan alınan iki payın bulunduğuna dikkati çeken Minsolmaz, “Burada düzenleme ortaklık payını yüzde 40’tan yüzde 45’e çıkartıyoruz. Kamu ortaklık payı ve düzenleme ortaklık payı aynı oran içerisinde çözümleniyor.” dedi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Ahmet Küçükler ise komisyona yaptığı sunumda, teklifle vatandaşa asla bir külfet yüklenmediğini aksine kolaylıklar sağlandığını belirtti. Tapu Kanunu ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nda getirilen değişikliklerin, taşınmaz satışına ilişkin Millî Emlak Genel Müdürlüğüne ait işlerde, vatandaşlara hem

Komisyon Çalışmaları

başvuru hem taksitlendirme şeklinde kolaylıklar getirdiğini anlatan Küçükler, bir an önce kentsel dönüşümün hızlı bir şekilde sürdürülebilmesi, vatandaşların özellikle müteahhitlerden kaynaklanan sıkıntılardan dolayı problem yaşamaması için çalışmalar yapıldığını söyledi.

rağmen kentsel dönüşümde bugüne kadar sonuca ulaşılamadığını söyledi. Bu konuda, finans dışındaki yetkilerin çoğunluğunun belediyelerin elinde olması gerektiğini dile getiren Şimşek, mevcut şekliyle kentsel dönüşüm projelerinin çoğunluğunda sonuca ulaşılamadığını ifade etti.

Küçükler, “Teklif gerek İstanbul’un çeşitli ilçelerinde gerekse genel anlamda düzenleme boyutunda, vatandaşların taşınmazlarla ilgili sıkıntılarını çözen düzenlemeler getiriyor.” diye konuştu.

Şimşek, belediye mücavir alan içinde ya da dışında olsun tarım arazilerinin, imar rantı olmayan her yerin kullanıcılarına satılmasını olumlu bulduklarını belirtti.

Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde milletvekilleri değerlendirmelerde bulundu. CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, görüşülen teklifle benzer düzenlemeler içeren, kendi imzasının da bulunduğu kanun teklifi sunduklarını anımsatarak, tekliflerin birleştirilerek ele alınması gerektiğine işaret etti. Teklifte bir kısım konularda iyileştirmeler yapılmaya çalışıldığını ancak bu iyileştirmelerin bir kısmının eksik olduğunu aktaran Hamzaçebi, sorunları çözmeyeceğini savundu. HDP Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı, torba şeklinde düzenlenen teklifte, vatandaşın bürokratik işlerini azaltan maddeler olsa da bunların arkasında gizlenmiş, kent, doğa yağmasını daha da kolaylaştıran ve bunu pazarlayan bir stratejinin izlendiğini öne sürdü. AK PARTİ Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, teklifin genelde arazide karşılaşılan problemleri, sıkıntıları, uygulamada yaşanan sıkıntıları, uygulamayı aksatan ve geciktiren birçok problemi çözdüğünü ifade etti. Tapu ve kadastro konusunda AK PARTİ ile devrimler yapıldığını dile getiren Şeker, Türkiye’nin kadastrosunun yüzde 99,99 oranında bittiğini bildirdi. Geçmişte tapu satışlarıyla ilgili ciddi problemlerin bulunduğunu, yapılan değişiklikle bu problemin ortadan kalkacağını söyleyen Şeker, “Satıcı ile alıcının aynı anda olması şart değil. İkisi de bulunduğu bölgelerdeki tapumüdürlüklerine gidip taleplerini ilettikleri an satış işlemi başlıyor. Resmi hazırlıklar bittikten sonra da müracaat ettikleri müdürlüklere gidip imzalarını atarak tapu işlemini neticelendirmiş oluyorlar.” diye konuştu. MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Mersin ve ilçelerinde dönüşüm alanları tespit edilmesine

CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, kentsel dönüşümün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle yürütülmesinin mümkün olmadığının ortaya çıktığını, yanlışta ısrar etmenin anlamının olmadığını söyledi. Zeybek, şu an İstanbul’da kentsel dönüşüm sürecinde mağdur kişi sayısının 300 bin olduğunu savundu. İmar Kanunu’nda değişiklik yapılması gerektiğini ifade eden Zeybek, “Vatandaş evini müteahhide vermiş, bir yapı adasında dönüşüm planına girmiş. Tapusunun yüzde 50’sini müteahhide devretmiş, müteahhidin de borçlarının karşılığında bu arsalar üzerine ipotekler gelmiş ve bunun karşılığında da olan vatandaşa olmuştur.” dedi. Komisyon Başkanı Tahir Akyürek, milletvekililerinin değerlendirmelerinde, söz konusu teklifin “talan” düşüncesiyle hazırlandığı iddialarının bulunduğunu hatırlatmasının ardından teklifi hazırlayan AK PARTİ Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz’a söz verdi. Minsolmaz, “Kesinlikle bir rant oluşturma, herhangi bir şekilde bir tarım alanının, koruma kapsamında olan bir alanın imara açılması veya imarla bunların baskı altına alınması gibi bir düzenleme yasada yok. Olmadığı gibi, tam da aksi yönde tarım arazileri üzerinde olabilecek baskıları kaldıran, özellikle köy yerleşim alanlarının genişlemelerinin bile tarımsal izin kapsamına alındığı temel maddeler var.” dedi. Teklifte yapı yoğunluklarını artırma ve imar değişikliklerine ilişkin bir hükmün de bulunmadığını belirten Minsolmaz, tapu mevzuatında bürokrasinin azaltılmasından kentsel dönüşüm mevzuatında vatandaş ile müteahhit arasındaki ilişkilere kadar birçok hükmün kamu yararına olduğunu söyledi. Toplantıda, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler devam ederek teklife yeni maddeler ihdas edildi, bazı maddelerde değişikliğe gidildi.

67

Komisyon Çalışmaları

ÇEVRE KOMİSYONU BAŞKANI MUHAMMET BALTA DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ DOLAYISIYLA BİR MESAJ PAYLAŞTI 5 Haziran 2019 kadar olduğu gibi bundan sonra da asla bir nefes sıhhatten daha önemli bir yere sahip olmayacaktır.” Balta, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar çerçevesindeki sorumluluklarının da bilinciyle, ekonomi, şehirleşme, enerji ve daha birçok alanda çevrenin korunmasını ön plana çıkaran politikalar yürüttüğünü aktardı.

Çevre Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, yaptığı yazılı açıklamada, çevre kirliliğine bağlı sorunların doğal dengeleri tehdit eder boyuta gelmesi ile ilgili olarak, 5-16 Haziran 1972’de İsveç’in Stockholm kentinde 133 ülkenin katılımı ile toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda 5 Haziran’ın "Dünya Çevre Günü" olarak kararlaştırıldığını anımsattı. Doğanın, özellikle son yüzyılda yaşanan hızlı sanayileşme, plansız şehirleşme, teknolojik gelişmeler ve doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi gibi nedenlerle büyük zarar gördüğünü vurgulayan Balta, buna bağlı olarak dünyanın küresel ısınma, kuraklık ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığına işaret etti. Balta, şunları kaydetti: “Küresel çapta yapılan yanlışlıklarla ortaya çıkan bu sorunla mücadelede yine küresel çapta ciddi bir çalışma yapılması gerekmektedir. Fakat dünyanın gelişmiş birçok ülkesinin ekonomik kaygılarla bu mücadeleye uygulama boyutunda katkı sağlamadığını üzülerek müşahede ediyoruz. Ancak unutulmamalıdır ki sağlıklı çevre ve sağlıklı toplum olmadıktan sonra ekonomik zenginliğin hiçbir önemi olmayacak, dünyada üzerinde bulunan hiçbir zenginlik de bugüne

68

HAZİRAN 2019

Balta, “Ülke çapında Ulusal Atık Yönetimi ve Eylem Planı’nın hazırlanması çalışmaları başlatılmıştır. İsrafın önlenmesi, doğal kaynaklarımızın daha verimli kullanılması, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrılarak geri dönüşüme kazandırılması noktasında mevcut sistemi daha düzenli, sistemli ve uygulanabilir bir temele oturtmak amacıyla sıfır atık prensibiyle yola çıkılmıştır.” ifadesini kullandı. Çevre Komisyonu olarak geçen yasama yılında plastik atığın azaltılmasına ilişkin yasal düzenlemenin hayata geçirilmesinin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Balta, şunları kaydetti: “Çevrenin korunması ve toplumsal farkındalık yaratmak amacı ile yapılan çalışmaların ortak gayesi gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Yaşadığımız çevre geçmişten bize kalan bir miras değil, gelecek nesillere bırakacağımız bir emanettir. Yarınımız olan çocuklarımızın daha sağlıklı bireyler olarak yetişmesi bugün bizim oluşturacağımız ortak bir çevre bilinci ile mümkündür. Üzerinde yaşadığımız bu cennet vatanın evlatları olan bizler, temiz çevrenin bize ecdadımızdan miras olarak kalmış olmasından ziyade, bizim gelecek nesillere emanetimiz olması gerektiğinin bilincinde olmalı, bu manada gereken her türlü hassasiyeti göstermeliyiz.”

Komisyon Çalışmaları

DİLEKÇE KOMİSYONU ÜYELERİ KARAMAN’DA BİR TOPLANTI YAPTI

28 Haziran 2019 Başkan Yardımcısı Eyüp Hüsamettin Aslan, daire müdürleri ile mahalle sakinleri katıldı. Satır, komisyona e-posta, e-devlet veya internet üzerinden vatandaşların dilekçe gönderebileceğini söyledi.

Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır ile komisyon üyeleri, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Karaman İl Koordinatörlüğünde yapılan toplantıda, Dilekçe Komisyonu hakkında bilgiler verdi. Toplantıya, Dilekçe Komisyonu Üyesi ve AK PARTİ Kırşehir Milletvekili Mustafa Kendirli, Karaman Vali Vekili ve Ayrancı Kaymakamı Mehmet Göze, Belediye

Karaman’dan gönderilen dilekçeleri incelemek üzere kente geldiklerini dile getiren Satır, taşınması gündemde olan Urgan Mahallesiyle ilgili daha önceden çalışmalar yapıldığını, eksik kalan konuları tamamlamak üzere toplantı düzenlediklerini aktardı. Konuşmaların ardından mahallenin taşınmasıyla ilgili sunumlar yapılarak görüş alışverişinde bulunuldu. Urgan Mahallesinde ikamet eden vatandaşların hayvancılıkla uğraşması dolayısıyla kent içerisinde kalan hayvancılık tesislerinin kent dışarısına taşınması amaçlanıyor.

GÜVENLİK VE İSTİHBARAT KOMİSYONU TOPLANDI 19 Haziran 2019

Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, Devlet İstihbarat Hizmetleri ile Güvenlik ve İstihbari Nitelikteki Faaliyetlere İlişkin 2018 Yılı Raporu’nu görüştü. AK PARTİ Erzurum Milletvekili Selami Altınok başkanlığında yapılan toplantı, basına kapalı gerçekleşti.

69

Komisyon Çalışmaları

GÖÇ VE UYUM ALT KOMİSYONU TOPLANDI 26 Haziran 2019 Bu rakam çok ciddi ve bu çocukları mutlaka kazanmak gerekir.” diye konuştu.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan, Göç ve Uyum Alt Komisyonu, AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu başkanlığında toplandı. Uslu, toplantıda yaptığı konuşmada, Suriyeliler ve göç konusunun toplumda tartışılmaya devam ettiğini belirterek, kamuoyuna yansıyan birçok iddianın gerçekleri yansıtmadığını söyledi. Suriyelilere maaş verilmediğini, hayatlarını idame ettirmeleri için yardım edildiğini anlatan Uslu, “Suç oranına karıştıklarına ilişkin iddialar söylendiği gibi yüksek değil. Sığınmacıların ve Suriyelilerin suç işlediği iddiası tamamen bir efsaneden ibaret ve gerçekleri yansıtmıyor. Gaziantep’te brifing aldık. İşlenen tüm suçların yüzde 3’ünün Suriyeliler tarafından işlendiğini gördük.” diye konuştu. Türkiye’de geçici koruma statüsünde yaklaşık 3 milyon 657 bin Suriyelinin yaşadığına işaret eden Uslu, bunlara insani ve adalet duygusu temelinde yaklaştıklarını vurguladı. Göçün isteğe bağlı bir durum olmadığını, zorunlu gerekçelerle yapıldığını dile getiren Uslu, iyi yönetilmesi durumunda göçten iyi sonuçlar elde edilebileceğini kaydetti. Savaştan kaçan sığınmacıların büyük bir travma yaşadığına dikkati çeken Uslu, “Türkiye’de 1 milyonun üzerinde Suriyeli çocuk var. Kayıp bir nesil ortaya çıkmaması için çok ciddi çalışmalar yapılması lazım.

70

HAZİRAN 2019

CHP’li belediyelerin, Suriyelilerin plaja girmesini yasaklamaya varan kararlar aldığını anımsatan Uslu, “Geçmişte de ABD’de siyahilerin otobüslere binmesini yasakladılar. Her iki karar arasında fark yok. Bu faşizmdir, ırkçılıktır. Belediyelerin böyle bir karar alma yetkileri de yok. Bu konuların üzerine gidilmesi gerekir. Kullanılan dil ırkçı bir dil. Ne bize ne tarihimize ne de medeniyetimize yakışıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Bolu Belediyesine yardım ettikleri Suriyeli sayısını sorduklarını ancak bilgi alamadıklarını aktaran Uslu, son 17 yılda 10 bin lira yardım edildiğini tahmin ettiklerini kaydetti. Uslu’nun konuşmasından sora Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bürokratları komisyon üyelerine bilgi verdi. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Uzmanı Hakan Keçe, Suriyeli çocuklar için koruyucu aile yöntemini desteklediklerini ifade ederek “81 ilde, 134 mobil ekiple 6 bin 333 çocuğa doğrudan hizmet sunduk. Türkiye genelinde bin 192 çocuk evi kurduk. 62 ilde 111 Çocuk Evleri Sitesi kurduk. 35 ilde 64 Çocuk Destek Merkezi kurduk.” dedi. Keçe, çocuk hizmetleri alanında çalışan tüm personel ile koruyucu aile, kreş ve sosyal ekonomik destek hizmetlerinden yararlanan 67 ildeki 28 bin 656 kişiye mahremiyet eğitimi verdiklerini belirtti. Keçe, koruyucu aile kapsamında 201 yabancı uyruklu çocuğa bakıldığını, çocuklardan 97’sinin Suriyeli olduğunu ifade etti. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü uzmanlarından Rıdvan Kurtipek ise Suriyeli mültecilere tamamı AB fonlarından karşılanmak üzere aylık ortalama 120 lira ödendiğini, yaklaşık 1 milyon 695 bin kişinin bu yardımlardan yararlandığını söyledi.

Komisyon Çalışmaları

HAYVAN HAKLARININ ARAŞTIRILMASI KOMİSYONU 12 Haziran 2019 TOPLANDI

Japonya, Amerika, Fransa, İngiltere gibi ülkelerdeki evcil hayvan mağazalarının standartlarıyla karşılaştırıldığında Türkiye’deki standartların iyi düzeyde olduğunu dile getiren Kınsun, şöyle devam etti:

Hayvan Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelenin Önlenmesi için Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, sivil toplum kuruluşlarının yetkililerinden bilgi aldı.

“Mesela mağazalarımdan biri İstanbul’un çok popüler noktasında, ciddi yabancı ziyaretçi de alan bir nokta ve orada insanlarla çok görüşüyoruz. Örneğin Avustralya’dan gelen ziyaretçilerimiz olduğunda ‘Sizdeki şartlar bizim ülkenin çok ötesinde’ ifadesini duyuyoruz. Kanada’dan keza öyle, Amerika’dan gelen turistlerden dahi ‘Sizin buradaki şartlar bizim ülkemizdeki şartlardan çok önde, hiç bunu beklemiyorduk.’ ifadelerini çok duydum.” Evcil hayvan sektöründe de yanlış yapanların olduğunu anlatan Kınsun, özellikle İstanbul’da 2004’ten itibaren ciddi denetimler yapıldığını, en kötü yerlerin bile kendini geliştirmek zorunda kaldığını kaydetti.

12 Haziran 2019 Kınsun, toplumda bilincin de arttığını, artık hayvanlara AK PARTİ Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel başkanlığında toplanan Meclis Araştırması Komisyonuna bilgi veren Evcil Hayvancılık İş Adamları Derneği Başkanı Selim Kınsun, İstanbul merkezli bir dernek olduklarını, Bursa, İzmit, Sakarya, İzmir ve Ankara’da üyeleri bulunduğunu söyledi. Kınsun, Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesinin yıllardır gündemde olduğunu, kendilerinin de konuya ilişkin çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Evcil hayvan satışına ilişkin dünyadaki uygulamaların yer aldığı tarafsız araştırma kurumlarınca yapılan detaylı bir araştırmayı paylaşan Kınsun, “Amerika, Japonya, Brezilya, İngiltere, Fransa, İtalya gibi gelişmiş ülkelerin çoğunda bizim sektörümüz özellikle mağazalar tarafından yürütülmeye devam ediliyor. Çünkü bu sayede kontrol mekanizması çok daha iyi işleyebiliyor. Burada en önemli olan konu, kimin evcil hayvan sahiplendiği, hangi mantıkla sahiplenebildiği ve bunun takip edilebilir olması.” diye konuştu.

ilişkin kötü koşullara daha fazla şikayet geldiğini ifade etti. Evcil hayvan mağazaları yani pet shopların kapatılmasına ilişkin çağrılara yanıt veren Kınsun, şöyle devam etti: “Bu Avusturya’da yaşanmış bir hikaye. Avusturya’da 2008 Ocak ayında evcil hayvan mağazalarında hayvan sahiplendirmesi yasaklanıyor; kedi köpek üzerinden konuşuyorum. Yasağın ardından sokaklarda sahiplendirmeler başlıyor ve takip tamamen ortadan kalkıyor, gayriresmi satışlar yapılıyor. Durumun farkına varan Avusturya hükümeti bunun önüne geçmek için evcil hayvan mağazalarının tekrar önünü açıyor.” Kınsun, evcil hayvan mağazalarının kapatılmasının sorunu çözmeyeceğini, bu durumda halkın mağdur olacağını, sağlıksız hayvan sahiplenmelerin başlayacağını ve kayıt dışı bir ekonomi oluşacağını savundu.

71

Komisyon Çalışmaları

Komisyon Başkanı Mustafa Yel’in, hayvanseverlerin neden pet shop’lardan hayvan satışına karşı çıktıklarını sorması üzerine Kınsun, bu konudaki mantığın tamamen bakış açısıyla ilgili olduğunu söyledi. AK PARTİ İstanbul Milletvekili Serap Yaşar’ın, “Evcil bir hayvan, pet shop’ta iki aydan fazla satılmadan kaldığında ne yapıyorsunuz?” sorusu üzerine Kınsun, bu tür durumlarda ücretsiz sahiplendirme yaptıklarını belirtti. Gelirlerinin önemli bölümünü aksesuar, mama ve diğer ürünlerden sağladıklarını anlatan Kınsun, “Sektörün yüzde 70 civarında dilimini kedi, köpek oluşturuyor. Evcil hayvan özellikle kedi, köpek satışı olmazsa araba olmadan lastik satmaya çalışır hale geleceğiz. Bir süre devam ederiz, sonra satamayız.” dedi. Pet shop’ların hayvanlardan para kazandığı yönünde eleştiri olduğunu dile getiren Kınsun, “O yavrular sağlıklı kalsın, müşterilerimize düzgün hizmet sunabilelim diye ciddi uğraş veriyoruz. Yaptığımız ticaretin yüzde 50 enerjisi bu yavrulara gidiyor.” ifadelerini kullandı. Petfood Platformu Temsilcisi Kübra Atalay da Türkiye’de 3,4 milyon evcil kedi, 1,1 milyon evcil köpek popülasyonu bulunduğunu belirtti. Atalay, evcil hayvan yiyeceğine ilişkin 2013’te 5 yerli üretici varken bu sayının 2019’da 32’ye ulaştığını kaydetti.

Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu toplandı. 27 Haziran 2019 Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanvekili ve AK PARTİ Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan başkanlığında toplanan Meclis Araştırması Komisyonuna bilgi veren Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Zoonotik ve Vektörel Hastalıklar Daire Başkanı Seher Topluoğlu, insanlarda toplum kaynaklı ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların yarısından fazlasını zoonotik (hayvandan insana bulaşan hastalık) hastalıkların oluşturduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu hastalığı omurgalı hayvanlardan insanlara, insanlardan da hayvanlara geçebilen enfeksiyonlar olarak iki taraflı geçiş olarak

72

HAZİRAN 2019

tarif ettiğini belirten Topluoğlu, zoonozların son dönemde önem kazanan hastalıklar olduğunu kaydetti. İnsanlarda toplum kaynaklı enfeksiyonların yarıdan fazlasını zoonotik enfeksiyonların oluşturduğuna değinen Topluoğlu, şu şek,lde konuştu: “Son 10 yılda yapılan değerlendirmelere göre ortaya çıkan hastalıkların yüzde 75’i zoonotik karakterlidir. Dünya genelinde zoonotik enfeksiyonlarla ilgili bir artış trendi sergilenmektedir. Bunun en temel sebebi, doğadaki ekolojik değişikliklerdir. Yaban hayatı diye adlandırdığımız alanların insanlarla kesişme noktalarının artması enfeksiyonların artışına sebep oluşturmaktadır. Ayrıca nüfus artışı, kent ve kır nüfuslarındaki oransal değişiklikler, çeşitli sebeplerle yaşanan göçler, mevsimlik işçiler, belirli bölgelerde görülmeyen enfeksiyonların yayılımına kolaylık sağlayabiliyor. İklim değişikliğiyle de bu hastalığın bulaşmasına aracılık eden vektörlerin sayılarında artışlar gözlemlenmektedir. Bu durum da zoonozların insanlarda görülmesine sebep olmaktadır.” Topluoğlu, sulu tarım alanlarının, vektör olarak adlandırılan sivrisinek, tatarcık ve kene gibi canlıların artışında önemli rol oynadığını belirtti. Uluslararası ulaşımın artmasının da daha önce Türkiye’de olmayan pek çok hastalığın ülkeye girişini kolaylaştırdığına işaret eden Topluoğlu, bu hastalıkların, sonrasında ülkeye tehdit oluşturduğunu aktardı. Topluoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak mevcut hastalıkların kontrol altına alınması amacıyla yürütülen çalışmaların yanı sıra Türkiye açısından uluslararası boyutta risk oluşturabilecek hastalıklara karşı hazırlık programlarını yürüttüklerini de kaydetti.

Komisyon Çalışmaları

Seher Topluoğlu, zoonotik hastalıkların direkt temas ya da solunum yoluyla bulaşabildiğini, bu hastalıklara başlıca şarbon, kuduz, bruselloz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, hastalıklarının örnek verilebileceğini belirtti.

Yapılan eleştirilerde yunus parklarının bir eğlence yeri olarak tanımlandığını ancak bunun asla kabul edilemez bir iddia olduğunu savunan Parmak, yunus parklarının özellikle bazı dezavantajlı bireylerin terapisinde önemli bir yerinin bulunduğunu aktardı.

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü olarak takip ettikleri ve önleme noktasında programlar yürüttükleri 30’a yakın hastalığın bulunduğunu vurgulayan Topluoğlu, şu şekilde devam etti:

Yunus parklarında yaşayan hayvanların iddia edildiği gibi eğitimlerinin şiddet uygulanarak verilmediğini belirten Parmak, şunları kaydetti:

“Sokak hayvanları temelinden bakacak olursak kuduz hastalığı büyük önem arz ediyor. Bu hastalık dünyada her yıl 59 bin kişinin ölümünü neden olmaktadır. Ülkemizde kuduza yakalanma ihtimali bulunan hayvanların başında köpek, kedi, koyun, sığır, keçi, at gibi evcil hayvanların yanı sıra tilki, kurt, çakal ve domuz gibi yaban hayatta da kuduz enfeksiyonu görülüyor. Bu enfeksiyonun hayvanlarda görülmesi insanlara da bulaşma riskini artırmaktadır. Kuduz ile ilgili şansımız, temas sonrasında yapılan müdahale ile hastalığın önlenebilmesidir. Ancak bu oldukça yorucu ve ekonomik anlamda yük getiren bir süreç. Ülkemizde son 20 yılın vakaları değerlendirildiğinde kuduz olan hayvanların yüzde 90’ının evcil hayvanlardan oluştuğu, bunun yüzde 43’ünü de köpeklerin oluşturduğunu aktarabiliriz. Bakanlığımıza her yıl 250 bin civarında kuduz riskli temas bildirimi yapılmaktadır. Kuduz insana geçtikten sonra zamanında müdahale edilmezse tedavisi olan bir hastalık olmaktan çıkıyor. Öldürücü bir hastalık haline geliyor. Bu nedenle temas sonrasında müdahale kısa sürede yapılmalıdır.”

Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelenin Önlenmesi için Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, AK PARTİ Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel başkanlığında toplandı. 27 Haziran 2019 Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu üyelerine bilgi veren Deniz Memelileri ve Yunus Parkları Derneği İkinci Başkanı İsmet Parmak, derneğe yönelik bugüne kadar çok sayıda haksız eleştiride bulunulduğunu, bu konuda çok defa gazete ve televizyon kanalına da haber olduklarını söyledi.

“Hayvanlar doğal yaşam alanlarında 17 ile 20 yıl yaşam sürerken bizim parklarımızda 40-45 yıl yaşayabilmektedir. Eziyet gören, mutsuz bir hayvanın bu kadar uzun süre yaşaması mümkün değildir. Ayrıca bu alanların bir eğlence mekanı görülmesi de yanlıştır. Hayvanların görsel şovlarını doğal yaşamlarında da görmek mümkündür. Ama bu hayvanların en büyük özelliği dezavantajlı bireylerin terapisinde kullanılmasıdır. Bu bireylerin hayvanla suda geçirdiği saatler o bireyin rahatlamasına sebep olmaktadır. Bu yönüyle yunus parklarımız yılda yerli ve yabancı 900 bin turiste ev sahipliği yapmaktadır.” Denge Veterinerlik Hizmetleri Şirketi yöneticisi Murat Şahin de uzun süredir belediyelerle iş birliği halinde sokak hayvanlarının kısırlaştırılması ve diğer hizmetlerin verilmesi noktasında çalıştıklarını anlattı. Şirket olarak verdikleri hizmetin tamamen kanuni düzenlemeler çerçevesinde gerçekleştiğini anlatan Şahin, haklarındaki şikayetler nedeniyle ilgili bakanlık tarafından sürekli denetimlere maruz kaldıklarını ancak denetlenmenin hizmet kalitelerini yükseltmelerine sebep olduğu için kendilerini asla rahatsız etmediğini belirtti. Eski Ankara Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Doç. Dr. Oytun Okan Şenel de sokak hayvanlarına yönelik operasyonların mobil klinik yerine sabit ve steril ortamlarda gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu. Hayvanların da insanlar gibi geçirdikleri operasyonlar sonrasında ağrı yaşayabildiğinin altını çizen Şenel, buna göre tedbir alınması gerektiğini ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvanları Koruma Grubu Çalışma Sorumlusu Hayriye Eren ise Denge Veterinerlik Hizmetleri Şirketinin kendilerinin izni doğrultusunda faaliyet gösterdiğini söyledi. Mobil ünitelerin, kamu yararı gözeterek faaliyetlerine izin verildiğini anlatan Eren, ancak söz konusu şirket ile ilgili kendilerine sürekli şikayet geldiğini, şirketin sürekli denetim altında tutulduğunu kaydetti.

73

Komisyon Çalışmaları

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ BAĞIMLILIĞI ARAŞTIRMA 12 Haziran 2019 KOMİSYONU TOPLANDI

Öztürk, Bakanlığa bağlı gençlik kamplarından 2018 yılında 120 bin gencin yararlandığını bildirerek, gençlerin teknolojiden üretim kaynağı olarak yararlanmaları için DENEYAP Atölyeleri’nin hayata geçirildiğini söyledi. Öztürk, öte yandan yurtlarda kalan gençlere ve personele, teknoloji ve diğer bağımlılık türlerine yönelik bilgilendirme eğitimi verdiklerini de kaydetti.

Bilişim Teknolojileri Bağımlılığının Etkilerinin İncelenerek Olası Zararlarının Önlenmesi, Bu Teknolojilerin Kontrollü Kullanımının Sağlanması için Yapılması Gerekenlerin Saptanması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, kurum ve

Sporun, bağımlılıktan uzak durmada katkı sağladığını ancak “spor yapanlar bağımlılıktan kurtulur.” anlayışının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Öztürk, sporun bağımlılık konusunda risk azaltıcı bir faktör olduğuna işaret etti. Genç Gönüllüler Projesi kapsamında hazırlanan reklam filminin televizyon kanallarında gösterilmeye başlamasıyla gönüllü sayısının önemli oranda arttığını açıklayan Öztürk, kültürel ve dini değerlere saldırılarda bulunan portallara ve zararlı oyunlara yönelik farkındalık oluşturulması için eğitim verdiklerini de anlattı.

üniversite yetkililerinden bilgi aldı. 12 Haziran 2019 BTK Başkan Yardımcısı Ahmet Kılıç, internet AK PARTİ Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı başkanlığında toplanan Meclis Araştırması Komisyonuna bilgi veren Gençlik ve Spor Bakanlığı Eğitim, Araştırma ve Koordinasyon Genel Müdürü Mehmet Ata Öztürk, bağımlılıkla mücadelenin önemli aşamalarından birinin önleyici ve koruyu tedbirlerin hayata geçirilmesi olduğuna işaret etti. Bakanlığının buna yönelik birçok kurumla iş birliğine gittiğini anlatan Öztürk, Bakanlığa bağlı 297 gençlik merkezinde yaklaşık 2 milyon genç üyeye sportif, kültürel ve sanatsal etkinliklerle hizmet verdiklerini; gençlere teknoloji bağımlılığı yerine alternatif bir yaşam sunduklarını kaydetti.

74

HAZİRAN 2019

bağımlılığı konusunda kurum ve kuruluşların bütüncül politikalara ihtiyacı bulunduğuna dikkati çekerek, bu konuda paydaşların bir araya gelerek stratejiler belirlemesi ve güçlü bir mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. BTK İnternet Daire Başkanı Mustafa Küçükali, Kurumun güvenli internet kullanımına yönelik çalışmaları hakkında komisyona bilgi verdi. Komisyon Başkanı Nabi Avcı, Küçükali’nin, vatandaşların, “www.ihbarweb.org.tr” üzerinden internet ortamında karşılaştıkları zararlı içerikleri ve sorunları ihbar edebileceklerini belirtmesi üzerine, “BTK’ye ulaşmak isteyen vatandaş, kendisi bizzat internet kulanıcısı olmayabilir. BTK’nin, kolay

Komisyon Çalışmaları

hafızalarda kalabilecek, anne babaların gerektiğinde başvurabileceği bir Bilgi İhbar Merkezi telefon hattı olmasında büyük fayda var.” diye konuştu. Küçükali, BTK’nin buna yönelik çalışması bulunduğunu, hızlandırabileceklerini söyledi. Avcı, “Bir hafta içerisinde bu numarayı alırsınız. Bir dahaki toplantımızda numaranızı kamuoyuna duyuralım.” ifadelerini kullandı. Küçükali, söz konusu telefon hattının, yazılımsal problemler çözüme kavuşturulduktan sonra kullanıma açılabileceğini söyledi. Ege Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Yüncü, internet bağımlılığının hızla geri dönüşü olmayan bir noktaya ilerlediğini vurguladı. Türkiye’nin bilgisayar ve internet kullanımı bağlamında ürün alıcısı konumunda olduğunu; çocuk ve gençlerin dev şirketlerin birer müşterisi durumunda bulunduğunu söyleyen Yüncü, “Çocuklarımızı müşteri değil, üretici hale getirmemiz gerekiyor.” diye konuştu. İnternet bağımlılılarının, internetten uzak kaldığında madde bağımlılığında olduğu gibi psikolojik ve fizyolojik sorunlar yaşadıklarına işaret eden Yüncü, ailelerin bilgisayarları çocuk bakıcısı konumuna yerleştirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Yüncü, İzmir’de bir grup lise öğrencisi üzerinde yaptıkları bir çalışma sonucunda, gençlerin çok azında ağır derecede internet bağımlılığı bulunduğunu tespit ettiklerini aktardı. İnternet bağımlılığının, başta obezite olmak üzere sırt, boyun ve baş ağrılarına neden olduğunu, öte yandan yeme ve uyku bozuklukları yaratabildiğini belirten Yüncü, öte yandan bazı internet fenomenlerinin, çocukların ve gençlerin sırtından para kazanıp onları sömürebildiklerine ve dikkatli olunması gerektiğine işaret etti.

bu tür bireylerin bellek, görsel-mekansal işleme ve akıl yürütme yetilerinde bozukluk oluşabildiğini anlatan Yüncü, bilgisayarla çok ilgilenildiğinde bunamaya benzer durumların ortaya çıkabildiğini de ifade etti. Zeki Yüncü, “Ailelerin internet kullanımı konusunda denetleme yapması gerekiyor. Öyle restoranlar var ki ailelere yemek, çocuklara tablet sunuyor. Bunların yasaklanması gerekiyor.” diye konuştu.

Bilişim Teknolojileri Bağımlılığının Etkilerinin İncelenerek Olası Zararlarının Önlenmesi, Bu Teknolojilerin Kontrollü Kullanımının Sağlanması için Yapılması Gerekenlerin Saptanması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu toplandı. 19 Haziran 2019 Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu Başkanvekili ve AK PARTİ Konya Milletvekili Ahmet Sorgun başkanlığında toplanan Meclis Araştırması Komisyonuna bir sunum yapan Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkan Yardımcısı Kerim Altıay, teknolojinin büyük bir hızla gelişmesiyle ile siber dünyanın hayatımıza çok daha fazla etki ettiğini, internetin yaşamın en kritik noktalarında yer alarak, vazgeçilmez bir hale geldiğini söyledi. Altıay, kötü niyetli kişilerin düne kadar siber saldırıların başını çektiğini artık büyük ülkelerin siber ordularının

Yüncü, terör saldırılarına yönelik videoların gençler ve çocukların terör örgütlerine katılmalarına neden olabildiğini de vurguladı. Ergen beyninin, internet bağımlılığından çok etkilendiğini;

75

Komisyon Çalışmaları

daha büyük önem kazanmaya ve dünya genelinde ciddi bir siber savaş durumuna geçildiğini belirtti. Bilişim teknolojilerinin çok hızlı kullanımıyla söz konusu suçların yaş ortalamalarının da her geçen gün daha da düştüğünü dile getiren Altıay, bazı bilişim suçlarına dikkati çekti. Altıay, Türkiye’de, nüfusun yüzde 72’sini oluşturan 59 milyon internet kullanıcısı, nüfusun yüzde 63’ünü oluşturan 52 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı ve nüfusun yüzde 53’ünü oluşturan 44 milyon aktif mobil ve sosyal medya kullanıcısının olduğunu söyledi. Teknoloji bağımlılığı kapsamında çocuklar ve gençlerin önemli bir risk grubu oluşturduğunu dile getiren Altıay, küçük yaştaki çocukların, ailelerinin denetimi olmadan internet üzerinde gezinmemesi ve çevrimiçi platformlarda diğer kullanıcılarla etkileşimde bulunmaması konusunda dikkatli olunması gerektiğini kaydetti. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan siber farkındalık faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Altıay, bu kapsamda 354 bin 254 katılımcıya seminer verildiğini ve 482 bin 226 broşür dağıtıldığını söyledi. Türkiye’nin, sosyal medya ve akıllı telefon kullanımında dünyada ilk beş ülke arasında yer aldığını belirten Altıay, bunun, yoğun kullanım ile problemli ve patolojik bir tüketimi de beraberinde getiriyor. Altıay, “Bağımlılıkla mücadele kadar önemli olan, bağımlılığın oluşturduğu riskleri azaltmak ve internetin sağladığı fırsatları arttırmak için güvenli internet kullanımı konusunda toplumsal bilinç ve toplum genelinde ortak bir yaklaşım oluşturulması son derece önemlidir. Bilişim suçlarıyla mücadele için bu alanda belirtilen tehditler ve riskler önderliğinde güvenlik stratejisinin geliştirilmesi ve uygulamaya konulması önem arz etmektedir.” diye konuştu. Tehditlere karşı internetin bilinçli, güvenli ve etkin kullanımı konusunda en uzun ve kalıcı önlemin bilinçlendirme seminerleri olduğuna işaret eden Altıay, şunları kaydetti: “Kullanıcılar, bilinçsel teknolojiler üzerinde açık veya örtülü olarak karşılaştıkları risklere karşılık bilinçlendirilmeli, kamu spotlarıyla yaygın suç işleme yöntemleri konusunda uyarılarda bulunulmalı ve farkındalık oluşturulmalıdır. İnternetin güvenli kullanımı özellikle çocuklar ve gençler için öncelikli

76

HAZİRAN 2019

bir ihtiyaç olduğundan rehber konumunda bulunan eğiticiler ve ailelere yönelik bilişim suçları ve koruma yöntemleriyle ilgili bilinçlendirme seminerleri, kamu spotları, tanıtım videoları ve radyo programları büyük önem arz etmektedir.” Sosyal ağlarda paylaşılan kişisel bilgilerin, kişisel bilgi güvenliği açısından bazı riskleri de ortaya çıkardığını vurgulayan Altıay, “Türkiye’deki çocukların yüzde 46’sı sosyal ağlarda kişisel bilgilerini korumaya yönelik kuralları bilmemekte ve bunun sonucu olarak gönderilerini, profil fotoğraflarını ve doğum tarihlerini herkesle paylaşmaktadırlar. Çocuklar, reklam ya da hediye amacıyla isim, adres ve telefon numarası gibi bilgileri paylaşarak hem kendilerine hem de yakınlarını tehlikeye sokabilmektedirler. Ayrıca sosyal ağlar, çocuklar arasında siber zorbalığa da yol açabilecek bir potansiyele sahiptir. Bu tür ortamlarda özellikle teknoloji okuryazarlığı az olan çocukların siber zorbalığa daha çok maruz kaldığı görülmektedir.” diye konuştu. Altıay, güvenli internet kullanımında yaşanan problemlerden birisinin de çocukların internette yaşadığı problemleri utandıkları, korktukları veya yetişkinlerin internet kullanımını engelleyeceği düşüncesi ile genellikle başkalarıyla paylaşmaktan çekinmesi olduğunu aktardı. Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın çalışmalarına ilişkin komisyon üyelerine bilgi veren Altıay, milletvekillerinin, mücadele kapsamında kanunlarda yaşanan zorlukların olup olmadığına ilişkin sorusunu bilişim sistemleri yönüyle yaşadıkları birtakım yasal sıkıntılarının mevcut olduğu, yeni çıkan suç çeşitlerinin ise yasalarda mevcut olmayabildiği şeklinde yanıtladı. Altıay, “Bilişim sistemlerine girerek verilerin, kanunsuz ve illegal yollardan elde edilmesi sadece genel cezalara tabi oluyor. Her kurumun kendi mahremiyeti özeldir ama devlet kurumlarının, belli kurumların mahremiyetleri daha özel. Black hacker dediğimiz kötü niyetli hackerlerin çalmış oldukları verilerin bize geri dönüşümü çok ağır oluyor. Bunların cezalarının ağırlaştırılması önem arz ediyor. Bunlara ilişkin yeni bir düzenleme bizim elimizi çok güçlendirecek.” ifadesini kullandı. Bilişim sistemlerine girerek verilerin, kanunsuz ve illegal yollardan elde edilmesinin sadece genel cezalara

Komisyon Çalışmaları

tabi olduğunu belirten Altıay, Black hacker şeklinde ifade edilen kötü niyetli hackerlerin çalmış oldukları verilerin geri dönüşünün ağır olduğunu ve cezalarının ağırlaştırılmasının önem arz ettiğini ifade etti. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Cengiz Şahin ise internet bağımlılığına dikkati çekerek, teknoloji bağımlılığının nedenlerini ve bağımlılığın olumsuz sonuçlarını anlattı. Bilişim teknolojileri bağımlılığına yönelik çözüm önerilerini paylaşan Şahin, toplumsal farkındalık oluşturulabileceğini, Türkiye’deki teknoloji bağımlılığını ortaya çıkarabilecek geniş çaplı araştırma yapılabileceğini ve teknoloji okuryazarlığının yaygınlaştırılarak, okullar dışında anne-babalara da eğitimler verilebileceğini söyledi. Düzce Üniversitesi Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dilek Demirezen, bağımlılıklarla mücadeleye ilişkin “Düzce modeli” olarak tanımladıkları çalışmalara ilişkin komisyon üyelerine bilgi verdi. Yaptıkları uygulamaları mutlaka ölçtüklerini belirten Demirezen, Düzce’de 200 ilköğretim okulunun olduğunu ve bunların 81’inde “zeka oyunları sınıfının” bulunduğunu kaydetti. Okullarda “zeka oyunları” oldukça oyun bağımlılıklarının düşeceğini öngördüklerini ve bunun için bir araştırma yaptıklarını dile getiren Demirezen, “Zeka sınıfı olan okullarda eğitim gören öğrencilerin zeka sınıfı olmayan okullardaki öğrencilere göre online oyun bağımlılığı puanları daha düşük çıkmıştı ve iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı.” ifadesini kullandı.

Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu, AK PARTİ Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı başkanlığında toplandı. 26 Haziran 2019 Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu üyelerine bilgi veren Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknolojisi Hukuku Enstitüsünden Dr. Leyla Keser Berber, “bağımlılık mı aşırı kullanım mı?” ayırımında, aşırı kullanım kavramını tercih ettiğini söyledi.

Aşırı kullanım kriterlerinin ortaya konulması gerektiğini ifade eden Berber, bilgisayar başında geçirilen saat üzerinden mi yoksa tüketilen içerik üzerinden mi bu kriterlerin belirleneceği konusunun önemine dikkati çekti. Bilişim teknolojilerini aşırı kullanan kitle olduğunun altını çizen Berber, terminolojik olarak “bağımlılık” kavramını kullanmayı reddettiğini söyledi. Berber, bu hastalığın semptomlarını yazanların, kendi yaş grubundakiler olduğuna işaret ederek, “Bu komisyona oyun oynayan çocukları çağıralım, kendi bakış açılarını anlatsın. Biz kendi bakış açımızla, yetiştiğimiz döneme göre konuşuyoruz. Onlar başka kuşak, çocukların da buraya gelip, onların da görüşlerinin alınmasını isterim.” önerisinde bulundu. Berber, çocukların oyunlardan çok şey öğrendiğini, dünyada Türkiye’yi bir yere taşıyacak eğitilmiş kaynağa ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, bazı oyunların içine siber güvenliğin önemi, kodlama konularının gömüldüğünü anımsattı. Berber, bütün bunlara “bağımlılık” denildiğinde, bu faydanın bir yana bırakılıp, hasta olarak kabul edilip, tedavi edileceğini söyledi. Berber, aşırı kullanım alanlarının, internet, özellikle çoklu kullanıcılarla oynanan oyunlar ve online kumar siteleri olduğunu belirtti. Dünyada mücadelenin yavaş yavaş online platformlar üzerine kaydığını, bunun AB’nin önemsediği konulardan biri olduğunu vurgulayan Berber, online platformların sorumluluğunun tartışıldığı, sorumluluk rejiminin belirlendiği düzenlemenin önemli olduğunu vurguladı. Berber, doğrudan internet aktörleriyle, online platformlarla iş birliği yapılmasını isteyerek, kötüye kullanım, istismar durumunda etkin iş birliği çerçevesinde uyarı sistemleri için destek istenmesinin önemine işaret etti. AB’nin başlattığı, ABD’ye doğru yayılan insan haklarına saygılı ürün ve hizmetlerin teşviğinin, hatta zorunlu kılınmasının gündemde olduğunu anlatan Berber, geliştirilecek oyunlarda kişisel verilerin mahremiyetine saygılı olunması gerektiğini dile getirdi. Berber, Las Vegas’ta kumarhanelerin yazılımının, oraya bağımlı kılmak şeklinde tasarlandığını söyledi. Berber, özellikle çocuğun kullanımı için bir oyun tasarlanırken, sağlığını tehdit altına almayacak süre

77

Komisyon Çalışmaları

boyunca tutulması, kabul edilebilir kullanım kavramını, doğrudan bu ürünleri sunan platformlardan istenmesini, bu nitelikleri taşımayan, insan haklarına saygılı olmayan ürünün sitelerinde barındırmaması, aplikasyona izin verilmemesi taleplerinde bulunabileceğini anlattı. Berber, bunların karşılıklı iş birliği ile yapılacak konular olduğunu kaydetti. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dernekleri Federasyonundan Dr. Gazi Alataş, Türkiye’de bağımlılıkla ilgilenen, 28 ilde 40 kadar üye dernekle Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eden Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun oluşturulduğunu bildirdi. Alataş, Yeşilayın yapısı ve faaliyetlerinin ulaşamadığı noktalarda yerel sivil toplum örgütlerinin olması gerektiğini belirtti. Bağımlılığın 9 kriteri bulunduğunu, 5’ine sahip olanlara bağımlı denildiğini, bu kriterleri kullanırken zorlandıkları şeyler bulunduğuna dikkati çeken Alataş, dijital ya da internet bağımlılığının bu kriterlerle açıklanmaya çalışılsa da yakın zamanda mutlaka değişeceğini ifade etti. Alataş, sigara, eroin ya da diğer bağımlılıklarda zararın net şekilde ortaya konulduğunu, ancak internet bağımlılığında bunun yasaklanamaz ve önlenemez bir şey olduğunu dile getirdi. Alataş, dijital bağımlılıkla mücadelede, diğer bağımlılıklarla yaklaşımdan farklı bir tedavi, rehabilitasyon, farklı çözüm yoluna gitmek gerektiğini belirtti. Dijital bağımlılıkla ilgili konuşurken bile dijital mekanizmaları kullandıklarını, komisyona sunumunu bilgisayarla yaptığını ifade eden Alataş, “Bu kadar içine girdiğimiz bir şeyi, diğer bağımlılıklar gibi ele almakla sonuca varılamaz. Daha farklı bir çözüm yolu düşünmek gerekir.” dedi. Alataş, kamu olarak bir taraftan da teşvik ettiklerini, en iyi kod yazılım kursu düzenlendiğini, öğrencilere İpad dağıtıldığını, okullarda ders verildiğini anımsatarak, bunun, mücadelenin zor bir alan olduğunu söyledi. Farkındalık oluşturmanın, ailelere bilgi vermenin önemine işaret eden Alataş, Millî Eğitim Bakanlığına çok büyük işler düştüğünün altını çizdi. Alataş, sivil toplum kuruluşları eliyle bir kültürel dönüşümü başlatmaları gerektiğini bildirdi. Dijital dünyanın saldırı ya da gelişmesini, “kanser hücresi” ne benzeten Alataş, “Kimse karşı koyamaz, mutlaka

78

HAZİRAN 2019

artarak gelişecek. Robotlar yaygınlaşınca belki de bundan 20-30 yıl sonra birileri, bu toplantıyı, kaygılarımızı komik bile bulabilir. Televizyonun olmadığı bir hayatı yaşadım şimdiki çocuklara ‘televizyon, telefon bile yoktu’ dediğimizde hiçbir şey kafasında canlanmıyor, komik bir şeyden bahsediliyor gibi. Bundan 20-30 yıl sonra da aynı şey yaşanabilir.” diye konuştu. Futbol, basketbolu internette değil, sahaya inerek oynamak gerektiğini kaydeden Alataş, savaşı tersten vermek gerektiğini, internetin zapt ettiği alanlardan geri alanlar kazanmaya yönelik bir şeyler yapmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu Başkanı AK PARTİ Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı, komisyon çalışmalarına ilişkin yaptığı bilgilendirmede uzmanların, akademisyenlerin, bürokratların, sivil toplum örgütlerinin ardından konunun muhatabı olan “teknoloji bağımlısı” çocukların ve gençlerin de dinleneceğini açıkladı. 27 Haziran 2019 Bilişim teknolojileri bağımlılığının zararlarının önlenmesi, bu teknolojilerin kontrollü kullanımının sağlanması için gerekli önlemlerin alınması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun Başkanı AK PARTİ Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı, komisyon çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bağımlılıkla mücadele alanında kamu ve özel sektörde yapılan çok güzel çalışmalar olduğunu işaret eden Avcı, ancak başka paydaşlar tarafından bilinmediğini belirtti. Avcı, “Çok güzel işler yapıyorlar ama birbirlerinin yaptıklarından haberdar değil. Bu tekerrüre yol açıyor. Bu da kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesini zorlaştırıyor.” dedi. Avcı, komisyonun en büyük katkılarının, gerek kamunun gerek sivil toplumun yaptığı çalışmaların birbiriyle irtibatlandırılması ve bu birliktelikten sinerji üretilmesi olacağını dile getirdi. Avcı, medyanın bu konulara yakın ilgi göstermesinin bu sinerjinin doğmasında çok önemli bir rol oynayacağını söyledi.

Komisyon Çalışmaları

Avcı, komisyonun azami sayıda uzman ve yetkiliyi dinledikten sonra bağımlılıkla mücadele alanının alt başlıklarını, belli sorun alanlarının yüz yüze tartışılmasını sağlamak amacıyla çalıştaylar düzenleyeceklerini bildirdi. Nabi Avcı, verimli sayıda katılımcıyla çalışma grupları oluşturacaklarını ifade ederek, «Orada aynı konuda farklı çalışmalar yapan veya farklı düşünen uzmanların tartışmalarını, olabildiğince görüş alışverişinde bulunmalarını sağlayacağız. Sonra nihai raporumuzu yazacağız.” dedi. Komisyona gençlerin, çocukların, hedef kitlenin mutlaka katılması gerektiğini söyleyen Avcı, bakanlığı döneminde Millî Eğitim Bakanlığında ders kitaplarının hazırlanması süreciyle Talim Terbiye Kurulundan ilk brifingi aldığında, “Ders kitabı hazırlıyoruz, kimlerle konuşuyoruz; öğretmenlerle, konunun uzmanlarıyla konuşuyoruz peki okuyacak çocuklar nerede? Bu

kitapların hedef kitlesi çocuklar, gençler nerede?” dediğini, bunun o zamana kadar düşünülmediğini gördüğünü anlattı. Avcı, şunları kaydetti: “Biz burada birbirimizi dinleyeceğiz ama asıl konunun muhatabı olan, asıl bizim derdimiz olan çocukları, gençleri dinlememiz gerekir. Çocukların ve gençlerin mahremiyetine, özel hayatına müdahale anlamına gelecek durumlara yol açmamak için, onları nasıl dinleyeceğimizi de yine uzmanlara danışarak kararlaştıracağız. Belli konularda konuşurken insanlar kimliklerinin bilinmesini istemezler, o kimlikle tanınmak istemezler veya hem kendileri hem aileleri bakımından bu sıkıntı olabilir. Özlük haklarına, temel haklarına riayet ederek hangi ortamda, nasıl dinlememiz gerektiğini uzmanlarla konuştuktan sonra onları da dinleyeceğiz.”

TIBBİ VE AROMATİK BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİNİN KORUNMASI ARAŞTIRMA KOMİSYONU TOPLANDI 12 Haziran 2019 Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunmasında, Bunların Üretiminde ve Pazarlanmasında Karşılaşılan Sorunlar ile Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, öğretim üyelerinden bilgi aldı. 12 Haziran 2019 AK PARTİ Antalya Milletvekili İbrahim Aydın başkanlığında toplanan Meclis Araştırması Komisyonuna bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Kırmızıbekmez, komisyona yaptığı sunumda, bitkilerin tedavide kullanımının insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya nüfusunun, özellikle gelişmekte olan ülkelerin yüzde 80'inin hastalıkların tedavisi ya da hastalıklardan

korunmak için tıbbi bitkileri kullandığını ifade eden Kırmızıbekmez, şu şekilde konuştu: "Yeryüzünde bilimsel olarak sınıflandırılmış 300 bin bitki türü bulunmakta ve bunun 10 bini tedavide kullanılmaktadır. Bugün reçete edilen ilaçların yüzde 40'ının doğal kökenli ilaçlar olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye bitki örtüsüne bakıldığında yaklaşık 11 bin bitki türü doğal olarak yetişmektedir. Bu rakamın önemini vurgulamak açısından tüm kıta Avrupa'daki bitki sayısına baktığımızda rakamın aynı olduğunu söyleyebiliriz. Bu bitkilerden yüzde 30'u sadece Türkiye'de yetişen bitkiler. Bunun dışında Türkiye birçok bitkinin gen merkezini oluşturmaktadır. Bunun nedeni ise Türkiye'nin 3 fitocoğrafik kuşağın kesiştiği noktada bulunmasıdır." Tıbbi bitkilerin kültürünün alınmasının önemine de değinen Kırmızıbekmez, Türkiye'de oldukça az tıbbi ve aromatik bitki kültürünün yapıldığını kaydetti. Türkiye'de iç ve dış ticareti yapılan bitki türünün yaklaşık 350 olduğunun belirtildiğini ve 139'unun ihracatının yapıldığını anlatan Kırmızıbekmez, "Bu sayının da yaklaşık 40'ının kültürünün yapıldığını

79

Komisyon Çalışmaları

biliyoruz. Sürdürülebilir, kaliteli ve standardize drog elde etmek için tıbbi bitkilerin ıslah edilmesi ve kültürünün alınması oldukça önemlidir." dedi. Türkiye florasında kültürü yapılabilecek bitkilerin başında meyan, tavşanmemesi, sarı kantaron, oğul otu/melisa, hakiki lavanta, kedi otu, misk ada çayının geldiğini ifade eden Kırmızıbekmez, Türkiye'de kültür denemelerinin yapıldığını ancak ihtiyacı karşılayacak nitelikte bir çalışma olmadığını aktardı. Kaliteli ürün elde etmek için hasat sonrasında kurutma ve depolamanın önemli olduğunu anlatan Kırmızıbekmez, "Bitkilerin hak etmediği bilgi kirliliğinden kurtarılması gerekiyor. Dünya çapında 150 milyar dolarlık bir pazarın olduğunu biliyoruz. Türkiye tıbbi ve aromatik bitki ihracatından 180 milyon dolar elde ediyor. Türkiye tıbbi ve aromatik bitki ihracatında 15. sırada yer alırken ithalatında 39. sırada yer almaktadır. Dünyada tıbbi ve aromatik bitki ihracatında bir artış olurken Türkiye'de yatay bir seyir devam ediyor." diye konuştu. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada da Türkiye'nin, dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip ülkelerin başında yer aldığını belirterek bu ürünlere ekonomik değer kazandırmanın önemine işaret etti. Yeşilada, şu bilgileri verdi: "Dünya tıbbi bitki pazarında, Türkiye'nin payı 0.57 ile son derece düşüktür. Türkiye'de 11 bin bitki taksonu var ve bunun üçte biri ülkemize has, yani endemik. Dünyada en zengin bitki örtüsü bölgenin yüzölçümüne göre Cape'de (Ümit Burnu) yer alırken ikinci ülke Türkiye. Elimizde bir altın tutuyoruz ama değerini bilmiyoruz. Bu zengin bitki örtüsü ile ham bitki materyali satabiliriz. Osmanlı İmparatorluğu, sınırlarının genişlemesiyle üç kıtada 600 yıl hüküm sürmüş. Zengin bir tarih, zengin

80

HAZİRAN 2019

bir kültürümüz var demektir. Zengin bitki örtüsü, zengin tarih ve zengin kültüre sahibiz ama bunu değerlendiremiyoruz. Biz öğrencilere kızılçamdan reçine elde ediliyor diye ders anlatıyorduk, öğrendim ki 1980'den beri reçine elde edilmiyormuş. Her şeye sahibiz ama elimizde hiçbir şey yok. Dünyadaki tek sığla ormanı bizde ama biz sığla yağı satamıyoruz, üretemiyoruz. 1950'lerde 6 bin hektarken günümüzde sadece bin hektar sığla ormanı kalmış. Yaptığımız çalışmalara göre, yara iyileştirici, antiseptik ve parfümeride fiksatör. Bir firma parfümeride sığla yağının kullanılmadığını çünkü alerjenik olduğunu söyledi. Tarihe baktığımızda uyduruk bir deneyle bunu alerjik bulmuşlar. Biz çalıştık tam tersine antimutajenik. Bizim çalışmamıza göre alerjik bir bulgu kesinlikle yok." Yeşilada, Türkiye'de bulunan birçok bitkinin değerinin bilinmediğini, kaliteli ürün yetiştirme ve pazarlama çalışmalarıyla bitkilere yeniden değer kazandırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Ticaret Bakanlığı yetkilileri ve bazı ilaç firması yetkilileri de çalışmalarına ilişkin bilgilendirmede bulundu.

Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunması Komisyonu Başkanı İbrahim Aydın ve beraberindeki heyet, Çorum'da Dodurga ilçesinde kurulan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Vadisi'nde incelemelerde bulundu. 14 Haziran 2019

Komisyon Çalışmaları

Tıbbi Aromatik Bitkiler Komisyonu Başkanı İbrahim Aydın, Çorum'un Dodurga ilçesinde kurulan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Vadisi'ni incelemek üzere geldiği Çorum'da, Vali Mustafa Çiftçi'yi makamında ziyaret etti. Ziyarette bazı açıklamalarda bulunan Aydın, TBMM bünyesinde geçen yıl kasım ayında Tıbbi Aromatik Bitkiler Komisyonu kurulduğunu söyledi. Komisyonun ilk olarak konunun taraflarıyla görüşmeler yapmaya başladığını belirten Aydın, "Bugüne kadar toplantılar yaptık. Bakanlıklardan, genel müdürlüklerden yetkilileri dinledik. Ardından üniversitelerden hocalarımız geldi, özel sektörden bu işle ilgilenenleri dinledik. 25'in üzerinde dinlememiz oldu. Toplantılardan sonra çalışmaları arazide de görelim istedik. Saha incelemelerimize Çorum'dan başlıyoruz." diye konuştu.

Türkiye'de yetiştirilen tıbbi ve aromatik bitkilerin ticaretine yönelik istişarelerde bulunmak üzere Çin'den Türkiye'ye gelen iş insanları heyeti, TBMM'ye çalışma Türkiye'nin tıbbi aromatik bitki konusunda çok zengin ziyaretinde bulundu. bir coğrafyaya sahip olduğunu vurgulayan Aydın, 3 17 Haziran 2019 bin 600'ü endemik olmak üzere Anadolu'nun 12 binin üzerinde bitki çeşitliliği bulunduğuna dikkati çekti.

Tıbbi aromatik bitki sektörünün, dünyadaki hacminin 115 milyar dolar olduğuna işaret eden Aydın, "Ülkemizde ise henüz milyon dolarlar seviyesinde ancak hedef koyduk. Tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğinde 700 800 milyon dolar civarında kapasitemiz var. Bu yıl 1 milyar doları geçmek istiyoruz. 2023 hedefimiz ise 5 milyar dolar gelir sağlamak. Tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği, insanımızın kalkınması açısından çok önemli. Kadın girişimcilere ya da çalışanlara öncelik vermek gibi bir önceliğimiz var." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin son yıllarda tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğinde önemli bir atak yaptığını gözlemlediklerini dile getiren Aydın, "Ülkemiz çok zengin. Biz de konuya yoğunlaştık. İnşallah komisyonumuzun hazırlayacağı raporla sektörün önündeki darboğazları aşacağız. Özellikle Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu döneminde toplantılar, çalıştaylar yapılmış. Üniversitelerde de ana bilim dalları açılmaya başlanmış." değerlendirmesinde bulundu. Aydın, daha sonra Vali Çiftçi ve komisyon üyeleri ile Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile İl Özel İdaresi iş birliğinde Dodurga ilçesine kurulan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Vadisi'ni gezdi.

TBMM'ye çalışma ziyaretinde bulunan Çin heyetine, Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunmasında, Bunların Üretiminde ve Pazarlanmasında Karşılaşılan Sorunlar ile Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunda Türkiye'deki tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğine yönelik bilgilendirme yapıldı. Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunması Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, görüşmede yaptığı konuşmada, tıbbi ve aromatik bitkilerin Türkiye'de çok önemsendiğini ve son zamanlarda bu konuya ayrı bir değer verildiğini belirtti. Mecliste de bu konuya önem gösterildiğini ve parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerin ortak önerisiyle araştırma komisyonunun kurulduğunu anlatan Aydın, şöyle devam etti: "Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalarda, bu komisyon çalışmalarında özellikle Türkiye - Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği Başkanı İhsan Beşer ile görüşmemizde, Çin'den tıbbi ve aromatik bitkilerin ticaretine yönelik istişarelerde bulunmak üzere bir heyetin geleceğini duyduğumuzda heyecanlandık. Türkiye, biyolojik çeşitlilik bakımından çok zengin bir ülke. Türkiye'de 3 bin 600 endemik tür bulunuyor. Son yıllarda endemik türlerin ve bitki çeşitliliğinin korunması, yetiştirilmesi ve ticaretiyle ilgili güzel

81

Komisyon Çalışmaları

çalışmalarımız var. Ülkemizdeki bitki çeşitliliğinin korunması, yetiştirilmesi, insanların kullanımına sunulması ve ticaretinin gelişeceğini ümit ediyorum." Türkiye - Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği Başkanı İhsan Beşer, Türkiye ile Çin arasında tıbbi aromatik bitkiler konusunda ciddi bir ticaretin bulunduğunu ifade etti. Çin'den gelen iş insanları heyetinin Türkiye'ye 4 günlük bir çalışma ziyareti gerçekleştireceğini aktaran Beşer, "Bu sürenin sonunda Çin heyeti, Türkiye'deki tıbbi aromatik bitkiler konusunda hem geniş bilgi sahibi olacak hem de dünya piyasasındaki ürünlerden daha kaliteli ve uygun fiyatta ürün bulabileceklerini görecekler. Hepimiz bu ticaretten hem ülke olarak hem de ticaret mensupları olarak mutlu olacağız." diye konuştu. Çin heyeti adına konuşan Rong Weidong, komisyonu ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek tıbbi ve aromatik bitkiler üzerine böyle bir çalışmanın yapılmasından memnuniyet duyduklarını belirtti. Türkiye ziyaretine 36 şirketten 45 temsilciyle katıldıklarını belirten Weidong, bu heyet içerisindeki 20 şirketin tıbbi ve aromatik bitkiler, 16 firmanın da özellikle baharat alanında çalıştığını anlattı. Komisyon ile iş birliği yapabileceklerini söyleyen Weidong, ayrıca ziyaret sonrasında Türkiye ile başarılı bir ticaret yapabileceklerine inandıklarını kaydetti. Komisyonda ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığı Tıbbi Aromatik ve Boya Bitkileri Birimi Sorumlusu Reyhan Bahtiyarca Bağdat bir sunum yaptı ve Çinli iş insanlarının sorularını yanıtladı. Heyet daha sonra Genel Kurul Salonu ile 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bombalanan ve tahrip olan Meclis Ana Binası'ndaki alanları gezdi. Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunması Araştırma Komisyonu, kurum yetkilileri ile öğretim üyelerinden bilgi aldı.

Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunması Araştırma Komisyonu, kurum yetkilileri ile öğretim üyelerinden bilgi aldı. 19 - 26 Haziran 2019 82

HAZİRAN 2019

AK PARTİ Antalya Milletvekili İbrahim Aydın başkanlığında yapılan ve komisyonun 19 Haziran’da düzenlenen toplantısında Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tıbbi Bitkiler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yüksel Kan, komisyonda yaptığı sunumda, tıbbi bitkilerin bugüne kadar tali konular olarak görüldüğünü ancak bu bitkilerin gıdadan sağlığa kadar birçok konuyla ilişkisinin bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin, dünyadaki 150 milyar dolarlık tıbbi ve aromatik bitki ticaretinde 500 milyon dolarlık paya sahip olduğunu belirten Kan, "Sürdürülebilirlik için kaliteli kaynak, kaliteli üretim, kaliteli kullanıcı ve kaliteli kazanç olacak. Bu dört esası oturtamazsanız hangi konuda olursa olsun sürdürülür olmanız mümkün değil." diye konuştu. Tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliği bakımından büyük zenginliğe sahip olan Türkiye'nin birçok değerinin farkında olmadığına dikkati çeken Kan, Avrupa ülkelerinden 100'ün üzerinde tıbbi bitkiden elde edilen ürün ithal edildiğini dile getirdi. Söz konusu ürünlerin ciddi bir pazar payı olduğunu vurgulayan Kan, "İlaç ham maddesi olarak dışa bağımlıyız. Katma değer bakımından yurt dışına sattığımız ürünlerin ortalama ihracat fiyatı 5 - 6 dolar iken ithal ettiğimiz ürün ortalaması 15 - 20 dolar ya da avro. Bizim üretip sattığımız ürünlerde katma değer sorunumuz var." değerlendirmesinde bulundu. Anadolu'nun her karışının bir hazineye sahip olduğunu belirten Kan, bitki çeşitliliğinin Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu kaydetti. Tıbbi ve aromatik bitki sektöründe "doğru bitki", "doğru üretim", "doğru tüketim", "doğru tanıtım" ve "doğru pazarlama" olarak sıraladığı 5D kuralının oluşturulması gerektiğini aktaran Kan, şöyle devam etti: "Eğer tohumunuz varsa varsınız, yoksa yoksunuz. Biz üniversite olarak ticari değeri yüksek bitkilerin üretim uygulama çiftliğini kurduk. Çalışmalarımızda ilgili alanların uzmanları yer almaktadır. Endemik bitkilerin nitelikli tohumlarını burada görmeniz mümkün. Endemik bitkilerin kaçak ticaretinin engellenmesinin tek yolu üretime kazandırılmasından geçiyor. Bunun için her ilimize marka olabilecek en doğru bitkiyi yetiştirmek hedefimiz olmalıdır. Endüstriyel yönden hiçbir zayıflığımız yok. Dört duvar arasında ne AR-GE oluyor ne üretim oluyor. Uygulamadan uzak olmamız

Komisyon Çalışmaları

en büyük sorunlarımızdan birisidir. Bu tembellikten kurtulmamız lazım. Acilen tıbbi aromatik bitkiler üst kurulunun kurulması gerekiyor. Bu kurul bağımsız ve denetlenebilir olmalı. İçerisinde çiftçisinden ormancısına, mühendisinden biyoloğuna kadar herkes olmalı. Sürdürülebilirlik, iyi yönetimden geçmektedir." Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Öztaş da sunumunda Ermenek bölgesine ait endemik bitkilerle ilgili çalışmalarını anlattı. Komisyonun 26 Haziran’da düzenlenen toplantısında ise Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlkay Erdoğan Erhan, tıbbi ve aromatik bitkilerden elde edilen bitkisel ilaç ve geleneksel tıbbi bitki üretiminin Sağlık Bakanlığı, gıda takviyelerinin ise Tarım ve Orman Bakanlığının yetki alanlarında bulunduğunu ifade etti. Merdiven altı bitkisel ilaç üretiminin çok yaygın olduğuna dikkati çeken Erhan, bitkisel ilaçta kalitenin, tarladan başlayıp hastaya ulaşıncaya kadar emek isteyen uzun bir sürecin sonucunda ortaya çıktığını dile getirdi. Bu konuda birçok doğrunun bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizen Erhan, şöyle konuştu: "Zengin floramızda yer alan bitkilerin önemli bölümü aktarlarda satılıyor. Önemli sorunlardan birisi doğru bitki türlerinin teşhis edilip buralara ulaşamamasıdır. Aslında bu bitkilerin eczaneler kanalı ile satılması gerekiyor. Örnek verecek olursak papatya bitkisinin onlarca çeşidi bulunuyor. Biz bunların hangisinin toplanıp satıldığını bilemiyoruz. Bu bizim için büyük bir handikap. Fitoterapi'yi çok yanlış anlıyoruz. Fitoterapi alternatif tedavi değildir. Biz fitoterapiyi tedaviye yardımcı ve tamamlayıcı tıp olarak görüyoruz. Sağlık Bakanlığı mevzuatında da tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında tanımlanmaktadır. Fitoterapi, modern tıbba hiçbir aykırılık içermemektedir. Dolayısıyla hekim tarafından uygulanması gereken bir tedavi şeklidir. Aktarları bu konunun dışında tutmamız gerekiyor. Tıbbi ve aromatik bitki konusunda çok iyi denetlenmeleri gerekiyor." Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bitkisel tıbbi ürünler bulunduğunu ancak hekimlerin bunu hastaya reçete edemediğini söyleyen Erhan, "Dünyada 16 bin gıda takviyesi ürün bulunuyor. Türkiye 16 bin ürüne

karşı 130 ürünle yarışmaya çalışıyor. Bu konuda çok daha fazla çalışma yapmamız gerekiyor." dedi. Finansal olarak bakıldığında dünyada 3 sektörün öne çıktığını, bunların silah, ilaç ve kozmetik sektörü olarak sıralandığını belirten Erhan, 10 binden fazla bitki türüne sahip Türkiye'nin kozmetik pazarının çok küçük olduğunu ifade etti. 2017 yılında 265 milyar dolarlık bir kozmetik endüstrisinden bahsedildiğini, bu pazarın her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Erhan, şöyle devam etti: "TÜİK'in 2017 yılı rakamlarına göre 415 milyon dolarlık bir kozmetik ithalatımız var. Ülkenin genel bütçesi düşünüldüğünde büyük bir miktar olmayabilir ama azımsanmayacak bir miktar. Göz makyajı için sadece Almanya'ya 12 milyon dolar ödemişiz. Biz de kozmetik formülasyon üretmek adına 150'den fazla bitki ekstresini taradık. Tarama sonucunda iki mikroemisyon ve iki krem formülasyonu ürettik. Üniversitenin diğer bölümlerinde yürütülen çalışmalar ve alınan güzel sonuçlar da mevcut. Bazı yurt dışı üniversiteleriyle de ortak çalışmalarımız bulunuyor. Onlar bizden daha hevesli. Yaptığımız çalışmaları ve kendimizi küçümsemememiz gerekiyor. Hem tıpta hem kozmetikte kullanılacak formülasyonların belirlenmesi ve çalışmaları ileri götürme noktasında finansman zorluğu yaşıyoruz. Araştırma üniversitesi olarak TÜBİTAK destekli öncelikli proje alamıyoruz. Finansman sorununun yanında araştırma görevlisi sıkıntısı yaşıyoruz. Bitkisel projelerde çok da ehil ekipler çalışmıyor." TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Türkiye'de sanayileşmenin sosyal refahı etkileyecek bir politika olarak belirlendiğini söyledi. Sanayi ürünü ile gayrisafi millî hasılanın birbiri ile örtüşerek ilerlediğini dile getiren Kılıçaslan, "Türkiye sosyal refahı için katma değerini yükseltmek zorundadır. Üretim kategorimiz orta - düşük teknoloji. Bu Çin ve Hindistan'la benzerlik gösteren bir üretim. Türkiye'nin buradan hızla çıkması adına AR-GE yapması gerekiyor. Bin eleman ile Türkiye'nin ARGE'sini yapmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin bitkisel ürün bakımından değerlerini katma değere dönüştürmek istiyoruz. Bunun için her kurum ve kuruluşla ortak çalışmalarımız sürüyor." diye konuştu.

83

Komisyon Çalışmaları

ALS, SMA, MS, DMD VE BENZERİ NADİR HASTALIKLARI ARAŞTIRMA KOMİSYONU TOPLANDI 12 Haziran 2019

Nadir görülen hastalıklarla mücadele eden hastalar, aileleri ve bu konuda farkındalık oluşması için sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gösteren hasta yakınları, TBMM’de kurulan ALS, SMA, MS, DMD ve benzeri nadir hastalıkları araştırma komisyonunda yaşadıkları sorunları anlattı. 12 Haziran 2019 Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS), SMA, Multipl Skleroz (MS) ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile Kesin Tedavisi Bilinmeyen Diğer Hastalıklarda Uygulanan Tedavi ve Bakım Yöntemleri, Bu Hastalıklara Sahip Kişiler ile Yakınlarının Yaşadıkları Sorunların ve Çözümlerinin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK PARTİ Samsun Milletvekili Ahmet Demircan başkanlığında toplandı. Demircan, yaptığı konuşmada, hastalıkları bizzat yaşayandan dinlemenin önemine dikkati çekerek, şu şekilde konuştu:

84

HAZİRAN 2019

“Komisyon olarak, nadir görülen hastalıkların ülkemizde önce bir fotoğrafını çekelim istiyoruz. Ayrıca yaşanan sorunları görelim, bu konuda neler yapmışız, bundan sonra neler yapabiliriz, bunları ortaya koyalım istiyoruz. Bu tür hastalıkların oluşumunu önlemek için alınabilecek tedbirleri geliştirelim, bilimsel çalışmaları destekleyelim, hastalarımızın tedavi, rehabilitasyon noktasında ihtiyaç duyacağı ne varsa karşılamak için gerekli düzenlemeleri yapalım ve mevzuatı geliştirelim istiyoruz.” Komisyonda, nadir görülen hastalıklarla mücadele eden vatandaşlar, aileleri ve bu konuda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri dinlendi. ALS hastası olan ALS-MNH Derneği Başkanı eski Trabzonsporlu futbolcu İsmail Gökçek, özel bir seslendirme cihazıyla komisyonu bilgilendirdi. Gökçek, derneği kurmalarındaki amacın bir ALS kliniği açmak ve orada çalışmalar yapmak olduğunu, TBMM’deki araştırma komisyonunun bu isteklerini yerine getirmede yardımcı olması temennisini dile getirdi.

Komisyon Çalışmaları

İsmail Gökçek, solunum cihazına bağlandıktan ve eve geldikten sonra üç ay boyunca cihazının her sesini ezberlediğini, bu yöntemle iletişim kurabildiğini söyledi. Kendisi gibi yaşayan bir hastanın, hayatta kalmak ve iletişim kurabilmek için bir sürü cihazı yanında götürmesi gerektiğini anlatan Gökçek, tüm bu cihazlar hafif ticari araçlara sığmayacağı için ÖTV ve KDV’den muaf, özel donanımlı minibüsün temin edilmesini anayasal hak olarak gördüklerini ifade etti. Gökçek, hastalığın ciddiyetinin anlaşılması için komisyona geldiklerini anlatarak, şöyle devam etti: “Mutlaka içinizde bizim gibi hastaları, sosyal medyadan, televizyonlardan hatta ziyaret ederek görmüş olanlar vardır. Bu ziyaretlerden sonra üzülmüş olanlar da vardır. Şimdi bulunduğunuz komisyonda üzülmekten başka şeyler yapacağınız bir fırsat geçti. Gözünüzle görmeniz, duymanız, başınıza gelmeden empati yapmanıza vesile olacaktır. Hastalarımızı yaşatmak için aile olmak, sevgi ve sabırla bakmak gerekiyor. Bizim ailelerimiz hastalarınızı yaşatmak için her türlü zorluğa göğüs germeye razılar. Sizlerin alacağı çözüme yönelik kararlar, ailelerin üstünden büyük bir yükün alınmasını sağlamakla kalmayacak, sorunların çözümünden dolayı hayata sıkıca tutunacak ve kendisine olası bir tedavi için zaman kazandıracaktır.

Komisyon, alacağı kararlarla hiç tanımadığı insanları yaşatmak için büyük bir adım atmış olacaktır.” Eşini ALS hastalığı nedeniyle kaybeden Asaf Güneri, bu hastalığı «acz” olarak nitelendirdi. Güneri, bu hastalıkla birlikte hastanın, hasta yakınının ve paranın bittiğini söyledi. Asaf Güneri, komisyonun oluşturulmasında emeği geçen 28. TBMM Başkanı ve AK PARTİ İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’a teşekkür etti. Emekli göz hastalıkları uzmanı ve ALS hastası Alper İhsan Kaya, konuşabilen bir ALS hastası olduğu için hastaların sesi olmayı kabullendiğini, bu uğurda da çalışmalar içerisinde bulunduğunu belirtti. Dünyada 450-500 bin arasında, Türkiye’de ise 6-8 bin arasında ALS hastasının bulunduğuna işaret eden Kaya, söz konusu hastalığa dünyada her 100 bin kişide 2 kişinin yakalandığını, ALS’nin genetik kökenli olduğunu kaydetti. Bu hastalığın ağrısız ilerleyici kas güçsüzlüğüyle başladığını, yaşam desteği verilmezse bir hastanın 3-5 yıl arasında yaşayabildiğini anlatan Kaya, ayrıca hastaların yarısının gece yatakta dönemediğini, çatal bıçak kullanamadığını, konuşarak iletişim kuramadığını dile getirdi.

85

Komisyon Çalışmaları

Hastaların başkasının desteğine ihtiyacının olduğunu söyleyen Kaya, hastalığın tanısının 18 ila 21 ayda konulabildiğine dikkati çekerek nadir görülen hastalıklarla ilgili klinik ve merkezlerin kurulması gerektiğini belirtti. Hastaların tanı, tedavi ve bakım döneminin bulunduğunu dile getirerek, hastaların bakımı üzerinde de durulması gerektiğini ifade etti. Kaya, bakım sürecinde ailelerin psikolojik olarak yaşadığı sürece işaret ederek, sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak bu tür hastalıklarla mücadele eden ailelere destek olunması çağrısında bulundu. Duchenne Kas Hastalığı ile Mücadele Derneğinde DMD hastası Çağlar Özyiğit, özel cihazla ve ailesinden birisinin yardımıyla yaptığı konuşmada, ALS ve DMD hastalarının sorunlarının birebir aynı olduğunu belirtti. Özellikle hastanelerde karşılaştıkları sorunlara değinen Özyiğit, hastanelerde MR, tomografi, röntgen gibi işlemlerde hastaların oldukça zorlandığını anlattı. Komisyonda SMA Hastalığı ile Mücadele Derneği, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği, Neurofibromatosis Derneği yetkilileri de sunumlar yaparak komisyonu bilgilendirdi.

Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS), SMA, Multipl Skleroz (MS) ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile Kesin Tedavisi Bilinmeyen Diğer Hastalıklarda Uygulanan Tedavi ve Bakım Yöntemleri, Bu Hastalıklara Sahip Kişiler ile Yakınlarının Yaşadıkları Sorunların ve Çözümlerinin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplandı. 26 Haziran 2019 AK PARTİ Samsun Milletvekili Ahmet Demircan başkanlığında toplanan komisyonda Türk Tabipleri Birliği (TTB) Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ersin Yarış yaptığı bilgilendirmede Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastaları için geri ödeme kapsamına alınan ilaca ilişkin “1500 civarında olduğu söylenen Tip 1 hastalarında

86

HAZİRAN 2019

ilacın yıllık maliyeti 5 milyar lirayı geçiyor. Sağlık Bakanlığı sonuçları açıklamıyor. Sağ kalım oranlarını, elde edilen sonuçları da bilmiyoruz.” dedi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Hulusi Armağan Yıldırım, toplam 7 bin engelli bireye yatılı bakım hizmeti sunduklarını, öte yandan ev konseptinde hizmet veren 38 Engelsiz Yaşam Merkezi’ni hayata geçirdiklerini söyledi. Yıldırım, “ev tipi sosyal hizmet birimi” olarak tanımlanan Umut Evleri sayesinde engellilerin sosyalleşmesinin arttığına işaret ederek, bu hizmet çeşidini yaygınlaştırmayı hedeflediklerini anlattı. Türkiye genelinde 2006 yılından bu yana açılan 251 Özel Bakım Merkezi’nde 18 bin 722 engelli bireye bakım hizmeti sunduklarını kaydeden Yıldırım, “Aileler, engelli bireyleri Kurum bakımına vermek istemiyor, bakamayacak hale geldiği son raddede engelliyi Kurum bakımına terk ediyor. 2006’dan bu yana evde bakım ücreti ödediğimiz engelli sayısı 515 bini geçti. Bu rakamın yaklaşık 700 bin engelli bireyde duracağını tahmin ediyoruz.” diye konuştu. AK PARTİ Uşak Milletvekili İsmail Güneş, engelli bireylere bakan ailelerin sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmasının doğru olacağını belirterek, “515 bin engellinin ailelerinin kaçının sosyal güvenliğe kayıtlı olmadığının tespit edilmesi gerekiyor. Sosyal Güvenlik Kurumu ile bunu görüşebiliriz.” dedi. AK PARTİ Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ise engelli bireylerin bakımı için ailelere ödenen tutarın artırılması ve sağlık kurullarının engelli raporlarının hastanın durumuna uygun olarak verilmesi gerektiğini söyledi. Komisyon Başkanı Demircan’ın nadir hastalıklar konusunda Bakanlıkta bir birim bulunup bulunmadığı sorusuna karşılık Yıldırım, böyle bir birim bulunmadığını yanıtını verdi. TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yarış, Ar-Ge’ye en çok parayı ilaç sanayinin ayırdığını, ilaç sektörünün, cirosunun yüzde 20’sini Ar-Ge harcamalarına aktardığını kaydetti. Kimyasal bir maddenin ilaç haline gelmesinin en az 10 yılda ve 500 milyon dolar maliyetle gerçekleşebildiğini bildiren Yarış, bu nedenle nadir görülen hastalıkların

Komisyon Çalışmaları

tedavisinde kullanılabilecek bir ilacın, çok yüksek fiyatlarla sunulabildiğine dikkati çekti. Fizyopatolojisi bilinmeyen nadir hastalıklar için ilaç geliştirilmesinin fal açmak gibi olduğunu belirten Yarış, Türkiye’de SMA hastalarına ücretsiz ilaç dağıtıldığını anımsattı. Yarış, “Aracı yerli bir firma, rapor alan hastalara, ilacı hastanelerde elden teslim edip uyguluyor. Başlangıçta Tip 1 kapsama alınmışken, tam yerel seçimlere girerken Tip 2’ler de bu kapsama alındı. İşin sağlık boyutu var ama çok ciddi siyasi boyutu da var. Yüzlerce hastaya ilaç verildi. Sonuçlarını ya da ara sonuçlarını hala bilmiyoruz.” ifadelerini kullandı. Komisyon Başkanı Demircan, Yarış’ın sözleri üzerine “Bunların bilgileri Bakanlıkta var, zaten Bakanlıktaki bir heyetten geçiyor. Bunların paylaşılması gerekiyor.” dedi. Ersin Yarış, uluslararası kaynaklara göre bu ilacın, “kozmetik, gıda ve ilaç sektöründe kullanılan küçük şişe” olarak tanımlanabilen flakon fiyatının 90 bin avro olduğunu belirterek, söz konusu ilacı Türkiye’nin 75 bin avroya satın aldığını duyduklarını, Sağlık Bakanlığının bu konuda firma ile yaptığı sözleşme konusunda bilgi vermediğini savundu. Prof. Dr. Yarış, sözlerini şöyle sürdürdü: “1500 civarında olduğu söylenen Tip 1 hastalarında ilacın yıllık maliyeti 5 milyar lirayı geçiyor. SGK tüm ülke için 2018 yılında ilaç geri ödemesi için 25 milyar lira ayırdı. Sağlık Bakanlığı sonuçları açıklamıyor. Sağ kalım oranlarını, elde edilen sonuçları da bilmiyoruz. Bu ilaç dünyada ruhsat almıştır ancak klinik çalışma yapılması gerekiyordu. Biz adamlara para kazandırarak klinik çalışma yaptık. Bunu geri ödeme kapsamına almış bir tane ülke yok. Bu ilaçlar klinik çalışma bağlamına oturtulsaydı Türkiye bu parayı ödemezdi.”

tabipleri temsil eden bir kurumun, sağlık politikalarına, bu hastalarla ilgili geleceğe yönelik umut vermeniz lazım. Sizleri sanki bir siyasi partinin temsilcisi gibi gördüm.” TTB Merkez Konseyi üyesi Prof. Dr. Gülriz Erişgen de konuşmasında, TTB’nin bu konuları görüşmek için Sağlık Bakanlığı döneminde Ahmet Demircan’dan ve şimdiki bakandan randevu istediğini ancak taleplerinin kabul edilmediğini söyledi. Erişgen, şöyle devam etti: “Bunların hiçbirisi siyaset değildir, alanda çalışan hocaların görüşüdür. Yanlışlar da olabilir. Kimse bir çocuğun bir ilaca ulaşmasının önüne engel koymak için konuşmuyor. Kesin tedavisi olmayan hastalıkta kullanılacak ilacın, ilaç olarak henüz aşamaları tamamlamadığı için çıkacak sonuçlardan bilgilenmek istiyor. Her bilgiyi mahkemelere başvurarak almak zorunda kalmayalım. Sağlık Bakanlığı açıklasın sonuçları. Parası da verilmiş klinik çalışma yapılmış, olumlu sonuçlar alındıysa ‘Bundan sonra devam edilsin.’ desin.” Komisyon Başkanı Demircan, Gülriz Erişgen’in iddiasının doğru olmadığını, Bakanlık yaptığı dönemde TTB heyetiyle görüştüğünü kaydetti. Türk Nöroloji Derneği adına sunum yapan Prof. Dr. Hilmi Uysal, nadir hastalıkların yüzde 50’sinin erişkin yaşlarda görüldüğüne dikkati çekti. Türkiye genelinde bu hastalıklara ilişkin uzman sayısının 76 olduğuna işaret eden Uysal, bu sayının artırılması gerektiğini vurguladı.

AK PARTİ Uşak Milletvekili İsmail Güneş, Yarış’ın eleştirilerini doğru bulmadığını belirterek, şunları kaydetti:

Hastalığın değil, hastanın durumuna göre karar verilmesi gerektiğinin altını çizen Uysal, “Hastalık yoktur, hasta vardır. Yaşamsal cihaz ve araç gereçlerin hastalara sağlanması yaşamsaldır. Nadir hastalıklar için seçilecek politika, palyatif evde yoğun bakımı güçlendirmelidir. Türkiye’de evde bakım hizmeti verilen engelliler için acil eylem planı gerekiyor.” diye konuştu.

“Bu kaynaklar bizim ama hastalar da bizim hastalarımız. Ne kadar para harcadığımıza hiç bakmadık. Olayı siyasi boyut üzerinden dile getirmenizi yadırgadık. İlaçları hekimler yazıyor. Hastalar bir umutla bekliyor. Bu olayı siyasi olarak gündeme getirmenize üzüldüm. İlaç üzerinde haklı olabilirsiniz ayrıca tartışabiliriz ama

Akraba evliliklerinin, bu nadir hastalıkları artırdığını, bu konuda bilinçlendirme çalışmaları yapılması gerektiğini de vurgulayan Uysal, ALS için 1993 yılından bu yana kullanılan ve hastalığın ilerleme sürecini yavaşlattığı konusunda bilgiler bulunan “Riluzole” isimli ilacın bulunamadığını da belirtti.

87

Komisyon Çalışmaları

DOWN SENDROMU, OTİZM VE DİĞER GELİŞİM BOZUKLUKLARININ YAYGINLIĞININ TESPİTİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU TOPLANDI 12 - 13 Haziran 2019

Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozukluklarının Yaygınlığının Tespiti ile İlgili Bireylerin ve Ailelerinin Sorunlarının Çözümü İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, kurum ve sivil toplum kuruluşlarının yetkililerinden bilgi aldı. 12 - 13 Haziran 2019 AK PARTİ Antalya Milletvekili Kemal Çelik başkanlığında yapılan ve komisyonun 12 Haziran’da düzenlenen toplantısında Sağlık Bakanlığı Özellikli Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanı Bilgehan Karadayı yaptığı bilgilendirmede, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporuyla (ÇÖZGER) ilgili güncel taleplerini iletti. Tek bir başvuru ile tek yerden hızlı rapor temin edilmesine yönelik yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini belirten Karadayı, “Birden fazla özel gereksinim mevcudiyetinde aritmetik olmasa da

88

HAZİRAN 2019

engellilik düzeylerinin toplanarak yükseltilebilmesine fırsat tanınmalı. Engellilik puanlaması ile ilgili branş bazlı göreceli değerlendirmelerde optimum kabullere ulaşılmalı. Hafif kısıtlılıklar (atipik otizm, yüksek fonksiyonlu down sendromu vb) durumunda yine de yüksek engellilik puanlaması yapılması mecburiyeti giderilmelidir.” dedi. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığından İnci Yanıkoğlu, Ayakta Tedavide Hekim ve Diş Hekimi Muayenesi Katılım Payı Alınmayacak Kronik Hastalıklar Listesi’nde yer alan down sendromu, serebral palsi, otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite ve diğer gelişimi bozukluklarıyla ilgili hastalıklarda, kişilerin bu hastalıkları ile ilgili uzmanlık dalındaki ayaktan muayenelerinde katılım payı alınmadığını söyledi. Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri arasında yer aldığını anımsatan Yanıkoğlu, bu hastalıklarla ilgili tanı amaçlı yapılan çeşitli laboratuvar tahlilleri ve görüntüleme yöntemleri ile genetik tetkikler (Sitogenetik ve moleküler tetkikler), prenatal genetik tetkiklerin, belirlenen esaslara göre SGK tarafından karşılandığını dile getirdi.

Komisyon Çalışmaları

Türkiye Down Sendromu Derneği Kurucu Başkanı Fulya Ekmen, özel sağlık sigortalarının down sendromlu çocukları sigortalamadığını, tedavilerle ilgili tamamlayıcı destek alamadıklarına dikkati çekti. Bu sorunun çözüme kavuşturulmasını isteyen Ekmen, diş tedavisi konusunun da down sendromlu çocuklar için önemli olduğunu vurguladı. Ekmen, organ nakline ihtiyaç duyan down sendromlu çocukların bekleme listesine alınmadığına ilişkin genel bir kabul olduğunu ifade etti. Komisyon Başkanı Kemal Çelik, down sendromlu çocukların özel sağlık sigortası kapsamına alınabilmesiyle ilgili yetkililerden bilgi talep edilmesine karar verdi. Komisyonun 13 Haziran’da düzenlenen toplantısında ise Uluslararası Down Sendromu Federasyonu (UFD) Başkanı Muhammed Abdullah Tuncay, down sendromlu bireylere ergenlik çağında eğitim verecek uzmanlara ihtiyaç olduğunu söyledi. Tuncay, komisyonda yaptığı sunumda, UFD’nin Türkiye’nin önderliğinde 23 ülkede teşkilatlanmış bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirtti. 2006 yılında çıkarılan Özürlüler Kanunu ile engelliler adına ciddi bir devrim yapıldığını vurgulayan Tuncay, “Down sendromlu bireylerde en büyük sorun, 18 yaşına kadar akademik eğitim alan bireylerin bu yaştan sonra eve dönüşleri ve ergenlik döneminde yaşadığı problemlerdir. Bir annenin, bir babanın

en büyük sorunu bireyin ergenlik döneminde yaşadıklarıdır. Bunlar maalesef bazen medyada hoş olmayan görüntülerle karşımıza çıkmaktadır. Down sendromlu bireylere ergenlik çağında eğitim verecek uzmanlara ihtiyacımız var. 2002 yılında ülkemizde 100 bin down sendromlu birey vardı ve bu çocuklar büyüyorlar. Ayrıca akademik eğitim sonrasında bu çocuklarımızın eve dönmeden, hayatın içinde ‘ben de varım’ı oluşturmanın yollarını aramamız gerekiyor.” şeklinde konuştu. Tohum Otizm Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Aylin Sezgin de Türkiye’de 0-19 yaş arasında otizmli 434 bin çocuğun olduğunu belirterek, “Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre sadece 30 bin çocuğumuzun okullaşabilmiş olduğunu görüyoruz. Otizmin ülkemizde duyulma sıklığı 2015 yılında 29 iken 2017’de yüzde 58’e çıkabildi. Bu da daha toplumun yarısının otizmi duymadığını gösteriyor. Alanda yapılması gereken daha çok iş var.” dedi. Otizmde 0-3 yaş grubunun çocuklar için önemli olduğunu ifade eden Sezgin, çocukların gelişim düzeyini tespit etmek için kullanılan ölçeğin artık yeterli olmadığını dile getirdi. Sezgin, 0-3 yaş arasında otizmli çocuğa haftada 20 saat eğitim verilmesi hâlinde yüzde 50’sinin ileride özel eğitime ihtiyacının kalmadığını vurgulayarak, evde erken hizmet eğitiminin sağlanması gerektiğini kaydetti.

89

Komisyon Çalışmaları

Türkiye Otizm Meclisi Genel Sekreteri Nüvit Uyar ise otizmli çocuk sahibi ailelerin, öldükten sonra çocuklarının kendi başına hayatını idame ettirmesi yönünde kaygılar taşıdığını söyledi. Ailesini kaybetmiş otizmliler için yaşam köylerinin kurulmasının bir çözüm önerisi olduğunu dile getiren Uyar, Antalya’da örneği bulunan merkezden örnek vererek “42 dönüm arazi içerisinde müthiş bir merkez yapıldı, burası farkı diğer engelli grupları da kapsamaktadır. Meclis olarak çalışmalarımızı gönüllülük esasına göre gerçekleştiriyoruz Kar amacı gütmeyen kurumlara eğitimci desteği veriyoruz.” dedi.

Meclis araştırma komisyonunda down sendromlu 26 yaşındaki Dilara Nur Şahin, yaşadığı sorunları ve bunlara yönelik önerilerini anlattı. Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin ve Dernek Genel Koordinatörü Fulya Ekmen ile toplantıya gelen Şahin, dernek tarafından verilen öz savunuculuk eğitiminin çok yararını gördüğünü anlattı. Konuşmasında heyecanlanan Şahin’e, komisyon üyeleri alkışlarıyla, Komisyon Başkanı Çelik de “Rahat ol, seni çok seviyoruz. Milletvekilleri, yemin metnini okurken zorlanabiliyor, bu hepimizde var.” sözleriyle destek verdi.

Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozukluklarının Yaygınlığının Tespiti ile İlgili Bireylerin ve Ailelerinin Sorunlarının Çözümü İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, down sendromlu Dilara Nur Şahin’i dinledi. 20 Haziran 2019

Konuşmasına devam eden Şahin, daha önce down sendromlu olduğu için duyduğu üzüntüyü paylaştı. Ailesinin desteğiyle artık üzülmediğini belirten Şahin, 5 yıldır çalıştığını, çay, kahve hazırladığını, garsonluk yaptığını, işe kendisinin gidip, geldiğini, işini çok sevdiğini, çok mutlu olduğunu, arkadaşlarının bulunduğunu anlattı. Şahin, işe ancak 3 vasıtayla gidip, 3 vasıtayla eve dönebildiğini ifade etti.

AK PARTİ Antalya Milletvekili Kemal Çelik başkanlığında toplanan down sendromu, otizm ve diğer gelişim bozukluklarının yaygınlığının tespiti amacıyla kurulan

Önceden evde canı çok sıkılırken artık sıkılmadığını, şiir, roman okuduğunu ifade eden Şahin, üniversitenin iki yıllık sosyal hizmetler bölümünde olduğunu söyledi. Şahin, ancak kendisinin ve babasının sağlık durumundan dolayı sınavlara giremediğini, evde kendi başına ders çalıştığını vurguladı.

Şahin, bir ablasının, küçük bir yeğeninin bulunduğunu, anne ve babasının emekli olduğunu, evde sadece kendisinin çalıştığını ifade etti. Şahin, daha önce iş yerinde sorunlarının olduğunu, kendisinin çözüm bulmaya çalıştığını anlattı.

Şahin’in, yüzmeyi çok sevdiğini ancak evine yakın gidebileceği bir havuzun olmadığını söylemesi üzerine Çelik, bu konuda belediyelerle temas kurulabileceğini kaydetti. Kendi kararını kendisinin verdiğini, ailesinin de kendisiyle övündüğünü anlatan Şahin’e, Çelik, “Biz de seninle övünüyoruz.” diye karşılık verdi Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin, Dilara ile kendilerinin de gurur duyduklarını belirterek, “Dilara istisna değil, pek çok gencimiz, çocuğumuz var. İmkan tanındığında, eğitim aldığında Dilara gibi kendi hayatlarını kurabilme, çalışma, eğitime devam etme kapasiteleri var. “ dedi.

90

HAZİRAN 2019

Komisyon Çalışmaları

Down Sendromu Derneği Genel Koordinatörü Fulya Ekmen, her bireye aynı çeşitlilikte, sayıda, aynı yerde eğitimin uygun olmadığını, özellikle ileriki yaşlarda bağımsız yaşam, işe yerleştirme eğitimlerinin rehabilitasyon sistemleri içine eklenmesi gerektiğini vurguladı. Okul, hastane, cami, iş yeri gibi toplum olarak bulundukları yerlerde engelli kişilere yönelik, bunun hak temelli bir durum olduğuna yönelik bilgilendirmeler yapılabileceğini ifade eden Ekmen, kreşlerden itibaren tüm eğitim sisteminin kapsayıcı eğitime geçmesiyle, bunun uzun vadeli bir çözüm olabileceğini söyledi. Ekmen, engelli birey destek fonu oluşturabileceğini, alınan vergilerin bir kısmının buraya aktarılabileceğini, aileler öldükten sonra çocuklara bu fondan destek verilebileceğini aktardı. Ekmen, hava yollarının uçağa binmek isteyen down sendromlu gençleri bazen uçağa alıp, bazen almadığını, bu düzenlemenin gözden geçirilmesini istedi. Anne karnında ikili, üçlü ve dörtlü testler yerine erken dönemde yapılabilen ve kesinliği çok yüksek olan NIPT’nin devlet tarafından karşılanmasını öneren Ekmen, down sendromlu kişilerin özel sigorta kapsamına alınmadığına işaret ederek down sendromluların özel sigorta kapsamına alınmasının ya da özel hastanelerde hiç fark ödemeden hizmet almasının sağlanmasını istedi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Sebiha Başaran, Türkiye’de 5 milyon 155 bin 974 engelli yaşadığını, bunun da toplam nüfusun yüzde 6,9’unu oluşturduğunu kaydetti. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’ye yönelik bilgi veren Başaran, sözleşmenin 28 Eylül 2009’da, ek ihtiyari protokolün 26 Mart 2015’te onaylandığını anımsattı. Başaran, sözleşmenin topyekun bir toplumsal dönüşüm hedefleyen, bütüncül bir yol haritası olduğunu ifade ederek, “Bu dönüşümün sağlanması için kamu, sivil toplum kurumları başta olmak üzere tüm tarafların güçlü bir iş birliği kurması, olmazsa olmazdır.” dedi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümden Prof. Dr. Ayşegül

Neşe Çıtak Kurt, serebral palsi (SP) görülme sıklığının Türkiye’de bin canlıdan 4,4 olduğuna dikkati çekti. Risk faktörlerinden yüzde 80’inin doğum öncesi, yüzde 10 doğum sırasında ve yüzde 10 doğum sonrasında görüldüğünü ifade eden Kurt, erken doğum ve düşük doğum ağırlığının en önemli risk faktörü olduğunu kaydetti. Kuadriparaziğin SP’nin en ağır tipi olduğunu dile getiren Kurt, spastik dipleji, unilateral spastik, diskinetik SP hakkında da bilgi verdi. Kurt, SP’nin dört önemli konusu bulunduğunu, üzerinde öngörülebilir risklerin önlenmesi, korunma, riskli durumların saptanması, izlenmesi, erken tanı ve tedavi olduğunu anlattı. Türkiye’de 1996’dan itibaren neonatal resüsitasyon programı uygulandığına değinen Kurt, bu eğitimin uygulanmasından sonra doğum sırasında oluşan risk faktörlerin oldukça azaldığına işaret etti. Gelişim basamaklarında alarm işaretlerinin neler olduğunu sıralayan Kurt, çocuğun 2 ayda yüzüstü pozisyonda başını kaldırması, nesneleri gözle izlemesi, 6. ayda sırtüstü pozisyonda başını kaldırması gerektiğini kaydetti. Kurt, çocuğun 9. ayda oturamaması, 18. ayda yürümemesi ve 3. yaşında basit cümleler kuramamasının birer işaret olduğunu belirterek, “Baş çevresi küçük kalan bebekler, yüksek tonda amaçsız ağlama, 1 yaşından önce aynı el tercihi, başın geriye atılması, ellerin yumruk şeklinde tutulması, oraklama, makaslama, parmak ucunda yürüme, nörolojik muayene bulgularındaki anormallik SP tanısında kıymetli ipuçları.” diye konuştu. Kurt, tedavide fizyoterapi, ilaç tedavileri, cerrahi tedaviler uygulandığını, bunun yanı sıra sosyal ve psikolojik desteğin de önemine dikkati çekerek, SP tedavisinin doğumdan başlayıp, yaşam boyu devam ettiğini, içinde ailenin mutlaka yer alması gerektiğini ifade etti. Aileler SP’li çocuklarının yürüyüp yürüyemeyeceğini merak ettiğini belirten Kurt, motor işlev kaybının derecesinin, SP’nin tipi ve gelişim basamaklarına ulaşmanın bunda belirleyici olduğunu anlattı. Kurt, 2 yaşına kadar desteksiz oturduysa, 9 aya kadar baş kontrolünü sağladığıysa, 30 aya kadar emeklediyse bu bebeklerin yürüme şansının yüksek olduğunu söyledi.

91

Komisyon Çalışmaları

SP’li çocukların erişkin yaşa kadar yaşayabildiklerine işaret eden Kurt, ancak sık akciğer enfeksiyonu, beslenme bozukluğu, boyun kontrolü olmayan hastaların erken kaybedilme ihtimalinin bulunduğunu belirtti.

Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozukluklarının Yaygınlığının Tespiti Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunda kurum ve sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri komisyona bilgi verdi. 26 - 27 Haziran 2019 AK PARTİ Antalya Milletvekili Kemal Çelik başkanlığında yapılan ve komisyonun 26 Haziran’da düzenlenen toplantısında Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ruh Sağlığı Daire Başkanlığından psikolog doktor Özlem Aydın yaptığı bilgilendirmede, çocuk ruh sağlığında koruyucu hizmetler ve sağlıklı yaşam merkezleri konusunda komisyona bilgi verdi. Aydın, sağlıklı yaşam merkezlerinin, sağlığa yönelik risklerden birey ve toplumu korumak, sağlıklı hayat tarzını teşvik etmek, birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek, bu hizmetlere ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla kurulan çok amaçlı yapılar olduğunu belirtti. Sağlıklı yaşam merkezleriyle ülke genelinde aile hekimliği hizmetlerinin desteklenmesinin hedeflendiğini ifade eden Aydın, ayrıca merkezlerde, diyetisyenlik, psiko-sosyal destek, fizyoterapi ve çocuk gelişimine yönelik hizmetler sunulduğunu, sigara ve benzeri zararlı madddelerin yol açtığı sağlık riskleri ve tehditleriyle mücadele, hatalı beslenme alışkanlıkları ve obeziteyle mücadele edildiğini aktardı. Aydın, ülke genelinde 169 merkezin faaliyette olduğunu bildirdi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim görevlisi Ezgi Özalp Akın, erken çocukluk döneminde gelişimsel zorlukların ilk olarak önlenmesi, erken tanısının yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Gelişimsel sorunların tedavisine olabilecek en erken yaşta

92

HAZİRAN 2019

başlanılmalı. Erken yaşlardaki beyin gelişim hızını kaçırmayalım.” diye konuştu. Gelişimsel zorluklar için risk etmenine işaret eden Akın, beslenme yetersizliğini gelişimsel bozuklukta en önemli neden olduğunu, ayrıca erken doğum, zor doğum ve bütün kronik hastalıkların da gelişimsel bozukluklara yol açtığını dile getirdi. Gelişimi destekleyen koruyucu etmenlere de işaret eden Akın, “Çocuğun doğumundan mutluluk duymak, onun bakımını, güvenliğini sağlamak, konuşmak, iletişimini desteklemek, ailenin kendi içinde uyumlu olması, maddi olanaklar önem kazanıyor.” dedi. Ezgi Özalp Akın, ayrıca, bu tür bireyler için aileye ücretli bakım izni verilmesi, eğitim için maddi destek sağlanması, özel gereksinimi olan çocukların ailelerinin özelikle desteklenmesi, eşit ve nitelikli eğitim hakkının verilmesi, uygun cihazların devlet tarafından kaşılanması, çevrenin uygun düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Gelişimsel bozukluğu olan bireyler için erken yaştan itibaren sağlık, eğitim, rehabilitasyon olanaklarının sağlanmasının çok önemli koruyucu etmen olduğunu belirten Akın, “Gelişimsel zorluğu olan çocuklar erken çocukluk döneminde desteklenmezse ileriki dönemde sağlıkla ilgili harcamaları artırıyor. Bütün çocuklar için ücretsiz, kaliteli okul öncesi programları uygulanmalı. ‘Bu çocuk çok ağır engelli değil, yürüyebiliyor, neden aile maddi destekten yararlansın.’ düşüncesinden uzaklaşılmalı. Bu konuda daha dikkatli olunmalı.” görüşünü dile getirdi. Tüm Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kurumları Derneği Başkanı Faruk Sevindi ise Türkiye’de özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısının 2 bin 597’ye ulaştığını, Millî Eğitim Bakanlığının 2016-2017 istatistiklerine göre özel eğitim okullarında 51 bin 797, kaynaştırma sınıflarında 238 bin 901, özel eğitim sınıflarında 42 bin 900 öğrencinin bulunduğunu bildirdi. Sevindi, 2019 itibarıyla özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden 384 bin 560 engelli bireyin hizmet aldığını ifade etti. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin engelli bireyin hayatında önemli bir boşluğu doldurduğunu belirten Sevindi, amaçlarının bu bireylerin kendilerine

Komisyon Çalışmaları

yeterli hale gelmesini sağlamak kazandırmak olduğunu kaydetti.

ve

topluma

Komisyonun 27 Haziran’da düzenlenen toplantısında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şehim Kutlay, tıbbi rehabilitasyon tedavisi sürerken, eğitimin eş zamanlı devam etmesi gerektiğini belirtti. Serabral Palsi veya beyin felçli bir çocuğu olan ailelerin ilk başta kendilerinden, “Yürüsün”, “Tuvalete gitsin” talebinde bulunduklarını anlatan Kutlay, “Kreşe gidiyor mu?”, “Eğitime başlıyor mu?” diye sorulduğunda ise ailelerin, “O sonra” yanıtını verdiğini söyledi. Kutlay, tıbbi tedavi ve rehabilitasyon ile eğitimin ayrı şeyler olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğitim olmazsa olmaz; tıbbi tedavi, rehabilitasyon da olmazsa olmaz. Bir çocuk özel eğitim merkezine gittiğinde sanki her şey bitmiş gibi algılanıyor. Haftada 3 gün ile olması mümkün değil. Aileler aradaki eksiği kapatmak için sistemde var olan her yolu denemeye başlıyor. Yıllar geçiyor, günlük yaşamda bağımsız olabilecek, kendine yetebilecek, belirli akademik seviyelere ulaşabilecek çocuk, mevcut kapasitesinin altında, bakıma muhtaç şekilde dolaşıyor. Bunun toplumsal maliyeti çok fazla. Devlete, aileye, bireye çok büyük toplumsal maliyeti var. Serabral Palsi’nin Türkiye’deki oranı binde 4, dünyada binde 2,5’larda. Yetişkin popülasyonuna baktığımızda sıklığı bu kadar olan hastalıkta, bu insanları yetişkinlik döneminde toplumda göremiyoruz; evlerde. Bir süre sonra aile bıkıyor, maddi, manevi tükeniyor, evlerde bakıyor.” Kutlay, özel gereksinimli çocukların eğitiminin, devlet kontrolünde, denetlenebilir, başarı ölçütlerinin olması gerektiğini vurguladı. Kutlay, mevcut özel eğitimde, yıllarca aynı eğitim grubuna gidip, aynı gelişme raporu olan birçok çocuğun bulunduğunu dile getirdi. Anne ve babalar için engelli çocuklarının kendilerinden sonra ne olacağı fikrinin büyük yük olduğunu ifade eden Kutlay, ABD’de belirli bir yaşa, düzeye gelen çocukların devletin kontrolünde, “bağımsız tek başına yaşayabilir mi?” diye belirli sürelerle gözlem altına alındığını anlattı. Kutlay, “Biz daha çok önemli olan 0-6 grubunda eğitim veremiyoruz. “ dedi.

Avukat Jülide Işıl Bağatur, sunumunda, “özel gereksinimli bireylerle ilgili hukuki altyapı” konusuna yer verdi. Bağatur, 3 özel gereksinimli çocuğu bulunduğunu, bundan dolayı özel eğitim alanıyla ilgilenmeye başladığını ifade etti. Ulusal ve uluslararası mevzuatta eğitimin güvence altına alındığını ve temel bir insan hakkı olarak evrensel ölçekte kabul gördüğünü anımsatan Bağatur, BM Engelli Hakkı Sözleşmesi’nde eğitimsel ve toplumsal kapsayıcılık ilkesinin esas alındığını anlattı. Bağatur, burada, bireylerin engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmaması, engelleri nedeniyle parasız eğitim olanakları dışında tutulmaması, yaşadıkları çevrede eğitime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmesi, genel eğitim sisteminden etkin şekilde yararlanmaları için ihtiyaç duyduğu desteğin verilmesinin yer aldığını anımsattı. Işıl Bağatur, 7 Temmuz 2018’de Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldığını, burada kaynaştırma ibaresinin yanına bütünleştirme ibaresi eklendiğini anlattı. Kapsayıcı eğitimde çocuğun okula uydurulmayacağını, okulun, her türlü müfredatın çocukların gereksinimine uygun hale getirildiğini kaydeden Bağatur, kapsayıcı eğitimde, okul dışında herhangi bir kurum tarafından çocukların özel gereksiniminin belirlenmediğini kaydetti. Bağatur, yeni yönetmelikle kaynaştırma, bütünleştirmenin bir kelime oyunu olduğunu, burada kast edilenin Türkiye’nin imza attığı BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ndenki kaynaştırma eğitimi olmadığını belirtti. Bağatur, giderek kaynaştırma eğitiminden ayrıştırma eğitimine doğru gidildiğini öne sürdü. MEB istatistiklerine göre, toplam 16 milyon öğrenciden 353 binin özel gereksinimli öğrenci olduğunu, en az eğitimin okul öncesinde verildiğini ifade eden Bağatur, özel eğitim kapsamına giren çok sayıda öğrencinin bu haktan mahrum kaldığını söyledi. Bağatur, “özel eğitim eşittir engelli eğitimi” olmadığını, özel eğitimin çok geniş bir yelpazeyi kapsadığını anlattı. BM Engelli Hakkı Sözleşmesi’nin çok önemli bir kılavuz olduğuna işaret eden Bağatur, 1997’de çıkarılan 573 sayılı KHK’nın çağın gerisinde kaldığını, revize edilmesi gerektiğini savundu.

93

Komisyon Çalışmaları

şehir hastanelerinde de uygulama düşüncesinin bulunduğunu anlattı. Yaşar, çok sayıda eğitim ve rehabilitasyon merkezi olduğuna işaret ederek, büyük devlet okullarına yavaş yavaş bunların entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Bağatur, engelli kanunu, KHK ve yönetmelik bulunmasına rağmen özel eğitim kanunu çıkarılması gerektiğini ifade ederek, yasal zeminin sağlam olmamasından kaynaklı birçok sorun olduğunu belirtti. Kaynaştırmada bireyselleştirilmiş eğitim programının esas alındığını, okul dışında, rehabilitasyon merkezlerinde ayrı bir destek eğitimi verildiğini belirten Bağatur, eğitim sistemi bütünleşik tasarlanmadığı için bir öğrenci için iki yol haritası olduğunu kaydetti. Bağatur, “BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nde çizilen çerçeve ile sözleşmenin amaç ve ruhuna uygun özel eğitim kanunu artık zorunlu hale geldi. Kapsayıcı eğitim ve ömür boyu eğitim ilkelerini BM sözleşmesinde düzenlenen şekliyle hayata geçirmeyi amaçlayan, genel eğitim, gerekse özel eğitime yönelik tüm mevzuata dayanak teşkil edecek bir özel eğitim kanunu, daha sonraki düzenlemeler için de önem arz ediyor. Artık kapsayıcı eğitime geçilmesi konusunda sözleşme taahhüdüne uygun davranışı görmek istiyoruz.” diye konuştu. Gülhane Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dalından Prof. Dr. Evren Yaşar, “pediatrik rehabilitasyon” hakkında sunum yaptı. Yaşar, Türkiye’de sağlık sorunları ile eğitim sorunlarının birbirine çok fazla karıştığına işaret etti. Yaşar, çocukların birçoğu için fizyoterapi hizmetine gerek duyulmadığını ancak neredeyse “özel eğitim rehabilitasyon programları eşittir fizyoterapi hizmetleri” şeklinde görülmeye başlandığını söyledi. Ankara şehir hastanesinde kurulacak 300 yataklı ileri rehabilitasyon merkezinin ilk kez 50 yatağının pediatrik hastalar için ayrılacağını belirten Yaşar, bunu tüm

94

HAZİRAN 2019

Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı Eğitim Direktörü Prof. Dr. Binyamin Birkan, bu çocuklara yönelik tıbben bir şey yapılamadığını ancak erken yaşlarda, prensiplerine uygun şekilde eğitim metotlarıyla milletvekili, profesör, pilot, mühendis, doktor, ressam olma şansları olduğunu söyledi. Birkan, otizmli bireylerin 2-3 yıl içinde diğer çocuklarla aynı sınıfa dahil edilebildiğini dile getirdi. Birkan, özel eğitim sınıfları ve okullarında kalite göstergelerinin belirlenmesini istedi. Birkan, otizm eğitim müfredatı olmamasının bir sorun oluşturduğunu belirterek, otizmli çocukların eğitiminin farklı olduğunu dile getirdi. Birkan, bu çocukların öğrenme özellikleri üzerinde yeterliğe sahip eğitmen, personel yetiştirilmesi, en az 2 yıl arayla mesleki akreditasyon yapılması gerektiğini anlattı. Rehabilitasyon merkezlerinde devlet desteğiyle verilen seans sayısının az olduğunu ifade eden Birkan, özel eğitim bölümlerinde otizm üzerine derslerin yeterince olmadığını söyledi. Birkan, farkındalık çalışmasının önemine işaret ederek, kaynaştırma öğretmenlerine destek verecek gölge öğretmenlere yer verilmesi gerektiğini aksi hâlde her türlü kaynaştırma, kapsayıcı eğitimde başarılı olunamayacağını, akıntıya kürek çekeceklerini ifade etti. Birkan, gölge öğretmenlerin özelliklerinin nasıl yetiştirileceğinin belirlenmesini önerdi. Birkan, kritik bir dönem olan 0-6 yaşta verilecek eğitimin önemine işaret etti.

Temsil Faaliyetleri

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI BOZKIR, KARADAĞ HEYETİNİ KABUL ETTİ 12 Haziran 2019 Özdemir ile Türkiye - Karadağ Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK PARTİ Çorum Milletvekili Erol Kavuncu katıldı. Görüşmede konuşan Bozkır, Nikolic'in Karadağ'a aralık ayında yaptıkları ziyarette büyük misafirperverlik gösterdiğini dile getirdi.

Dışişleri Komisyonu Başkanı AK PARTİ İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Karadağ Parlamentosu Uluslararası İlişkiler ve Göçmenler Komisyonu Başkanı Andrija Nikolic ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. görüşmeye Dışişleri Komisyonu Üyeleri AK PARTİ İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, AK PARTİ Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, AK PARTİ Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, CHP İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz, MHP Kayseri Milletvekili İsmail

Karadağ'ın AB üyeliği noktasında önemli adımlar attığını, kısa zamanda AB üyesi olmalarını temenni ettiklerini ifade eden Bozkır, "Kısa zamanda NATO üyeliğini elde etmiş olmaları da bizi mutlu eden bir gelişme oldu. Müttefik olarak NATO saflarında birlikte çalışacak olmaktan mutluluk duyuyoruz." dedi. Karadağ Parlamentosu Uluslararası İlişkiler ve Göçmenler Komisyonu Başkanı Nikolic de Türkiye'de olmanın kendilerine bir arkadaşın evinde olma rahatlığını hissettirdiğini söyledi. Nikolic, Karadağ'da 2 binin üzerinde Türk şirketinin bulunduğunu ve AB üye ülkeleri baz alındığında henüz üye olmayan Türkiye'nin Karadağ'a yönelik yatırımlarda 6. sırada yer aldığını söyledi.

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU HEYETİ HIRVATİSTAN'DA RESMÎ TEMASLARDA BULUNDU 26 Haziran 2019 kapsamında Hırvatistan Meclisi Dış Politika Komisyonu Başkanı Miro Kovac ile bir araya geldi. Bozkır’ın başkanlığındaki TBMM heyetinde Dışişleri Komisyonu Üyeleri AK PARTİ Mardin Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, AK PARTİ Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur ve MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir yer aldı.

Dışişleri Komisyonu Başkanı AK PARTİ İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır ve beraberindeki heyet, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'deki temasları

Hırvatistan Meclisinde yapılan görüşmenin ardından açıklamada bulunan Bozkır, iki Meclis arasında toplantıların devam edeceğine işaret ederek "Bölgedeki zorlukları ele aldık. Bölgede barışın kalıcı olması için ortaklaşa neler yapabileceğimizi konuştuk." dedi.

95

Temsil Faaliyetleri

Türkiye'nin ekonomik alanda Hırvatistan ile önemli bir partner olduğunu belirten Bozkır, ülkedeki Türk yatırımlarının devam edeceğini söyledi. Bozkır, Hırvatistan'ın Avrupa Birliği (AB) üyesi olmadan önce ciddi rakamlarda Türk turist ağırladığını anımsatarak Hırvatistan'dan vize muafiyeti konusunu değerlendirmesi talebinde bulundu. Kovac da görüşmede ikili ilişkiler ve Türkiye'nin Güneydoğu Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine tutumunu değerlendirdiklerini ifade ederek "Komşu ülkemiz Bosna Hersek ile daha fazla iş birliği içerisinde olacağımızı belirttik. Bosna Hersek'in AB üyelik sürecini de destekliyoruz." dedi.

Dışişleri Komisyonu heyeti, Hırvatistan Meclis Başkan Yardımcısı Zeljko Reiner ile görüşmede

TBMM heyetine Türkiye Zagreb Büyükelçisi Mustafa Babür Hızlan da eşlik etti.

Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır başkanlığındaki TBMM heyeti, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'deki temasları kapsamında Hırvatistan Meclis Başkan Yardımcısı Zeljko Reiner ve Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic ile bir araya geldi.

Dışişleri Komisyonu heyeti, Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic ile görüşmede

AGİT HEYETİ TBMM'Yİ ZİYARET ETTİ

12 Haziran 2019

yükümlülükleri ve prensiplerinin gerçekleşmesi adına özel bir önem atfediyoruz. Hem insan hakları bağlamında hem de ifade hürriyeti ve ifade hürriyetinin bir alt başlığı olan basın özgürlüğü ve çoğulcu basının ülkemizde yaşamını sürdürmesi ve etkinlik kazanması için İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak sizin fikirleriniz bizim için değerli. Bunları mutlaka nazarıitibara alacağız." dedi. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı AK PARTİ Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Desir'i kabul etti. Kabulde konuşan Çavuşoğlu, ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti aktararak "Türkiye, AGİT'in kurucu ve katılımcı üyesidir. Ülkemizde, AGİT

96

HAZİRAN 2019

AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Desir de kabulden dolayı duyduğu memnuniyeti iletti. Desir, ziyaretin kendileri için çok önemli olduğunu belirterek "Komisyonunuzun yapmış olduğu çalışmaların, yasama organının ifade ve basın özgürlüğü ile ilgili standartların yerine getirilmesi ve güçlendirilmesi yönünde önemli bir rol oynadığını biliyoruz." ifadesini kullandı.

Temsil Faaliyetleri

KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ PARLAMENTER ASAMBLESİ 53. GENEL KURUL TOPLANTISI BAKÜ'DE 20 Haziran 2019 YAPILDI Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) 53. Genel Kurul Toplantısı’nda bazı üyelere KEİPA onur madalyası takdim edilirken KEİPA Başkanvekili, KEİPA Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’e madalyasını Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov takdim etti. Öztürk, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, toplantıda gelecek yılın çalışma programı ve bütçesinin belirleneceğini bildirdi. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) 53. Genel Kurul Toplantısı Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirildi. Toplantıda Türkiye'yi KEİPA Başkanvekili, KEİPA Türk Grubu Başkanı ve AK PARTİ Giresun Milletvekili Cemal Öztürk başkanlığındaki TBMM heyeti temsil etti. TBMM heyetinde Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA)Türk Grubu Başkanı AK PARTİ İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, KEİPA Kültür, Eğitim ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı AK PARTİ Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, KEİPA Türk Grubu Üyeleri AK PARTİ İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, AK PARTİ Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt ile AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can yer aldı.

Toplantının yoğun geçtiğini belirten Öztürk, Karadeniz Bölgesi’ndeki başta ekonomi olmak üzere her türlü iş birlikleri; Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı gibi enerji ve ulaştırma projelerinin daha sağlıklı çalışması konuları müzakere ettiklerini söyledi. Aldıkları kararların tavsiye niteliğinde olduğunu ifade eden Öztürk, "Karadeniz'in bir barış gölü olması için çalışıyoruz. Parlamentolar arasında çok ciddi bir iş birliği var. Çalışmalarımız verimli geçiyor." dedi. KEİPA Kültür, Eğitim ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Gündoğdu ise Genel Kurul toplantısı kapsamında başkanlığını yürüttüğü komisyonun da toplantısını yaptıklarını, kültürel alanda yapılacak işlerle ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını bildirdi.

Başkanlığın Azerbaycan'dan Bulgaristan'a geçtiği toplantıya Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Oktay Asadov, Bulgaristan Parlamentosu Başkanı Tsveta Karayançeva, KEİPA Genel Sekreteri Asef Hacıyev ve üye ülkelerin milletvekilleri katıldı.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) 53. Genel Kurul Toplantısı’nda KEİPA Başkanvekili ve KEİPA Türk Grubu Başkanı Cemal Öztürk’e KEİPA onur madalyası takdim edildi. 97

Temsil Faaliyetleri

TBMM'DE GDAÜ PA EKONOMİ, ALTYAPI VE ENERJİ GENEL KOMİTESİ TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ 17 Haziran 2019

Güney Doğu Avrupa İş birliği Süreci Parlamenter Asamblesi (GDAÜ PA) Ekonomi, Altyapı ve Enerji Genel Komitesi, "Güneydoğu Avrupa Ülkelerinde Sürdürülebilir Kalkınmada Enerjinin Rolü" konusuyla, TBMM Tören Salonu'nda toplandı. Açılış konuşmasını yapan GDAÜ PA Ekonomi, Altyapı ve Enerji Komitesi Başkanı ve AK PARTİ Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, bundan 23 yıl önce Türkiye'nin öncülüğünde hayata geçirilen Güney Doğu Avrupa İş Birliği Süreci’nin bölge için yol gösterici bir rehber olarak faaliyetlerine başladığını belirterek "O günden bugüne Ankara, Balkanlar’da kalıcı barışın ve istikrarın sürdürülmesini bir dış politika önceliği olarak sürdürdü, bundan sonra da sürdürmeye devam edecektir. GDAÜ sürecinin etkinliği sadece ülkelerimizin ve bölgemizin değil aynı zamanda Avrupa kıtasının huzuru için de son derece önemlidir. Bu anlayışla GDAÜ'nün kurucularından olan Ankara, 2020, 2021 dönem başkanlığını üstlenme arzusunu resmen açıklamış bulunmaktadır." diye konuştu. Bakbak, GDAÜ PA'nın kurumsallaştırılması çalışmaları kapsamında daimî bir sekretaryanın tesis edilmesi fikrini Türkiye'nin başından itibaren memnuniyetle karşıladığını ve desteklediğini, GDAÜ PA'nın daimî sekretaryasının tesisine yönelik sürecin, uzlaşı ilkesi kapsamında yapıcı bir şekilde sonuçlandırılması için gayret gösterdiklerini anlattı. Bakbak, "Bölgemiz ve dünyamız değişirken parçası olduğumuz Balkan coğrafyasının da bu dönüşüme ayak uydurması gerektiği inancındayız." dedi.

98

HAZİRAN 2019

Toplantıda, sürdürülebilir kalkınmada enerjinin rolünü ele alacaklarına işaret eden Bakbak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama ve olanaklarını ellerinden almadan bugünün ihtiyaçlarının giderildiği bir süreçtir. Bugünü yaşarken yarına engel olmayacağımız bir süreçtir. Kalkınmayı sürdürebilir kılmanın anahtarı, bizlerin elindedir. Sürdürülebilir kalkınmayı, ekonomik ve sosyal yapı ile çevre üzerine kurulmuş üç ayaklı bir denklem olarak yorumlayabiliriz. Sürdürülebilir kalkınmada başarı sağlamak istiyorsak, bu üç ayaklı denklemde dengeyi korumak oldukça önemlidir. Bizler, çevre ile sosyoekonomik gelişimimiz arasındaki kurguyu iyi yapmazsak sadece bugünün ihtiyaçlarının giderebilir, yani günü kurtarabiliriz ancak gelecek nesillerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını tehlikeye atabiliriz. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve tükenen doğal kaynaklar dünyamızı tehdit ederken sürdürülebilir kalkınmada enerji önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü, sınırsız insan ihtiyaçlarının karşılanmasında temel faktör hâline gelen enerji; ısınma, aydınlatma ve ulaşım gibi günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor." Çoğalan nüfus ve sanayileşme ile enerji ihtiyacının her geçen gün arttığını vurgulayan Bakbak, bunun; kaynakların hızlı tükenmesi, gelir dağılımının zarar görmesi, çevrenin bozulması ve ülkelerin enerji bakımından dışa bağımlılığı gibi sorunları da beraberinde getirdiğini söyledi.

Temsil Faaliyetleri

Bakbak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşaatı, Türkiye ve Avrupa'nın arz güvenliğine katkı sağlayan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı, Türkiye'nin en büyük yerleştirme projesi olan STAR Rafineri ile ilk yerli sondaj gemisinin Akdeniz sularında petrol ve doğal gaz aramaya başlamasının Türkiye bu konuda lokomotif güç hâline getiren gelişmeler arasında olduğunu kaydetti.

Enerjinin, devletlerin dış politikalarına da yön veren önemli bir unsur olduğunu dile getiren Bakbak, enerji kaynaklarına sahip olmanın, enerji üretebilmenin ve elde edilen enerjiyi pazara ulaştıracak taşıma yollarını kontrol altında tutmanın ülkelerin ekonomik gücü ve kalkınması için temel göstergeler olduğuna dikkati çekti. Bakbak, şu şekilde devam etti: "Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olup, coğrafi konumu bu kaynakların etkin kullanımını mümkün kılmaktadır. Örneğin, ülkemiz birçok ülkede bulunması mümkün olmayan jeotermal enerji kaynağından dünya potansiyelinin yüzde 8’lik bölümüne sahip durumdadır. Türkiye, yenilenebilir enerjide sahip olduğu bu güçlü potansiyeli, hızlı yatırımlara dönüştürmektedir. Bunun bir sonucu olarak ülkemiz geçtiğimiz yıllarda yenilenebilir enerji güç artışında dünyada ilk dörtte yer almıştır. Ülkemizin elektrik üretim kapasitesinin yaklaşık yarısı, yenilenebilir enerjiden gelmektedir. Ülkemizin enerji verimliliği çalışmaları da tüm hızıyla devam etmektedir." Enerji boru hatlarının Türkiye'den geçmesinin Türkiye'yi enerji koridorlarının ana arteri konumuna taşıdığına işaret eden Bakbak, "Türkiye'nin, Rusya, Hazar Denizi ve İran Körfezi'nden petrol ve doğal gazın taşınabildiği transit bir ülke olma potansiyeline sahip olması ülkemizin, Avrupa Birliği nezdindeki stratejik önemini artırmaktadır. Avrupa Birliği’ni Orta Doğu'ya bağlayan Türkiye, Akdeniz'de de önemli bir aktör hâline gelmiştir. Bizler yürüttüğümüz enerji politikası ile yalnızca geçit olmak istemiyoruz. Enerji temin kaynaklarımızı çeşitlendirmeyi, arz güvenliğini sağlamayı, kullanmak istediğimiz enerji türünün maliyetini düşürmeyi, ihtiyacımızı giderirken ekonomimizi güçlendirmeyi ve bulunduğumuz coğrafyaya fayda sağlamayı da hedefliyoruz." diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan da toplantıda yaptığı konuşmada enerjinin üretiminde inovasyon ve teknolojinin son derece hızlı bir şekilde gelişmekte olduğunu dile getirerek endüstriyel gelişim ve özellikle üretimde dijitalleşme ve otomasyonla başlayan Endüstri 4.0 devrimi dikkate alındığında enerjiye olan ihtiyaç ve enerjinin kullanım alanlarının arttığını söyledi. Dünya çapında artan elektrik kullanımı nedeniyle, enerji tedarik zincirine yapılan yatırımların da aynı oranda artması gerektiğinin altını çizen Tancan, "Yatırımların artması için yatırıma elverişli enerji piyasalarının ve serbest ticaretin tesis edilebilmesi ve bu doğrultuda ülkeler arasında iş birliğinin desteklenmesi de büyük önem taşımaktadır. Enerji sektöründe yapılacak yatırımlar ile model, çevreye saygılı ve sürdürülebilir enerji alt yapılarının tesis edilmesi ve desteklenmesi temel hedef olmalıdır. Enerji ticaretinin artması için yeterli alt yapının tesis edilmiş olması, ülkeler arasında yasal düzenlemelerin daha uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı. Türkiye'de enerji sektörü ile ilgili gelişmeler hakkında katılımcıları bilgilendiren Tancan, son yıllarda Türkiye'de enerji sektöründe oldukça önemli gelişmeler kaydedildiğini ifade ederek Türkiye’nin, elektrik ve doğal gaz sektöründe liberal, rekabetçi ve şeffaf piyasaların gelişimine yönelik düzenleyici deneyimlerin paylaşılması konusunda bölge ülkeleri ile iş birliğine hazır olduğunu kaydetti Toplantının ardından heyete, Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında TBMM'nin bombalanan Şeref Holü'ndeki bölümü gezdirildi ve o gece yaşananlarla ilgili bilgi verildi. TBMM Genel Kurul Salonu'nu da gezen heyete Genel Kurul düzeni ve çalışmalarıyla ilgili bilgi aktarıldı. Daha sonra heyet onuruna yemek verildi.

99

Temsil Faaliyetleri

TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER İŞBİRLİĞİ KONSEYİ ÜYESİ ÜLKELERİN KADIN MİLLETVEKİLLERİ BAKÜ'DE 14 Haziran 2019 BULUŞTU giderilmesinin TÜRKPA açısından da öncelikli konulardan biri olduğunu kaydetti. Türkiye Delegasyonu Başkanı CHP Bursa Milletvekili Kayışoğlu, konferansta yaptığı konuşmada, daha yüksek refaha sahip, kapsayıcı ve daha esnek bir dünya için Türk dünyası kadınlarına büyük görev düştüğünü söyledi.

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) üyesi ülkelerin kadın milletvekilleri, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen konferansta dünya ve bölgedeki cinsiyet eşitliği sorunları ile toplumun kalkınmasında kadının rolü konularını müzakere etti. Konferansta Türkiye'yi TBMM Kâtip Üyesi ve CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu başkanlığındaki TBMM heyeti temsil etti. TBMM heyetinde CHP Bursa Milletvekili Kayışoğlu'nun yanı sıra AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, AK PARTİ Elâzığ Milletvekili Sermin Balık, AK PARTİ Hatay Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik ve HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya yer aldı. Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) tarafından Azerbaycan Milli Meclisinde düzenlenen "Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine Ulaşmada Türk Dünyası Kadınlarının Rolü" konferansına, TÜRKPA Genel Sekreteri Altınbek Mamayusupov, Azerbaycan Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Bahar Muradova, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Meseleleri Devlet Komitesi Başkanı Hicran Hüseynova, Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Günay Efendiyeva, Türk Konseyi üyesi ülkelerin milletvekilleri, Türkiye Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. TÜRKPA Genel Sekreteri Mamayusupov, konferansta yaptığı konuşmada, cinsiyet eşitliği konusunda dünyada mevcut problemlerden bir kısmının Türk dünyasında da yaşandığını belirterek bu sorunların

100

HAZİRAN 2019

Kadınların yetiştireceği yeni nesillerle, eğitim kalitesinin arttırılmasıyla yaşam standartlarının daha da artacağını belirten Kayışoğlu, dünyanın karşı karşıya olduğu sağlık, çevre, siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm arayan evrensel hedefler kümesi oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin gelişmesinin yoksulluğun azalması, sağlık, eğitim ve refahın desteklenmesi anlamına geldiğini ifade eden Kayışoğlu, Türk tarihinde kadının değerli bir yere sahip olduğunu hatırlattı. Kayışoğlu, dünya tarihine bakıldığında, kadına Türkler kadar değer verilmediğinin görüldüğünü sözlerine ekledi. Sürdürülebilir kalkınmanın en önemli amaç olduğunu vurgulayan Kayışoğlu, giderek artan oranda iş gücüne ve devlet yönetimine katılım için Türk dünyası kadınlarının eğitim konusuna önem vermesi gerektiğini belirtti. Konferans, "Türk Konseyi Ülkelerinde Cinsiyet Eşitliği İçin Fırsatların Oluşturulması" ve "Türk Dünyası Kadınları Arasında Diyaloğun Güçlendirilmesi İçin Bir Platform Olarak TÜRKPA" panelleriyle devam etti.

Temsil Faaliyetleri

RUANDA CUMHURİYETİ DIŞİŞLERİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ BAKANI TBMM'Yİ ZİYARET ETTİ 24 Haziran 2019 Türkiye - Ruanda Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK PARTİ Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, Ruanda Cumhuriyeti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Richard Sezibera ve beraberindeki heyet ile görüştü. Türkiye - Ruanda Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Durmuşoğlu, görüşmede yaptığı konuşmada misafir heyeti Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Afrika ortaklık stratejisi açısından Ruanda’yı önemli bir ortak olarak gördüklerini ve iki ülke arasındaki iş birliğini her alanda geliştirmeye hazır olduklarını ifade eden Durmuşoğlu, “Ruanda’nın 1994 yılında maruz kaldığı büyük soykırım hepimizin hafızalarındadır. Ruanda, soykırıma rağmen kısa sürede yeniden ayağa kalkabilmiş ve hatta başardığı reformlarla Afrika’nın örnek gösterilen bir ülkesi hâline gelmiştir.” dedi. Türkiye ile Ruanda arasında üst düzey ilişkilerin geliştirilmesini önemsediklerini vurgulayan Durmuşoğlu, parlamentolar arası ilişkilerin seyrinden ayrıca memnuniyet duyduklarını söyledi. İki ülke arasındaki ticari ilişkilere de değinen Durmuşoğlu, İki ülke arasındaki ticari ilişkileri dengeli bir şekilde geliştirmeyi arzuladıklarını ifade etti.

Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) Ruanda’daki faaliyetleri hakkında da değerlendirmede bulunan Durmuşoğlu, örgütün Afrika’da geniş bir ağa sahip olduğunu aktardı. FETÖ’nün yalnız Türkiye için değil, faaliyette bulunduğu tüm ülkeler için büyük bir tehdit olduğunun altını çizen Durmuşoğlu, “Ruanda’da faaliyet gösteren FETÖ iltisaklı okulun 2017 yılında kapatıldığını memnuniyetle öğrendim. Bu konuda gösterdiğiniz hassasiyet, bizleri memnun etmiştir ancak FETÖ’nün hâlâ ülkenizde ticari yapılanmasının, iş adamlarının olduğunu biliyoruz. Bu yapılanmanın tamamen bertaraf edilmesinde de yardımlarınızı bekliyoruz.” diye konuştu. Durmuşoğlu, Ermenistan’ın 1915 yılında yaşanan olayları “Ermeni soykırımı” olarak çarpıtma gayretinde olduğunu söyledi. Ruanda’nın başkenti Kigali Soykırım Müzesi’ndeki temelsiz Ermeni görüşlerini yansıtan bölümün kapatıldığını da memnuniyetle öğrendiğini belirten Durmuşoğlu, “Bu çerçevede anılan bölümün müzede tekrar açılmayacağını ve konunun ülkelerimiz arasında bir sorun olmaktan çıkarılacağını ümit ediyorum.” ifadelerini kullandı.

101

Temsil Faaliyetleri

Ruanda Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Richard Sezibera da Türkiye ile Ruanda arasındaki ilişkilerin güçlenerek devam ettiğini dile getirdi. İki ülke arasında diplomasiden turizme, ekonomiden tarıma 17 anlaşmanın bulunduğunu söyleyen Sezibera, İki ülke arasındaki ticaret ve yatırım anlaşmalarının artmasını arzuladıklarını belirtti. Ruanda’nın, FETÖ konusunda tavizsiz Türkiye’nin yanında olduğunu, ülkede gerçekleştirilen faaliyetleri de Türkiye’deki darbe girişimi sonrasında

sonlandırdıklarını belirten Sezibera, “Biz bunların bir örgüt olduklarını bilemezdik. Bu oluşumu ülkemize yatırım yapmaya gelen iyi Türk firmaları olarak değerlendirmiştik. Türkiye’nin bize bildirmesi sonrasında da o okulları kapattık. Sizi temin ederim ki bu organizasyonla ilgisi olan her kişiyi sizden gelen bilgiler doğrultusunda temizledik. Ülkemizde bu tip organizasyonlarla alakası olan hiç kimse barınamaz. Biz temiz Türk yatırımlarını görmek istiyoruz.” dedi. Sezibera, Ermenistan ile ilişkilerinin de Türkiye’ye karşı bir ilişki olmadığını sözlerine ekledi.

TBMM FUTBOL TAKIMI ŞAMPİYON OLDU

Romanya’da düzenlenen Parlamenterler Futbol Turnuvası’nda, TBMM Futbol Takımı şampiyonluk elde etti. Antrenörlüğünü milli futbolcu ve MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın yaptığı, AK PARTİ Genel Sekreteri Fatih Şahin, TBMM Katip Üyeleri AK PARTİ Burdur Milletvekili Bayram Özçelik ve AK PARTİ Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, AK PARTİ Ankara Milletvekili Hacı Turan AK PARTİ Antalya Milletvekili Mustafa Köse, AK PARTİ Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, AK PARTİ Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, AK PARTİ Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, AK PARTİ Siirt Milletvekili Osman Ören, AK PARTİ Şanlıurfa Milletvekili

102

HAZİRAN 2019

30 Haziran 2019

İbrahim Halil Yıldız ile CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’dan oluşan TBMM Futbol Takımı, finalde Romanya Parlamentosu Futbol Takımı ile oynadığı maçtan 2-1 galip ayrılarak şampiyon oldu. Takım kaptanı ve AK PARTİ Genel Sekreteri Fatih Şahin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Romanya Temsilciler Meclisi, Romanya Senatosu ve İtalya Parlamentosu futbol takımlarının katılımı ile Romanya’da düzenlenen turnuvada iki maçımızı da kazanarak, şampiyon olmanın ve parlamentomuzu temsil etmenin gururunu yaşıyoruz.”

TBMM İdari Teşkilatı Faaliyetleri

TBMM’YE GİRİŞLERDE YENİ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINMASI KARARLAŞTIRILDI 1 Haziran 2019

TBMM’de, 14 Mayıs’ta terör bağlantılı iki kişinin banko görevlisini rehin almaya çalışırken yakalanmasının ardından güvenlik önlemleri artırıldı. Yapay zeka teknolojisiyle yenilenecek “sanal çit” sistemiyle davranışsal çevre güvenlik analizi yapılarak kötü amaçlı kişiler, Meclis’e ulaşamadan engellenecek. TBMM Yerleşkesi’ne girişlerde tüm ziyaretçilerin kaydı Randevu Takip Sistemi üzerinden yapılarak GBT sorguları otomatik gerçekleştiriliyor. Sakıncalı bulunmayan ziyaretçilere kimlik belgesi karşılığında gideceği makama uygun yaka kartı verilerek Meclis’e girişi sağlanıyor ve siyasi parti grup toplantı salonlarına her hafta yaklaşık 2 bin ziyaretçi güvenli şekilde alınıyor. Güvenlikle ilgili iyi işleyen bir sisteme sahip Meclis’te, çok sayıda polis görevi yapıyor. Özel harekat polisleriyle korunan Meclis’te TBMM’nin, milletin iradesini ve egemenliğini temsil ettiği bilinciyle özgürlük-güvenlik dengesi korunarak güvenlik hizmeti sunuluyor. Güvenlik personelinin rehine müzakere, davranış analizi, patlayıcı maddeler ve şüpheli paketlere yaklaşım tarzı ile ileri sürüş teknikleri eğitimi de bulunuyor. TBMM ana binası, yeni Halkla İlişkiler Binası, personel otoparkı ve Meclis bahçesinde akıllı güvenlik sistemleri

yer alıyor. Meclis, yüzlerce güvenlik kamerasıyla 24 saat izleniyor. TBMM’ye girişlerde yeni güvenlik önlemleri alınmasının kararlaştırılmasının ardından yeni Halkla İlişkiler Binası Ziyaretçi Kabul Salonu’nun dışına Mobil Elektronik Denetleme Sistemi yerleştirildi. Yerli ve milli teknolojiyle donatılan sistem, karanlıkta bile kimlik tespiti kabiliyetine sahip. Meclis’e ziyaretçi giriş ve çıkış trafiğini az sayıda personelle kontrol altında tutacak sistem, üzerindeki 360 derece dönebilen yüksek çözünürlüklü kamera sayesinde GBT sorgusu yapabiliyor. Olağandışı hareket algılama teknolojisine sahip sistemle çevredeki görüntüler araç içindeki bilgisayardan izlenebilecek ve şüpheli bir kişi ya da durum olup olmadığı kontrol edilecek. TBMM Dikmen Kapısı’na kapalı devre güvenlik sistemiyle entegre çalışacak yapay zekaya sahip yüz tanıma sistemi de kurulacak. Sistemle 4K Ultra HD çözünürlüğe sahip kamera sayesinde yüz taraması yapılabilecek. Meclis personelinin giriş kartlarını otomatik okuyabilen sistem, TBMM’ye girişlerde kimlik tespiti yaparak personeli “Hoş geldiniz” mesajıyla karşılayacak.

103

TBMM İdari Teşkilatı Faaliyetleri

Test aşamasındaki sistemle TBMM Ana Bina ve çevresine kurulan turnikelerin kullanımının daha ergonomik hale getirilmesi, giriş ve çıkışların kimlik tespiti açısından kontrol altında tutulması amaçlanıyor.

şey geçtiğinde sistem alarm verecek, diğer kameralar

Etrafı demir parmaklıklarla çevrili olan Meclis Yerleşkesi’ne kontrolsüz girişlerin tamamen engellenmesi amacıyla ikinci hat olarak yapay zekaya sahip, davranışsal çevre güvenlik analizi yapabilen “sanal çit” oluşturulacak.

almaktan ziyade çevre güvenliğini sağlamaya yönelik

Sanal güvenlik çiti oluşturacak sistemde, kampüs içinde bir geçiş olduğunda, sistem hemen “izinsiz giriş var” uyarısı yapacak. Kişi, hayvan ya da başka bir

oraya yönelecek ve orada ne olduğunu takip edecek. Kamera sistemi, içeriye girip çıkanları kayıt altına olacak. Böylece TBMM çevresindeki hareketler kontrol altında tutulacak, kötü amaçlı kişilerin daha Meclis Yerleşkesi’ne ulaşamadan tespit ve takibi yapılacak. Yeni sistem, Meclis’in tarihi dokusu ve doğal yapısına zarar vermeyecek, herhangi bir görüntü kirliliği de oluşturmayacak.

TBMM BAŞKANLIĞI, BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU’NU KAPSAMINDA YAPILAN BAŞVURULARA 28 Haziran 2019 İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTI TBMM Başkanlığı, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına 2018 yılında yapılan başvurulara ilişkin açıklama yaptı. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına 2018 yılı içerisinde toplam 1 milyon 733 bin 779 adet bilgi edinme başvurusu yapıldığı belirtilen açıklamada, bu başvurulardan 1 milyon 428 bin 357 adedinin olumlu cevaplandığı kaydedildi. Kamu kurum ve kuruluşlarınca toplam başvuruların yaklaşık yüzde 82’sine olumlu cevap verildiği bildirildi. Toplam başvurulardan 136 bin 339’una kısmen olumlu, kısmen de olumsuz cevap verildiği, bu sayının toplam başvurulara oranının ise yaklaşık yüzde 8 olduğu, toplam başvurulardan 133 bin 208 adedinin de reddedildiği, böylece toplam başvuruların yaklaşık yüzde 8’ine olumsuz cevap verildiği kaydedildi. Toplam başvurular içerisinde gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak bilgi ve belgeye erişim sağlanan başvuruların 35 bin 875 olduğuna, bu başvuruların da toplam başvuru sayısına oranının yaklaşık yüzde 2 olduğuna yer verilen açıklamada, başvurusu reddedilenlerden yargıya itiraz edenlerin toplam sayısının ise 783 olarak gerçekleştiği aktarıldı. Kamu kurum ve kuruluşlarına Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında 2018 yılında yapılan başvuruların,

104

HAZİRAN 2019

2017 yılına göre azalma eğilimi gösterdiğine işaret edilen açıklamada, 2017 yılında 1 milyon 806 bin 958 olan başvuru sayısının, yaklaşık yüzde 4 azalarak 2018 yılındaki 1 milyon 733 bin 799 olarak gerçekleştiği belirtildi. Açıklamada, 2018 yılında kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi edinme taleplerini karşılama oranının 2017 yılına benzer şekilde yüksek bir seyir izlediği ve başvuruların yüzde 82 gibi yüksek bir oranda olumlu cevaplandığının görüldüğü bildirildi. Reddedilen başvuruların toplam başvurulara göre oranının oldukça düşük olduğu ifade edildi. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun, 2018 yılında 8 toplantı yaptığı aktarılan açıklamada, 2018 yılı içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin uygulanmasında karşılaştıkları ve tereddüde düştükleri hususlarla ilgili, Kurul’a 3 başvuru ile görüş talebinde bulunduğu aktarıldı. 2018 yılı içerisinde bilgi edinme başvurusu yapanlara, kamu kurum ve kuruluşlarınca verilen cevaplara karşı, Kurul’a bin 159 itiraz başvurusunun da olduğuna yer verilen açıklamada, Kurul’a yapılan itiraz sayısının ve idari yargıya yapılan başvuru sayısının da düştüğü belirtildi.